Gezegenimizin Çözülemeyen Sırları

Dünyamızda gerçekleşen, sırrı çözülemeyen birtakım ilginç olaylar. Bu ilginç olaylara ait bazı bilimsel yaklaşımlar.

tarihi, coğrafi, jeolojik, psikolojik, biyolojik birçok gizeme dair tamamen bilimsel yaklaşım. hepimizin meraklı olduğu çözülemeyen sırlardan bazılarını popular science dergisi derlemiş ve bilimsel yanıtlar verilmiş.

deprem ışıkları : büyük depremler öncesinde ortaya çıkan ışıklara deniyor. uzun zaman ciddiye alınmamış olsa da 1966’da japonya’da matsushiro depreminde fotoğraflanıyor.

u12  Gezegenimizin Çözülemeyen Sırları u12şekil ve renk bakımından değişerek kimi zaman gökkuşağı gibi birçok renkte, küre şeklinde ya da gökyüzüne yayılmış bir biçimde gözlemleniyor. depremin merkez üssünde de ortaya çıkabiliyor, yüzlerce kilometre ötede de. sebebine gelince, teorilerden birisi nasa fizikçisi friedemann’ın ortaya attığı kayalarda meydana gelen elektrik aktivitesinin ışıkları oluşturduğu teorisi. ancak teori, 2007’de peru’da yaşanan depremde ışıkların ufuk çizgisinde belirmesiyle bölgedeki kaya ve elektrik ilişkisiyle bir alakası olmadığını gösterdi. bir diğer teori de, rutgers’dan shinbrot’un bir deprem simulasyonu yaratarak ortama plastik, cam ve un benzeri tozlar koyarak yarattığı elektrik gerilimi sonucu bu ışıkların oluşabiliceği iddiası. ışıklar hala tam olarak açıklanmış değil. friedemann’ın birçok deprem ışığını açıkladığı düşünülüyor şu an.

yürüyen kayalar : california’da ölüm vadisi’nde bulunan ağırlığı 300 kiloyu bulan taşlar, düz alanda arkalarında iz bırakarak uzun mesafeer kat ediyor. 

u13  Gezegenimizin Çözülemeyen Sırları u13

oluşturulan gözlem grubu, taşlardan bazılarını işaretleyerek nasıl hareket ettiklerini çözmeye çalışıyorlar. geçen 7 yıllık süre zarfında işaretlenen 30 kayadan 28’inin yer değiştirdiği, bazılarının birbirine paralel ilerledikleri gözlendi. kimisi hareket ederken kimisi duruyor, bazısı yıllarca durduktan sonra hareket ediyor. en sonunda grup yer değiştirme anını yakalayı kameraya kaydediyor ve detayları açıklıyor. çöl aslında yıl boyu oldukça kuru ama birkaç santimetre yağmur düşüyor senede. ve bu yağmurlar belli yerlerde birikerek donuyor ve buz kalıpları oluşturuyor. buz önce kayanın kayması için zemin hazırlıyor, sonra gün doğumunda eriyerek zemini yumuşatıyor, rüzgar da kayaların yönünü tayin ediyor. böylece yürüyen kayaların sırrı çözülmüş oluyor.

peri çemberleri : namibya’daki namib çölü’nde yüzeyde, çapları 5 ila 10 metre arasında değişen dairesel şekiller bulunmakta. 

u14  Gezegenimizin Çözülemeyen Sırları u14

kimi zaman kaybolup yeniden çıkıyorlar, kimi zaman büyüyüp küçülüyorlar. hamburg üniversitesi’nden bir araştırmacı daireler içerisinde sadece termitlerin yaşayabilidiğini söylüyor ve onların yaşam döngülerine bağlı bir ekosistem olarak görüyor çemberleri. bir diğer teorisi ise ben gurion üniversitesi’nden bir araştırmacının oluşturduğu simulasyonla bölgedeki büyük bitkilerin küçük bitkilerin suya erişmesini engellediklerini göstermiş ve çemberlerin içinin bitkiden arınmış halde kalmasını sağlıyor. buna bağlı olarak da dönemsel olarak büyüyüp küçülüyor ya da ortaya çkıyor çemberler. şu an kesin cevap verilmese de bu iki teoriden birisi çemberlerin davranışını açıklayacak gibi.

antikythera düzeneği : 1900 yılında girit ve mora yarım adası arasındaki antikythera adasıyakınlarında bir batıkta bulunan 2000 yıl önce antik yunanlar tarafından oluşturulmuş bir mekanizma bu.

