Hiçbir şey göründüğü gibi değil!

Görünenin ardında bambaşka olaylar var. Yüzleşmek, özgürleşmek isteyen, merak eden herkesin farkındalıkla okumasını ve cesaretle deneyimlemesini diliyorum.

Erken boşalma sorunun ardında kaybetme korkusunun, kedi fobisinin ardında suçluluk ve çaresizlik duygularının, sosyal fobinin ardında utancın ve öfkenin, ilgi bağımlılığının ardında derin acı ve üzüntünün yer aldığını biliyor muydunuz? Elbette herkes için genelleyemeyiz ama anlatmaya çalıştığım şu; görünenin ardında hiç ummadığınız, çoktan unuttuğunuz olaylardan kalan duygular ve korkular var.

Danışanlarımla çalıştığım regresyon seanslarında gözlemlediğim; kararlarımızı etkileyen, davranışlarımızı belirleyenin her zaman bilinçaltımız olduğu.

buzdağı  Hiçbir şey göründüğü gibi değil! buzdagi
Bilinçaltı; kararlarımızı etkileyen ve davranışlarımızı belirleyen bir kontrol merkezi.

Çocuk halimiz karar veriyor her şeye, biz farkında bile değiliz. Bu çocuk, yaşadığı ve ilk izlenimlerini aldığı olayların; duyguları ve korkularıyla davranıyor, karar veriyor. Geçmişte bir şekilde baş ettiği, hayatta kalmayı başardığı olaylar karşısında ifade edemediği sıkışmış duygular ve korkular var.

Bu bastırılan sıkışmış duygusal enerjiler de bir şekilde fobilere ve bazı sorunlara sebep oluyor.

Bilinçaltı; fobilerle bir nevi kişiyi oyalıyor ve esas olan derindeki duygularla kişinin yüzleşmesini engelliyor. Ya da hastalık gibi sorunlar yaratarak yaşadığı çatışmayı çözmeye çalışıyor.

Aslında kendi kendimizin şifacısıyız
image1 (2)  Hiçbir şey göründüğü gibi değil! image1 2 e1473405760707
Dr. Bülent Uran’ın son kitabı ‘Regresyon Hipnoterapisi’ düşünce kalıplarını, duygu ve korkuları çözmek adına önemli bir eser.

Yıllarını hastalıkların ardındaki düşünce kalıplarını, duygu ve korkuları çözmeye adayan sevgili hocam Dr. Bülent Uran’ın seans çözümlemelerinin yer aldığı son kitabı ‘Regresyon Hipnoterapisi’ni okudum. Elimden bırakamadım. ‘Kadın Olmak’ adlı kitabımda yazdığım regresyon hikayelerini okuyanlar da, geçmişte yaşadıkları pek çok olayı hatırladıklarını ve duygularının yoğunlaştığını, bedenlerinde fiziksel bir his olarak duyguyu hissettiklerini ifade ettiler. İşte; kendi kendimizin şifacısı olduğumuzun kanıtı bu aslında. Hissi hissetmek, duygularımıza götürüyor. O an tek yapılması gereken duyguyu boşaltmak.

Öfkeyse eğer alın bir yastık vurun, üzüntüyse eğer gözyaşlarınızı tutmayın akıtın. Ağlamak şifadır. Ya da başka hangi duygu, korku geliyorsa sadece ellerinize enerjiyi topladığınızı hayal edin. Yastığa vururken bu enerjinin aktığını hissedin ve hayal edin.

Cevabını bulamadığınız sorularınız varsa, kendinizi biraz daha yakından tanımak ve keşfetmek istiyorsanız, fobilerinizle vedalaşma zamanı geldiyse, bağımlılıklarınızdan özgürleşme isteği varsa ve daha da önemlisi bilinçli farkındalığınızla yaşamınızı sürdürmek istiyorsanız belki de regresyon ile birikmiş duygularınızı serbest bırakma zamanı gelmiştir.

Duygu, korku dediğimiz şey enerjidir. Ve bize yük yaratan enerjileri ifade ederek serbest bıraktığımızda hem bedenen hem de zihnen rahatlarız. İşte o zaman iyi hissederiz.

İyi hissettiğimizde zaten MUTLU ve HUZURluyuz. Öyle değil mi

Kaynak: http://www.uplifers.com/