Genç solculara, yandaşlara ve Kürt arkadaşlara söyleyeceklerim var

Diğer sözüm yandaşlara! 15 yıldır entelektüel bir kadro oluşturamadınız. Bir türlü düşünsel yavanlığı aşamıyorsunuz.

İlk sözüm…
“Bizim Mahalle”deki genç solculara!
“AKP, liberalleri kandırdı, ulusal solcuları da kandıracak” diyor!
Uyarın için teşekkür ederiz.
Peki arkadaş!
Erdoğan, bizim yıllardır söylediğimiz-yazdığımız Gladio taşeronu FETÖ’yü tasfiye etme çizgisine geldiyse ne yapmalıydık?
Üstelik… Mesele FETÖ değil anlamadın mı?
Bak. Sol‘un tarihinden anlatmaya çalışayım:
Çin’in “Atatürk”ü kuşkusuz Cumhuriyetçi Sun Yat Sen idi.
Sun Yat Sen ölünce yerine Milliyetçi Çan Key Şek geçti.
Cumhuriyet rejimini faşist bir diktatörlük haline getirmek isteyen Çan Kay Şek’in ilk yaptığı komünistlere karşı savaşmak oldu. İç savaş sürerken Japonlar Çin (Mançurya) topraklarına girdi.
Japonlar bir taraftan Şanghay‘a çıkıp diğer taraftanMoğolistan‘a ilerlerken Çan Kay Şek komünistleri yok etmek için hâlâ var gücüyle savaşıyordu! İnatla komünistlerin bulunduğu bölgeleri çevirip, yavaş yavaş çemberi daraltarak hepsini öldürmek istiyordu.
Sonunda komünistler Mao önderliğinde çemberi yarıp“Uzun Yürüyüşe” başladı. Ve şu sözü Çin’e yaydılar: “Çinli Çinliyle değil, Japonlarla savaşmalı!”
Söz etkili oldu; Çan Kay Şek ile Mao arasında barış yapıldı; ve böylece Çinliler, Japon emperyalizmine karşı savaşa başladı.
Yani…

Binlerce insanın ölümüne sebep olan iç savaş sürerken Çan Kay Şek ile Mao, emperyalizme karşı bir araya gelip el sıkışıyor ise, bundan ders çıkarmak gerekmiyor mu?
Genç solcu arkadaşım kuşkusuz eleştir.
Ama. Sakın…
O güzel günler için aldığımız “abdestimizden” şüphe duyma!

TEPEDEN İNMECİLİK

Diğer sözüm yandaşlara!
15 yıldır entelektüel bir kadro oluşturamadınız.
Bir türlü düşünsel yavanlığı aşamıyorsunuz.
Örneğin, hâlâ liberal ve FETÖ mensuplarınınterminolojisiyle konuşuyorsunuz.
Bunlardan biri, 15 yıldır Türkiye’deki en büyük sorun gördüğünüz “askeri vesayet” tanımı!
Bu kavramı yıllardır dilinizden düşürmediniz; ve sonuçta 15 Temmuz gecesini yaşattınız ülkeye. Ne yazık ki bilmiyorsunuz; ve en acıklısı bilmediğinizi bilmiyorsunuz!
Bu sebeple hep kandırılıyorsunuz!
Bakınız..
Türkiye siyaset terminolojisinde sürekli bir takım tanımlar ve kavramlar türetilir. Literatüre giren kimi kavramların aslı ile ilintisi yoktur. Buna rağmen bunları hiç tartışmadan kabul ediyorsunuz; aynen “askeri vesayet” gibi…
“Vesayet”; birileri adına egemenliği-otoriteyi denetim altına almak, yönetmektir.
Türkiye’de askeri darbeler, askerin vesayeti için değil;küresel sermayenin hegemonyası için yapıldı. Asker sadece bunun aracı oldu. Evet. 12 Mart’tan 12 Eylül’e askeri darbelerin amacı, ekonomi rejimidir!
Örneğin, Mısır öyle değildir; asker kendi vesayeti için darbe yaptı! Tuğgeneral rütbesinden itibaren askerlere ticaret yapma imkanı verilir; “müteahhit” ya da “turizmci”yapılarak sermayeye iliştirilir.
Türk subayı ise sadece askerdir.
Yani. Türkiye’de “askeri vesayet” dediğinizde, hedefiniz TSK değil, küresel sermaye olmalıdır! Araca baktırılarak amaç gözden kaçırtılıyor!
Bu nedenle…
AKP ve sizler; -küreselleşme kuşatmasına boyun eğmeyen- bağımsızlıkçı askerlere kurulan Ergenekon-Balyoz kumpasına “yeşil ışık” yaktınız!
İşin ekonomipolitik derinliğini kavrayamadığınızdan meseleyi salt, (başörtülüler orduevlerine giremiyor gibi)kültürel boyuta indirgediniz. Kuşkusuz başörtülülerin orduevlerine girememesi büyük ayıptı; ama bu meselenin özü değildi. (Acı olan asker de bunu hiç anlayamadı; çünkü halkından kopmuştu.)
Sonuçta…
Siz yandaşlar; yıllardır “Kemalizm tepeden inmeciliktir”diye diye ülkenin tepesine FETÖ bombaları yağdırılmasına fırsat verdiniz!
Hiç bilmediniz; Kemalizm bağımsızcılıktır.