u15  Gezegenimizin Çözülemeyen Sırları u15

detayına inmeden bronz çarklardan oluşan oldukça karmaşık bir mekanizma ve bilinen en eski çarklı düzenek. gök cisimlerinin konumlarını ölçmek için kullanıldığı tahmin ediliyor. 2000 yılında oluşturulan bir grup, bunun dünyanın ilk bilgisayarı olduğunu açıkladı. sadece gök cisimlerinin yerini değil, zaman dilimini gösteren, gelecekteki güneş ve ay tutulmalarını hesaplayabilen bir alet olduğu ortaya çıktı. hem de gerçekleşme saatine kadar. o dönemde bunu yapabilecek tek insanın arşimet olduğu görüşü, yaşadığı dönem ve aletin tahmini yaşı ve cicero’nun arşimet’in gezegenlerin hareketini tahmin eden aletinden bahsetmesi, bu düzeneği arşimet’in ürettiği sonucuna götürüyor bilim insanlarını.

plasebo etkisi : ne olduğundan bahsetmeye çok gerek yok. açıklama için beyin aktiviteleri, nöronlar, ve bunlarda yaşanan değişim inceleniyor. ancak incelemeler çok da bir yere varmıyor. bazı hastalıklar için geçerli olsa da, işe yaramayacağı yerler de olabilir.

şimşek topları : yüzyıllardır insanlar tarafından, hatta resimlerle tasvir edilmiş, fırtınalı havalarda ortaya çıkan bu küreler hala gizemini koruyor. 

u16  Gezegenimizin Çözülemeyen Sırları u16

sadece oraj denilen şiddetli ve gök gürültülü fırtınalar sırasında oluşuyor. evlerin içine girdiğini dahi söyleyenler var, hatta çarpması sonucu ölenler. en popüler teori canterbury universitesi’nden geliyor, topraktaki silikon, şimşek, oksijen ve akrbon etkileşiminden oluşuyorlar. başka üniversitelerde bilim insanları bunu test etti, ve ışık topları oluşturmayı başardı. ancak bunun bir şimşek topu olduğundan emin değiller.

gökyüzünden yağan hayvanlar : filmlerde, haberlerde sıkça rastladığımız bir olay, kurbağa, balık, örümcek yağması. bir teori kasırgaların hayvanları kaldırıp başka yere sürüklemesi. ancak bu teoride fikir birliğine gidilmemiş. yağan hayvana göre değişkenlik gösterdiği düşünülüyor sebebinin. balık ve kurbağa konusunda deniz hortumlarının hayvanları içine çekip güçsüzleştiğinde başka yere bırakması. örümcekte ise aynı şey karada gerçekleşiyor. ancak sorun yağan hayvanın tek çeşit olması, aynı anda hem kurbağa hem örümcek yağmıyor. bu yüzden hala açıklanamayan bir şeyler var.

atacama iskeleti : şili’nin atacama çölü’nde 2003 yılında uzun zaman boyunca bozulmamayı başarmış 15 cm boyunda bulunan iskelet. 

gezegen  Gezegenimizin Çözülemeyen Sırları gezegen 1

bulan kişi en yüksek fiyatı verenlere sattı ve bununla birlikte birkaç kez de el değiştirdi. 2009’da bilim insanları için sergiledi ve stanford’dan bir profesör iskelet üzerinde incelemelerde bulundu. alınan veriler iskeletin gerçekten de bir canlıya ait olduğunu gösteriyordu. kafatası yapısı insanınkinden farklı olan iskeletin boyutları cenin olduğu kuşkusunu yaratsa da kemikleri bir cenin için oldukça gelişmiş. veriler boyutunun küçüklüğünün mutasyon sonucu olmadığını söylüyor. genetik olarak benzerliklerinden dolayı da bir primat ancak insan değil. genetik benzerlikler açısından güney amerika’nın batısıyla özdeşleşiyor. genetik sonuçlar ne kadar kesin olsa da hala bu iskelete kesin bir açıklama getirilmiş değil. insan olmadığı yönündeki bilgi ise her zamanki gibi uzaylılara referans vermekten hoşlanan grupları cezbediyor.

