Hayatı anlamak, kader, boyutlar

Hayatı anlamak, kader, boyutlar

İnsanın dünyayı ve hayatı anlaması için beş duyu organı yetmez, şimdilik tam olarak bilemeyeceğiz gibi görünüyor, ama teorilerimiz var dünyayı anlamak için.

Bildiğiniz gibi noktanın herhangi bir boyutu yoktur. Kâğıda bir nokta çizerseniz boyutu 0 olur. Bu sıfırıncı boyuttur. Karşısına bir nokta daha çizerseniz ve iki noktayı birleştirirseniz ortaya bir doğru çıkar. Bu tek boyutludur. Bir kâğıt düşünün, kâğıdın üzerinde karınca yürüsün. Siz karıncaya yukarıdan bakıyorsunuz. Karınca iki boyutlu oluyor. Yani orası ikinci boyut oluyor. Şimdi elinizdeki kâğıdı sonundan ve başından birleştirin. Karıncayı üzerinde yürütün. O zaman karınca üçüncü boyutta yürümüş oluyor.

Hayatı anlamak, kader, boyutlar Hayatı anlamak, kader, boyutlar Hayatı anlamak, kader, boyutlar Hayatı anlamak, kader, boyutlar Hayatı anlamak, kader, boyutlar Hayatı anlamak, kader, boyutlar Hayatı anlamak, kader, boyutlar Hayatı anlamak, kader, boyutlar Hayatı anlamak, kader, boyutlar Hayatı anlamak, kader, boyutlar Hayatı anlamak, kader, boyutlar Hayatı anlamak, kader, boyutlar Hayatı anlamak, kader, boyutlar Hayatı anlamak, kader, boyutlar Hayatı anlamak, kader, boyutlar Hayatı anlamak, kader, boyutlar  Hayatı anlamak, kader, boyutlar Hayatı anlamak, kader, boyutlar Evrende boyutlar 2

Üç boyut; derinlik, uzunluk ve genişlikten oluşur. Şimdi biz üçüncü boyutla beraber atomları oluşturmuş olduk. Evet, buraya kadar üçüncü boyutu gördük.

Dördüncü boyut ise zaman. Sizin için zaman, siz embriyo iken başlayan ve ölümünüze kadar ilerleyen çizgidir. Bu arada yaşarsınız ve ölürsünüz. Bu zaman çizgisini hayal ederek ilerleyeceğiz. Bu çizginin üzerinde yürüyeceğiz. Evren hep genişleme eğilimindedir. Entropisi sebebiyle genişler, genişler ve genişler.

Evrenin de bir yaşı ve bir zaman çizgisi vardır. Ta ki içindeki enerji tükenene kadar. Bir teoriye göre içindeki enerji tükendiği anda artık daralmaya başlayacak ve zaman tersine akacak. Yani şu anda hepimiz evren daralırken geçmişe doğru yaşıyor olacağız. Termodinamiğin ikinci kanunundan dolayı böyledir.

Termodinamiğin ikinci kanununa göre, her şey kötüye gidecek. Dördüncü boyut ölene kadar üzerinde yürüdüğünüz çizgidir. Başlangıç ve sonu içerir. Beşinci boyut, bizim hayatımızı kapsıyor. “Her tercih bir vazgeçiştir” lafının romantikliğini bir kenara bırakırsak buna beşinci boyut diyoruz. Yani siz eski sevgilinizin yerine, başkasını seçmiş olun bu bir beşinci boyuttur. Doktorluk yerine, mühendisliği seçmiş olun bu bir beşinci boyuttur.

Şöyle düşünün: Bir ağaç üzerindesiniz. Ağaç sizin dördüncü boyutunuz. Hep bir dalı seçiyorsunuz. İşte bu dalların hepsi sizin hayatınıza etki eden olasılıklar ve olaylar. Bunların toplamı tüm ağacı verir. Bu beşinci boyuttur. Eğer beşinci boyutu algılayabilseydik bu ağacın tamamını görebilirdik. Bu yetiye sahip olsaydık, olasılıklarımızın hepsini görürdük. Ama biz beşinci boyutu algılayabilecek düzeyde değiliz. Fakat bazen algılarız. Nasıl mı? Mantığımızla.

Şu anda açsınız. Lokantaya giderseniz de sonucunda doyacaksınız; evde çorba yaparsanız da doyacaksınız. Yani tercih sonunda doyacaksınız. Yapacağımız işlemin sonunda doyabileceğimizi biliyoruz. Ama, belki lokantada hoş biriyle tanışacaksın? Belki çok sevdiğin, beğendiğin biri orada olacak?! Bilemezsiniz. Evde oturdunuz çünkü. Beşinci boyuttaki kısa bir aralığın sonunda doyduğunuzu gördünüz ama sonrasını göremediniz. Çünkü bu algıya sahip değiliz. Şimdi lokantaya gittiniz ve vahim bir kaza geçirdiniz. Felçli kaldınız ve dediniz ki keşke o zamana geri dönseydim de lokantaya gitmeseydim; belki o zaman döndünüz ve deprem oldu. Yine felçli kaldınız. Keşke burada yaşamasaydım dediniz ve çok geriye gittiniz, o an geldiği zaman başka bir tercih yaptınız ve sonucu değiştirdiniz. İşte siz bu sefer altıncı boyuta geçmiş oldunuz. Çünkü ağacınızı farklı bir ağaç yaptınız.

