Güvenlik Kapıları ve Cep Telefonlarından Radyasyon Alıyor muyuz?

Sadece alışveriş merkezlerinde değil, metal detektörlü güvenlik kapıları aslında hayatımızın bir çok yerinde mevcut. Peki havaalanları, iş merkezleri, müze ve tarihi mekanların girişlerinde bulunan bu güvenlik kapılarında radyasyona maruz kalıyor muyuz?

Bu konuyu daha doğru bir şekilde anlamak adına öncelikle radyasyon çeşitleri hakkında bilgi sahibi olmalıyız. Elektromanyetik Radyasyon (EMR) adı verdiğimiz kavramı iyonize ve iyonize olmayan elektromanyetik radyasyon olmak üzere ikiye ayırıyoruz.

İyonize radyasyon, canlı doku ile etkileşime geçtiğinde, etkileşimde bulunduğu atomları iyonlaştırarak onların yapısını bozan radyasyon çeşididir. Enerjileri çok yüksek olan bu iyonlar moleküllere çarptığında onları iyonlaştırarak, molekül yapısını, yani yaşamsal işlevlerini bozar. Bu nedenle bu iyonlar “iyonlaştırıcı elektromanyetik radyasyon” olarak tanımlanır. Yapılan çalışmalarda X ve Gamma ışınlarına maruz kalan insanlarda kanserlerin oluşumunun artığı gözlenmiştir. Bir diğer EMR grubu ise iyonlaştırıcı olmayan EMR grubudur. İyonlaştırıcı olmayan radyasyon, atomik bağları kırmak için yeterli enerjiye sahip olmayan fotonları içeren EMR grubunu ifade eden radyasyon çeşididir. (1)

Burada üzerine eğilmemiz gereken önemli unsur iyonlaştırıcı radyasyon kesinlikle insan sağlığı üzerinde tartışmasız bir risk faktörü iken, iyonlaştırıcı olmayan radyasyon için farklı parametreler ve tartışmalar mevcuttur.

İyonize olmayan radyasyon yayan cihazlara konumuz olan metal detektörlü güvenlik kapıları ve cep telefonlarının yanısıra, TV, çamaşır ve bulaşık makineleri de örnek olarak gösterilebilir.

Metal kapı dedektörleri; elektromanyetik alan prensibi ile çalışırlar. Kapı şeklinde belirlenen alanda bir elektromanyetik alan oluşturulmakta ve oluşturulan bu alan içerisinden geçen metal nesneyi metal yoğunluğuna göre tespit etmektedirler. Biraz daha ayrıntılı ifade edecek olursak, gönderilen elektromanyetik dalga rastladığı metal cisim üzerinde “Faraday akımları” denen bir akım indükler. Bu indüklenen akım dedektördeki bobine tesir ederek bir takım küçük sinyal değişmelerine sebep olur. Bu küçük sinyaller elektronik devrelerle kuvvetlendirilerek ses ve ışıklı olarak uyarı vermesini sağlar. Son yıllarda gelişen teknoloji ile metal kapı dedektörlerinin daha detaylı tespit yapmaları sağlanmıştır. Marka ve modele göre üzerlerinde farklı ekstra özellik barındırabilirler. Peki bu sistem insan sağlığı için ne ifade etmekte?

Düşük frekanslı VLF teknolojisini (30-300 kHz) kullanan bu sistemler için insan sağlığını tehdit eden herhangi bir unsur bulunmamakta. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Buyru’nun konu ile ilgili Milliyet gazetesine verdiği röportojda “Güvenlik kapıları radyasyon içermediği için erişkin, bebek ya da rahim içindeki fetuslara zararı yoktur. Bazı yanlış bilgi ve inanışlar var. Güvenlik noktalarının zararlı olduğu ve hamilelerin geçmemesi gerektiği şeklindeki bilgi, bu yanlışa bir örnek. Valizlerin ve çantaların kontrolünü yapan cihazlar x-ray cihazlarıdır. Halbuki kapılarda insanların geçtiği cihazlar sadece manyetik alanın kapanmasına dayanan yöntemle çalışıyor. Yani radyasyon içermiyor. Üzerinizde metal bir cisim varsa manyetik alanı kapatıp ötmeye başlıyor.” (2)

TAEK’ten konuya ilişkin verilen bilgi şöyle: “Güvenlik amacı ile kullanılan ve kapı (metal) dedektörü olarak adlandırılan sistem; manyetik alan oluşturularak içerisinden geçen kişilerin üzerindeki metal malzemelerin tespitinde kullanılmakta olup radyoaktif madde içermemekte ve iyonlaştırıcı radyasyon yaymamaktadır. Söz konusu cihazlar kurumumuzun düzenleyici faaliyetleri kapsamında değildir. (3) Sonuç olarak bu bilgiler ışığında güvenlik kapılarının düşük frekanslı iyonize olmayan radyasyon kullandığından dolayı sağlığa herhangi bir zararı olmadığını ifade edebiliriz.

