Herkes iyi yaşamak ister. Bunun nasıl yapılacağı, insandan insana, hayattan hayata değişir

Herkes iyi yaşamak ister. Ben de öyle sanırdım. Sonradan sezmeye başladım ki, iyi yaşamanın anlamı her bireye göre değişiyor. Örneğin benim için iyi yaşamak, zamanı olanaklara göre en unutulmaz bir tat içinde değerlendirmek olmuştur.

İyi yaşamak sadece bir para pul sorunu değil, aklına estikçe azgın bir boğayı boynuzlarından tutup dizlerinin üzerine çökertmektir.

Bunun nasıl yapılacağı, insandan insana, hayattan hayata değişir.

Bazılarına göre iyi yaşamak, Sağmacılar koğuşunda demli çay ısmarlamaktır.
Bazılarına göre iyi yaşamak, aşk peşinde henüz daha kimsenin geçmediği yollardan Afganistan’a gidip, paramparça olmuş tek kristal bardağıyla uçağa yalnız binerek İstanbul’a geri dönmektir.
Bazılarına göre iyi yaşamak, Tokyo parklarında Londra’yı konuşmaktır.
Bazılarına göre iyi yaşamak, her umudun bombok olduğu bir gecede şampanya içmektir.

Bazılarına göre iyi yaşamak, hem evlilik çemberine sığamamak hem de yalnızlıktan yakınmamaktır.

İyi yaşamayı herkes ister.
Siz öyle sanın…

Genellikle insanlar güvenceli bir yaşamda gösterişli olmak isterler.

Bazılarına göre iyi yaşamak, kimseye kızmadan ve kimseye saygısızlık etmeden cehenneme gitme özgürlüğünü, böyle bir özgürlüğün de kullanabileceğini takdir edebilecek vicdanları kabul etmektir. Bazılarına göre iyi yaşamak uluslararası toplantılardan sıkılıp Venedik’te gondol sefası yapmaktır.

Bazılarına göre iyi yaşamak, her şeyi sıfıra indirip, yaşama on kez yeniden başlamaktır.
Bazılarına göre iyi yaşamak, aklına esince basıp gitmektir.
Bazılarına göre iyi yaşamak, sonatları çok güzel çalan bir Fransız kemancısının konçertolarla senfonileri de çalması için ona bir orkestra bulmayı düşünmektir.
Bazılarına göre iyi yaşamak, söverken kibar olmak, kibarken de sövmektir.

Bazılarına göre iyi yaşamak, “önemli” sayılan her şeyi buna inanmışlara bırakmak ve kimsenin önemli saymadığı ayrıntılarda kâğıttan kayıklar yüzdürmektir.
Bazılarına göre iyi yaşamak, yerli yersiz şiir okumaktır.
Bazılarına göre iyi yaşamak, gerçekten sevmektir.
Bazılarına göre iyi yaşamak, iyi yaşamasını bilmeyenlere karşı koyacak kadar güçlü olmaktır.

İnsanların hepsi iyi yaşamayı severmiş.
O kadar sevseler yaşarlardı.
İnsanlar iyi yaşamışlığın ne olduğunu henüz öğrenemediler bile…
İpinin kopmasından ödleri koptuğu küçük tespihlerindeki üç beş çekirdeği durmadan çekmekle günlerini eritip gidiyorlar.

Musset, tek vefalı dostunun yalnızlık olduğunu söylemişti.
Can Yücel de öyle…
Ben de onları anlıyorum.
Belki de iyi yaşamak, anlamaktır.
Hele anlatılan, kuyuya atılan bir taş kadar başarılı yalnızlıksa…

Çetin Altan