Beşinci boyut olasılıklarınız, tercihleriniz sonucu ortaya çıkan olaylar bütünüdür. Altıncı boyut ise istemediğiniz bir olayı geriye gidip yani geçmişe dönüp değiştirip kendinize yeni bir hayat yaratma boyutudur.

Yedinci boyutta kendimizi değil yaşlı evrenimizi düşüneceğiz. Artık işin içine evren giriyor. Einstein ne demişti? “Evrenin bir geçmişi, bir şimdiki zamanı ve bir de geleceği var.” Yani evrenin de kendisine çizdiği bir çizgi, bir yol, bir ağaç var. Evren de bir yol üzerinden ilerliyor, yaşlanıyor ve değişiyor. Bakın şimdi yedinci boyuta geçtik. Evrenden bahsediyoruz yani. Evrenin en başına dönelim. Evren de patlamayla oluştu ve çizgisini çizdi. İşte altıncı boyutu yani tercihlerimizi de kapsayan bu evrenin boyutuna, sonsuzluğa, evrenin çizgisine yedinci boyut diyoruz.

Bu evrendeki yer çekimi kanunları, ışığın hızı, sürtünme kuvvetleri falan hepsi biliniyor değil mi? Peki ya en başta bir şeyler farklı olsaydı da farklı bir evren oluşsaydı? En ufak bir değişiklikle “yer çekimsiz bir evren”, “ışık hızının saatte 2 km olduğu bir evren” oluşsaydı? İşte başka bir evren oluşursa yani bizim başka bir hayat ağacımız gibi başka bir evren oluşursa bu sekizinci evren olur. Paralel evren dediğimiz şey bu evrendir. Buraya geçiştir. Orada başka şeyler yapıyor olabiliriz.

Evren nedir, sonsuzdur. Çizgisi üzerinde ilerliyor. Farklı bir evren de başka bir yerde ilerliyor olsun. Sonsuz evrenimizden, diğer sonsuz evrene geçişlerimizi sağlayan tüm kırılmaları kapsayan boyut,dokuzuncu boyuttur. Tüm bu boyutları kapsayan bir nokta düşünün. Bu dokuz boyutu ve evrenleri kapsıyor. Böyle bir nokta içinde her şey oluyor ve bitiyor. Kapalı bir nokta. İşte bu nokta da onuncu boyuttur. Ne demiştik en başta? Noktanın boyutu yoktur. Onuncu boyuttaki noktanın da bulunduğu yerde ne zaman vardır ne de kural.

Bu teorinin adı onuncu boyut teorisidir ve tüm olasılıklar teorisi diye de geçer.

İnsanlar düşünmeye başladığı ilk günden bugüne bulunduğu dünyayı hep merak etmiştir. Sürekli evrenle ilgili araştırıp, düşünmüştür, teoriler geliştirmiştir. Bu teorilerden birisi de boyutlar teorisi… Yazıyı bitirirken, “Bizler hangi boyuta kadar gelebildik?”, “Bütün boyutları kavrayabilecek miyiz?”,”Tanrı hangi boyutta?” gibi sorulara cevap vermeye çalışalım.

Sudan gelen mesaj

Biz insanlar kuantumla beşinci boyuta kadar gelebildik. Bunu örnekleyecek olursak; bilimle mistisizmin kesiştiği araştırmalar arasında en popülerleri: Masaru Emoto’nun yaptığı “Message From Water“ (Sudan Gelen Mesaj) deneyi.

Arada fiziksel bir bağlantı olmadığı halde, düşüncelerimizle maddeye bile nasıl şekil verebildiğimizle ilgili bir araştırma. Özeti şöyle: Çeşitli suları alıp kristalleştiriyor, kristalleri mikroskopla incelediğinde çok değişik şekiller oluşuyor. Aynı kaynaktan alınan sulardan birine “Teşekkür ederim“ dediğinde, suyun şekli mükemmel kristal halini alırken; “Beni hasta ediyorsun, seni öldürmek istiyorum” dediğinde suyun şekli bozulup, çirkinleşiyor. Yani suyun girebileceği potansiyeller var. (Beşinci boyutu hatırlayın.) Biz, bir gözlemci olarak, suyun o potansiyellerden hangisini seçeceğini belirliyoruz.

Ayrıca tekrar belirtmekte fayda var, bu örnek beşinci boyutta bir örnek. Kuantumda bugünkü bulgular beşinci boyut seviyesinde olduğundan, kuantumla bir seviyeye kadar açıklanmakta Dr. Emoto’nun su deneyi. Daha ileri seviye için (altıncı boyut ve sonrası) günlük hayatımızı etkileyen bir örnek henüz yok, kanıtlanmış bir deney de yok. Kutsal kitaplarda bahsedilen varlık (tanrı) eğer var ise beşinci boyut veya daha üst boyutlarda bulunuyor. Üçüncü veya dördüncü boyutta bulunması “kader“i gözlemlemesi/yönetmesi için yetersiz.

Son olarak Stephen Hawking’in bir sözünü paylaşmak isterim:

If we find a unified theory, it would be the ultimate triumph. For then we would know the mind of God.

Eğer birleştirici bir teori bulabilirsek, bu nihai zafer olacaktır. Böylece Tanrı’nın düşüncelerini algılayabiliriz.

Kaynak: https://gaiadergi.com/hayati-anlamak-kader-boyutlar/