Hissettiğimiz gerçekten cinsel çekim mi?

Hissettiğimiz gerçekten cinsel çekim mi? Yoksa onu başka duygularla mı karıştırıyoruz?

Televizyonda gördüğümüz çöpçatan programlarının çoğu aynı özelliği paylaşıyor: Yarışmacılar, tanımadıkları insanlarla kısa konuşmalar yaparak bunlardan beğendikleriyle program sonrasında da görüşmeye karar veriyorlar. Peki bu kısa görüşmelerde yarışmacıların karar mekanizmaları nasıl çalışıyor? O kadar kısa bir sürede karşı tarafın kişiliğini anlamak imkansız olduğuna göre, daha çok fiziksel etkenlerin ön plana çıktığını söyleyebilir miyiz?

Bu sorunun cevabı evet. Çünkü yapılan psikolojik araştırmalara göre; farklı nedenlerle fiziksel olarak uyarılan insanların hoşlandıkları cinsten tanımadıkları biriyle tanıştıklarında, hissettikleri çekim de artıyor.

Hissettiğimiz gerçekten cinsel  Hissettiğimiz gerçekten cinsel  Hissettiğimiz gerçekten cinsel  Hissettiğimiz gerçekten cinsel  Hissettiğimiz gerçekten cinsel  Hissettiğimiz gerçekten cinsel  Hissettiğimiz gerçekten cinsel   Hissettiğimiz gerçekten cinsel Hissettiğimiz gerçekten cinsel çekim mi? sweet kiss

Psikolojik araştırmalara göre; farklı nedenlerle fiziksel olarak uyarılan insanların hoşlandıkları cinsten tanımadıkları biriyle tanıştıklarında, hissettikleri çekim de artıyor.

Bilimsel araştırmalar

1970’li yıllarda, Kanada’da, bu düşünceyi destekleyen ilginç bir araştırma yayımlanmıştı: Biri çok yüksek ve tehlikeli görünen, diğeri ise daha alçakta ve dengede iki köprünün kullanıldığı araştırmada, çekici bir kadın araştırma görevlisi bu iki köprüde yürümesi sağlanan erkeklere yaklaşıyor. Köprünün ortasındayken erkek katılımcılara bir anket veriliyor. Bir resmi kısaca anlatmaları istenen anketi bitiren erkek katılımcılara, kadın araştırma görevlisi telefon numarasını veriyor ve eğer konuşmak isterlerse o gece onu arayabileceklerini söylüyor.

Araştırmanın sonunda tehlikeli olan köprüde yürüyen erkeklerin diğer köprüdekilere göre hem anket kağıtlarında daha fazla cinsel içeriğe yer verdiği, hem de kadın araştırma görevlisini aramaya daha fazla eğilim gösterdiği ortaya çıkıyor.

Farklı metotlarla bu çalışmaya benzer sonuçlara ulaşan sayısız araştırma mevcut. Bu çalışmalardan birinde, araştırmaya katılan erkeklere birkaç dakika veya birkaç saniye koşmaları söyleniyor. Ardından izletilen videoda kadın bir üniversite öğrencisine duydukları cinsel ve duygusal çekim değerlendiriliyor. Araştırmacılar, daha fazla koşan erkeklerde bu oranın daha yüksek olduğu sonucunu elde ediyor.

Öte yandan bu etki sadece erkeklerle sınırlı değil. Kadın katılımcıların araştırmacılar tarafından yanlış bir kalp ritmi monitörü kullanılarak kalp ritimleriyle ilgili yüksek veya düşük bilgisinin verildiği başka bir araştırmada, görüştükleri erkek bir röportörün onlarla ilgili olumlu, olumsuz veya nötr gibi değerlendirmeler yaptığı söylendi.

Sözde uyarılan yani kalp ritmi yüksek olan kadınlar, olumlu değerlendirme karşısında ikinci bir görüşme gerçekleştirmeye eğilimliyken, kalp ritmlerinin düşük olduğu söylenen kadınlar aynı değerlendirmeye rağmen ikinci bir görüşmeye ilk grup kadar eğilim göstermedi.

Peki bu etkileri nasıl açıklayabiliriz?

Psikologlar; bireylerin, yaşadıkları fiziksel uyarılmaları, durumla değil kişiyle ilişkilendirdiği görüşündeler. Bir başka deyişle, egzersiz veya korku gibi nedenlerden dolayı yükselen kalp ritmi hızının nedenini çözemeyip bunu yeni tanıştığımız çekici birine yorabiliyoruz. Ayrıca farklı nedenlerle yaşadığımız fiziksel uyarılmanın hemen ardından tanıştığımız kişileri, normalden daha fazla çekici bulmamız da son derece olası.

Kaynak: lehmiller.com