Güvenlik Kapıları ve Cep Telefonlarından Radyasyon Alıyor muyuz? cep telefonu radyasyon m

Resim 1

İyonize olmayan radyasyon konusu söz konusu olunca burada cep telefonları ile ilgili ayrı bir parantez açmakta fayda var. Cep telefonunun yaydığı radyasyonun kanser oluşturma mekanizması henüz kanıtlanamamış olsa da, pek çok bilim insanının değerlendirmesinden geçmiş bulunmakta.

ABD dahil yedi ülkede yapılan çalışma sonuçlarına göre cep telefonundan yayılan radyasyonun DNA kırıklarına yol açabileceği gösterilmiştir. (4) Cep telefonlarının yaydığı 900 MHz frekansındaki radyofrekans dalgalarına insanlar iki farklı şekilde maruz kalabilmektedir. Cep telefonlarından yayılan radyofrekans dalgaları vücudun çoğunlukla baş olmak üzere  sadece bir kısmını etkilerken,  baz istasyonlarından yayılan dalgalar tüm vücudu etkilemektedir. çalışmalar çoğunlukla bu etkilerden yalnız bir tanesini ortaya koyabilmektedir. Bu iki radyasyon şiddet ve yoğunluk açısından farklılık göstermektedir. (5)Burada cep telefonlarının yaydığı frekans değerinin yüksekliğine dikkat çekmekte fayda var.

Mobil telefonların yaydığı radyofrekans dalgaları hücresel ve moleküler düzeyde bir çok zararlı etkiye neden olmaktadır. Lai ve arkadaşları (6) radyofrekans dalgalarına maruz kalmanın rat (fare) beyin hücrelerinde DNA kırıkları oluşturduğunu bildirirken, buna paralel olarak Robison ve arkadaşları da (7) HL-60 ve HL-60R soylarında elektromanyetik alanın etkisi ile DNA tamir oranında azalmanın olduğunu belirtmektedirler. Manyetik alanlar gibi elektriğin de transkripsiyonu stimüle ettiği (8,9) ve hem manyetik alan hem de elektrik alanlarının DNA ile direkt olarak etkileşime girdiği bildirilmiştir. (8)

Bu bilgiler ışığında güvenlik kapılarının insan sağlığına olumsuz etki ettiğini ifade eden herhangi bir çalışma bulunmamakla birlikte, cep telefonlarının kullandığı yüksek frakans nedeni ile canlı biyolojisini olumsuz etkilediğine dair çalışmalar mevcuttur. Dolayısı ile alışveriş merkezleri vb. yerlerde karşımıza çıkan güvenlik kapılarına karşı aşırı hassas davranmak yerine sürekli baş ucumuzda ve çocuklarımızın ellerinde olan cep telefonlarına karşı bu hassasiyeti  göstermek daha doğru olacaktır.

 

Kaynaklar
(1) Elektromanyetik Dalgaların İnsan Biyokimyası Üzerine Etkileri
Dr. Fatih Yağmur*, Arif Bozbıyık**, Dr. İ. Hamit Hancı*** *Araştırma Gör.; Ankara Ü. Adli Tıp AD, Ankara ** Yüksek Lisans Öğr.; Ankara Ü. Tıp Fak. Adli Tıp AD, Ankara ***Prof.; Ankara Ü. Tıp Fak. Adli Tıp AD, Ankara • 2003 • cilt 12 • sayı 8 • 296
(2) http://www.milliyet.com.tr/hamileler-guvenlik-kapilarindan-gecmeli-mi–pembenar-detay-hamilelik-1048907/
(3) http://www.taek.gov.tr/hizmetlerimiz/lisans-izin-uygunluk-islemleri/152-lisans-sonrasi-islemler-/711-lisans-sonrasi-islemler-.html
(4) Khurana GV, Teo C, Bittar GR. Health risks of cell phone technologia, Surgical Neorology, 2009:72;436-438z
(5) Hyland GJ. Physics and biology of mobile telephony Lancet, 2000;356(9244):1833-36
(6) Lai H, Singh NP. Melatonin and a spin-trap compound block radiofrequency electromagnetic radiation-induced DNA strand breaks in rat brain cells.  Bioelectromagnetics 1997;18:446-54
(7) Robison JG, Pendieton AR, Monson KO, Murray BK, O.neill KL. Decreased DNA repair rates and protection from heat induced apoptosis mediated by  electromagnetic field exposure. Bioelectromagnetics 2002;23(2):106-12
(8) Blank M, Soo L, Lin H, Henderson AS, Goodman R.Changes in transcription in HL-60 cells following exposure to alternating currents from electric fields. Bioelectrochem Bioenerg    1992;28:301-9
(9) Blank M, Goodman R. Do electromagnetic fields interact directly with DNA? 1997;18(2):111-5
(10) Manyetik alanın organizma üzerindeki biyolojik etkileri
Fehmi .Özgüner*, Hakan Mollaoğlu *** Süleyman Demirel üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji AD, Isparta ** Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji AD, Afyon

Görsel Kaynaklar
Kapak Görseli: http://im.haberturk.com/2015/02/07/ver1423314983/1040282_620x410.jpg
Resim 1: http://okyanusum.com/wp-content/uploads/2008/05/cep-telefon.jpg