düşük frekanslı uğultular : dünyanın neredeyse her bölgesinde, bazı insanlar tarafından duyulan sesler var. bu konuyu araştıran bilim insanları sesi gerçek olduğunu ama herkes tarafından duyulmadığını buldular. 20 kişiden birinin duyabildiği bu ses hiç susmuyor, oldukça rahatsız edici yani. kimi yerde süreklilik gösteren sesler, bazı yerlerde kesilebiliyor. araştırmalardan biri, bu sesi okyanus dalgalarının oluşturduğu titreşimlerin yarattığı. bir diğer teori ise çarpışan dalgaların yarattığı. ancak yapılan deneyler bunların o kadar da yüksek titreşimler üretmediklerini ortaya çıkardı. yeni bir araştırmayla bu iki teori birleştirildi ve uzun dalgaların taban boyunca yayılarak 13-300 saniye arsında sismik hareket yarattığı ve bu sesin dünyanın farklı yerlerine iletildiği ortaya çıktı.

kral kelebeklerinin göçü : her yıl kral kelebekleri kuzey amerika’dan başlayıp 5000 km yol katederek güney amerika’ya göçüyor. 

u17  Gezegenimizin Çözülemeyen Sırları u17

göçün her bir aşaması oldukça merak uyandırıcı. öncelikle göç rotası her defasında değişiyor, fırtınalar, yağmurlar sebebiyle. ve daha önce hiç gitmedikleri rotaları denemek zorunda kalıyorlar. diğer bir gariplik geceyi geçirdikleri ağaçların hiç değişmemesi. özenle seçilen bu ağaç yıl, nesil fark etmezsizin kral kelebeklerinin mola yeri oluyor fakat neden seçildiğinin hala bir açıklaması yok. daha önceden hatırlama ihtimali ise yok. şöyle ki ; bu sene göç eden kelebekler daha önceki göçte doğmamışlardı, geçen göçten kalanlar ise bu göç başlamadan öldüler. diğer bir gariplik bir göç rotası sırasında 4 nesil değişiyor, 6 haftalık ömre sahip kelebekler yolculuğu tek bir nesille tamamlayamıyor. son gariplik ise doğan 4. nesil diğerlerinden 6 ay daha uzun ömre sahip ve göçün devamını sağlıyor böylece. bu konular dair hiçbir açıklama getirilemedi. konakladıkları ağaçları inceleyen bilim insanları, ağaçları kamufle edip kokularını gizlediklerinde bile kelebekler buralarda konakladılar. açıklama olarak bu rotaları genetik olarak devraldıkları anlaşıldı ancak sadece bir yıllık bir bilgiyi genetik olarak nasıl transfer ettikleri açıklanamadı. hala sır olarak devam ediyor bu doğal olay.

londra çekici : 1936 yılında teksas’ta insan yapımı antik bir çekice benzeyen bir alet bulunur.

u18  Gezegenimizin Çözülemeyen Sırları u18

yapılan araştırmada çekici 400 milyon yıl önce ordovisyen devri’ne ait olduğu ortaya çıktı. ancak bu dönemde insanların ataları olan primatlar henüz ortada yoktur. sonuçların yanlış olabileceğini düşünen araştırmacılar tekrar incelerler ve bu sefer de çekic 500 milyon yıllık çıkar. hatta kullanılan malzeme %96 oranında demir içermektedir ki teknoloji yardımı olmadan böyle bir ihtimal yoktur. çekice dair hiçbir açıklama yok hala.

naga’nın ateş topları : her yıl ekim ayında mekong nehrinden yumurta büyüklüğünde ateş topları yükseliyor. bazen 10 bazen binlerce top yüzlerce metre yükselip kayboluyor. bir açıklama nehir dibinde çürümüş maddelerin gaza dönüşerek kendilerini yakmaları. ancak neden yılın bir döneminde olduğunu açıklayamıyor. sonuçta yine bu olayı açıklayan bir teori yok.

piri reis haritası : haritanın bulunan ilk parçasından sonra eksik olduğu fark edilince ikinci parça aranmaya başlandı ve bulunduğunda ortaya yeni bir gizem çıkardı. 

u19  Gezegenimizin Çözülemeyen Sırları u19

orta amerika, florida kıyıları ve küba’yı içeren harita aynı zamanda antarktika kıtasının kraliçe maud topraklarını içeriyordu ki, haritanın çizildiği 1513 tarihinden 300 yıl sonra keşfedilecekti burası. wisconsin üniversitesi’nde bir araştırmacı buranın antarktika değil arjantin kıyıları olduğunu söylüyor, enlem ve boylam hatası olsa da. antarktika gizemi böylece kısmen çözülse, araştırmacı başka bir gizeme dikkat çekiyor. o da o yıllarda henüz keşfedilmemiş ama haritada ayrıntılarıyla resmedilmiş peru.

nazca çizgileri : çok bildik bir olay. nazca’daki çölde kuru zemine çizilmiş onlarca geometrik desen var. 

