Üç Harfliler

Üç Harfliler

Aslında hepinizin uzaktan ya da yakından bildiği, en kötü bildiğini fark etmediği bir gerçek var: Türk sinemasında korku filmleri hep ‘üç harfliler’den oluşuyor.

Eğer kendi halinizde bir ‘beyaz Türk’seniz zaten “ben Türk korku filmi izlemem aga” diyenlerdensiniz tabi. Siz değerlendirme dışısınız. Bunu sadece ben söylemiyorum. 2015’te yapılan küçük bir araştırma, Türk korku filmlerini en çok muhafazakar olduğunu söyleyen seyircilerin izlediğini ortaya koymuş.
– Bu işi kıvıramıyorlar abi,
– Sen hiç Hollywood izlemedin galiba hacı,
– Baba Paranormal Aktivite’yi seyrettin mi hiç? Bırak bu işleri, gibilerinden beyaz yaka söylevlere alışkınım yani

Musallat ve Siccin serilerinin sevgili yönetmeni Alper Mestçi’yle de bir çok kez bu konuyu konuşmuşluğum vardır. Neden bizim memlekette başka bir cins korku filmi çekilmiyor da, sadece cin filmleri piyasaya hakim?

Çekilemez tabi arkadaş!
Drakula desen kazma dişli bi ucube, zaten abimiz Romen. Bizde Romen vatandaşlara karşı bir sempati var. Korku duyulmuyor yani. Hem Drakula abi yıllar önce hakkın rahmetine kavuşmuş. Bütün bunları bir araya getirmeden, Drakula’dan devşirme vampir filmi işine girsen iyice çuvallarsın. Biz tarihle pek ilgili bir millet değiliz malum.

Ayrıca vampir meselesinde bir sıkıntı var: Vampir dediğin sana sanki iyilik yapıyor gibi bir şey, seni ısırınca ölmüyorsun. Hele yeni nesil vampirler eskisi gibi ecik bücük de değil. Aslan gibi oğlanlar, su gibi kızlar, sonsuza dek yaşam, müthiş bir zenginlik. Kim vampir olmak istemez? Ya da nesinden korkacağız bu zibidilerin?

Zombi filmi çekelim Türkiye’de desen, o da kültürümüzde yok. Bizde toprağın altına girdin miydi, hesap gününe kadar oradasın. Beyne bulaşan virüs, beyin yiyen ağır aksak tiplere dönüştürüyor insanları. Gerçi koşturanı da var bu zombinin ama, filmde ‘böö’ etkisinden başka, yatarken zombi gelecek diye düşünüp korkan olduğunu sanmıyorum memlekette. Bizim erkek kısmısı zaten “bir kafa çakarım zombiye!” diye düşünüyordur kesin.

Japon işi korku filmleri var, mesela ‘kuyudan çıkan kız Samara’ kafası. Bu da bizde asla yürümez. Kuyudan çıkmış, geceliğiyle ıslak ıslak sana doğru seyirten kız gördü mü bizim erkek tayfası… Neyse burada durayım. Yani anlayacağınız, tehlikede olan etraftaki ahali değil, iffet problemi yaşayacak olan Samara olur! Sonra filmin adı ‘Samara nasıl kurtulur’, tür: Dram…

‘Slasher’ yani bol kanlı, testere katilli işler de yürümüyor. Çünkü büyük üzüntüyle söylüyorum, bizim memlekette katliamlar genellikle ev içinde, ev ahalisine karşı yapılıyor. Eltisiyle basılan yengesini on dört yerinden bıçaklayan koca haberlerinden korku filmi çıkmaz.

Tanımadık insana saldıran, dağ başında bir kulübeye gelen tiki arkadaş grubuna dalan ve ilk şişman, gözlüklüyü öldüren insan yok bizde. En fazla kampa giden doğa sevdalılarına sinir olup, ‘bizim yaylamıza niye geldiniz da!’ kafasıyla, gecenin bir vakti mobiletleriyle kamp alanında turlayıp naif bir huzursuzluk yaratır bizim insanımız.

Seri cinayet desen mümkün değil. Gerçekçiliği yok. Memleketteki son ‘seri cinayet katili’ bildiğin bir dolmuşta yakalandı. Bu kadar halka inilir mi kardeşim? Sen memleketin en son gördüğü manyak katilsin. Biraz sofistike davranamadın mı? Hayır. İlla ‘şuradan bir Menderes uzatır mısınız?’ kafasına geçeceksin!

Zaten seri bir katil de değildi de, memleket o kadar kafası çalışan katil zanlısına hasretmiş ki, izlerini örtmeye çalışan bir denyoya paye veren vereneydi.

İşte bu gerçekler eşliğinde, bu memlekette hiç bir gerilim ya da korku filmi yapılamıyor. Ya da yapılsa da batıyor.

Şahsen kendim, iki adet korku filmi senaryosu yazmış bir insanım. Tabi ki bu gerçeklerin farkında olarak, ben de ‘üç harfli’ konulara daldım. Arkadaş, senaryoları yazarken o kadar çok korktum ki!

Size abartılı gelecek ama, korku filmi yazma moduna girmek için, bir kulağıma korku filmleri müzikleri açtım, kulaklıkla dinliyorum. Ama bir taraftan da o kadar korkuyorum ki yazdıklarımdan, televizyona Sünger Bob Kare Pantolon açtım! Olayı eşitleyip, nötralize etmeye çalıştım!

Anlamışsınızdır, ben bu ‘üç harfliler’ meselesinden çok korkarım. Bu konuyla ilgili kendi evimde bizzat yaşadığım sıkıntıları izlemek için Youtube’a ‘Anlatanadam – Bu yaptıklarımı takdir edeceksin ve Kuyudan çıkmış Japon’ yazmanız yeterli.

Evde sürekli sessizce arkamdan gelerek şaka yapan, gözlerini belerterek beni korkutan, gecenin kör karanlığında uyanarak kendi kendine konuşan, bana korku eziyetleri yaşatan sevgili eşim Nünü’ye yazdığım bir şiirle yazımı noktalamak istiyorum.

Kadından Korkarım, Kuyudan Çıkabilir

Bak aşkım yapma bunu işte
Yaklaşma arkamdan başın yerde
Halka’daki Samara mısın? Ne o öyle?
Köprüleri atarım sebebi sensin

Sessizce gezersen Kore’li gibi
İçime kaçarım bu bende fobi
Karanlıkta farketmez exorcist, zombi
Hastaneye yatarım sebebi sensin

Paranormal Aktivite yaptırma bana
Aşkımızı bu yoldan saptırmasana
Kuyudaki Japona bakarcasına
Çatılara çıkarım sebebi sensin

Bu vesile ile geçmiş Cadılar Bayramınız kutlu olsun. Her nerede ve niye bizde de kutlanıyorsa? O da bir muamma…

Not: Bana Twitter, Facebook ve Instagram’dan ulaşabilirsiniz: @anlatanadam

hurriyet.com.tr