DÖNEK CEPHESİ

Son sözüm…
Kürt arkadaşlara!
FETÖ ile PKK arasında fark görüyor musunuz?
İkisini de büyüten aynı politik dönem değil mi; 12 Eylül 1980 askeri darbesi!
“Askeri vesayet” gibi o dönemin sihirli sözcüğü “sivil toplumculuk” idi.
Ne tesadüf; iki tanımı/kavramı da dillerinden düşürmeyenler Murat Belgeler gibi -kökü dışarıda- liberaller idi!
Bunlar… Yani emperyalizmin psikolojik savaş mangalarımerkez medyayı kullanarak dönek cephesi inşa ettiler! Cemaatçilik, etnik grupçuluk, mezhepçilik gibi Ortaçağ toplumsal güçlerini, “sivil toplumculuk” adı altında büyütüp beslediler. İşin
özünde…
Sol‘dan devşirdikleri “sivil toplumculuk”, bölünme etkenlerinin bileşkesi yapıldı. Perde arkasında ABD ve AB paraları vardı.
Yani… Kürt arkadaş!
Siz karşı çıksanız da etnisitenin ortaya çıkardığı FETÖ ile PKK aynı zeminde büyütüldüler. Hedefleri, Türkiye’yi parçalara ayırmaktı!
Coğrafi anlamda olmasa da duygusal anlamda ayrıldığımızı görmemek için kör olmak lazım. Bakınız…
Bir değil… İki değil… On değil… Yüz değil… PKK canlı bombaları, çoluk çocuk demeden sivilleri hedef alıyor.
Sizin sesiniz çıkmıyor. Biriniz bile itiraz etmiyor.
Özgür Gündem gazetesi kapatılıyor; hemen yürüyüş yapıyorsunuz; sesinizi yükseltiyorsunuz. Yürüyüş hakkınızdır yapın ama bir kez olsun terörü de kınayın! Ama…
Yapamazsınız… Yaptırmazlar…
Çünkü amaçları yıllardır planladıkları “sivil toplumculuk” projeleriyle halkı-ülkeyi bölmektir. Bu hedefle, yıllardır sinsice halkın arasına kin tohumları serpiştiriyorlar.
Demem şu ki:
FETÖ, PKK ve IŞİD emperyalizmin “üç silahşörü”dür.
Mücadeleyi kazanmanın tek yolu; etnik köken ayrımcılığına karşı sesimizi yükseltmemiz ve birlik olmamızdır.

Kaynak: http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/soner-yalcin/uc-silahsorler-1355875/