u20  Gezegenimizin Çözülemeyen Sırları u20

kuş, köpek, maymun,vs. sadece yukardan bakıldığında anlaşılan çizgiler 1926 yılında keşfedildi. inkalardan daha eski m.ö 500 ila m.s. 500 yılları arasında yapıldığı tahmin edilen şekilleri kimin ve neden yağtığı bilimiyor. bazıları yer altı su kaynaklarının yerlerini işaret ettiğini söylüyor, bazıları takımyıldızları. bir ingiliz profesör çizgilerin dini törenlerde kullanılan labirent olabileceğini söylemiş, bir japon araştırmacılar ise farklı tekniklerle çizilmiş, büyük ihtimal başka bir topluluk tarafından, 100 yeni çizgi buldu. henüz bir açıklama yok, ama her şeyi uzaylılara bağlayanlar için, insan yapımı oldukları biliniyor.

bağdat pili : 2000 yıl önce elektrik üretebilen bir çömlek. 

u21  Gezegenimizin Çözülemeyen Sırları u21

bağdat yakınlarında bulunan pil, bakır silinidir ve zift içeriyor ve içerisine koyulan sıvıya göre elektrik üretebiliyor. pil, pers imparatorluğu döneminden ve savaşçı olup bilime önem vermemelerinden dolayı gizem yaratıyor. bir teori tedavi amaçlı elektrik kullanımından üretildiğini söylüyor ama üretilen elektriğin voltajı hiçbir acıyı dindirecek güçte değil. kabul gören tek açıklama elektroliz kaplama için kullanılması. yani bakır ve gümüşü altınla kaplayıp herkesi altın olduğuna ikna ediyorsunuz. hala neden üretildği bilnmiyor.

elektronik ses fenomeni : kayıt cihazlarına yakalanan ürkütücü sesler. ruhların bu yolla bizimle iletişime geçiyor olduğuna inananların sayısı hayli fazla. normal olarak duyulmayan ama kaydı ileri veya geri sardığınızda duyulduğu söyleniyor. bu seslerin kaynağı ise çevredeki diğer elektronik aletlerin çıkardığı sesler. psikologlar ise inananlarıa bunun bir algı oyunu olduğunu söylüyor. ayni neyi bekliyorsak bize beklediğimiz veriyi veriyor. kısaca böyle bir olay yok.

kosta rika taş küreleri : kosta rika’da bulunan çapları birkaç cm ile 2 m arasında değişen taşküreler. taş ustası olarak ünlenmiş diquis halkı tarafından 600-1000 yılları arasında yapıldığı sanıyor. 

u22  Gezegenimizin Çözülemeyen Sırları u22

diquis kültürüne dair neredeyse her şey ispanyol istilası ile yok edildiğinden çok fazla bir bilgi yok taşların yapım amacına dair. bu yüzden de oldukça fazla mit dolaşıyor etrafta. bazıları taşların atlantis’ten geldiğini, bazılarıysa uzaylılarla iletişimde kullanıldığını söylüyor. en büyük gizem ise taşların kusursuz birer küre olması. kansas üniversitesi’nden bir araştırmacı taşları inceliyor yıllardır fakat çok fazla bir veri yok. taşların insan yapımı olduğu kesin üzerindeki çekiç izlerinden dolayı. ama hala neden yapıldıkları bilinmiyor.

sessizlik bölgesi : biraz ürpertici süs katılmış hikayelerden oluşuyor. meksika’nın chihuahuan çölü’nde bulunan bu bölgedeki ilk olay 1930 yılında bir pilotun bölgeden geçerken bütün göstergelerin çılgınca davranmaya başlamasıyla ortaya çıktı. 70’li yıllarca bölgeye yanlışlıkla bir amerikan füzesi düşünce amerikalılar araştırmak istediler. araştırmada hiçbir sinyal türünün buraya ulaşmadığı görüldü. radyo, uydu sinyalleri ulaşmıyor. bölgeye sessiz bölge adını verip gidiyorlar. buraya kadar gerçek olan hikayeye insanlar gizem katıyorlar ve her şeyin açıklanmadığını, burada gizli araştırmaların yürütüldüğünü söylüyorlar. bölgeye fazlaca meteor düştüğü söyleniyor (bu da gerçek). bazılarıysa ufolara ait garip ışıklar gördüklerini ileten insanlarla dolu. baya ünlü bir yere dönüşüyor kısaca. ama olayların çoğu gerçek dışı olduğundan ortada aslında bir şey yok gibi.

kaynak : popular science, gezegenimizin gizemleri