İçimi dökeceğim hacı, dayanamıyorum. Valla siyaset de yapmayacağım

İçimi dökeceğim hacı, dayanamıyorum. Valla siyaset de yapmayacağım, sadece bu durumu konu mankeni olarak kullanacağım.

Trump diye bir adam var, sözleri, argümanları, her şeyi karikatür gibi. Sahiden leş bir herif. Robert de Niro video çekip Trump’a küfrediyor, “vay be ne cesur adam” deniliyor, Harry Potter’ın yazarı J. K. Rowling bu adamla dalga geçen tweet’ler atıyor “vay be ne zeki kadın” deniliyor. ABD’li ünlüler; demokrat, özgürlükçü, hümanist (kısacası tüm iyi şeyleri bünyesinde barındıran) bir imaj çizmek için bu adama laf dizme yarışına girmiş durumda. Aynısını Avrupalılar veya bizimkiler de yapıyor (onlara ne oluyorsa). Oysa Trump ile eski mahalleden çocukluk arkadaşım Hasan’ın 15 yaşındaki halini karşı karşıya getirsek, Hasan daha aklı başında konuşur. Bu adama laf etmenin bir esprisi yok ki. Hani Dark Knight filminde Joker, sıradan polisleri değil de sadece Batman’i kale alıp onunla bizzat uğraşmak istiyordu, zira sadece Batman kale alınmaya değerliydi Joker için. O hesap işte. Trump, Batman değil ki uğrunda iki çift laf etmeye değsin.

Tüm ABD başkan adayları seçim kampanyaları için büyük şirketlerden bağışlar alırlar, bir siyasetçinin bu maddi destek olmadan eyaletten eyalete dolaşması, her yere afişlerini astırması, medyada gündemden düşmemesi mümkün değildir. Trump zaten iş adamı olduğu için belki bizim Cem Uzan’ın 2002’de yaptığı gibi kendi reklam kampanyalarını yürütecek güce sahip olabilir ki kendi iddiası da bu yönde. Her neyse, mesele o değil. Hillary Clinton’ın direkt Soros’tan ve onunla bağlı şirketlerden milyonlarca dolar bağış aldığı, Dünya’nın yuvarlak oluşu kadar bilinen bir vaka. Hatta Soros’tan aldığı bağış kendisine bir gazeteci tarafından sorulunca dünyanın en kral ad hominem’ini yapıp lafı geçiştirdi geçenlerde, bulursunuz video’sunu. Hillary Clinton’ın ne olduğu güpegündüz bilinen bir durum. Geçen sene Wikileaks, Hillary’nin mail’lerini sızdırdığında ben bile yuh demiştim, “ben bile” diyorum zira yıllardır ilgi alanımdır bu mevzular, biliyorsunuz. Hillary Clinton gibi iradesiz olmaya mahkum bir siyasetçinin bile dünya üzerinde elinin kolunun uzanmadığı hiçbir yer olmadığını gördüm o mail’lerde. Zaten Lynn de Rothschild iyice kafeslemiş Hillary’i, bildiğin kanka vaziyetindeler, her mail’leşmenin sonunda “xoxo diye sevişiyorlar.

Kısacası Hillary Clinton, Trump’ın komik olmayanıdır. Eski başkan Bush “aptal” imajlıydı, sonraki başkan Obama “okumuş” ve “görgülü” imajlıydı, fakat değişen bir şey olmadı. Değil dünyayı, ABD’yi bile ikisi yönetmedi. Hal böyleyken sadece 2 başkan adayının hesapta “yarıştığı” ABD seçimlerinin bir şeyleri değiştirdiğine sahi sahi inanan insanları ayrı bir kefeye koyuyorum zira bu insanlarla muhatap olmaya dahi katlanamıyorum artık, Esas uyuz olduğum kesim, işte şu az evvel bahsettiğim ciddi ciddi Trump’a muhalefet etmeye adanmış ve bu şekilde kendini “iyi insan” diye göstermeye çalışan kesimdir. Bu insanlar aynı zamanda yolda dayak yeseniz görmemiş ayağına yatıp yanınızdan öylece geçip giden insanlardır. Bu insanlar aynı zamanda Facebook’ta 1 aylığına kapak fotoğrafına SOMA yazdıktan sonra ellerine geçen ilk fırsatta, kendi güç ve kudretleri yettiği ölçüde şark kurnazlığı yapan insanlardır. Bu insanlar aynı zamanda parasını vereceğinizi belirtme maksadıyla elinizdeki 3 lirayı havaya kaldırıp otobüste “fazla akbili olan var mı?” diye seslendiğinizde,10 saniyelik zahmete katlanmamak için sizi duymamazlıktan gelenlerdir. Bu insanlar aynı zamanda hep kalbi temiz olan ama nedense dünyanın anasını siken insan topluluklarıdır. Ellerine imkan geçmemiş Stalin Jr’lardır.

Yani sadece ünlüsünden, akademisyeninden, gazetecisinden bahsetmiyorum, senden benden bahsediyorum. Adamın adı Nuri, memleketi Bursa, Trump’ın ne kadar kötü bir adam olduğu hakkında 10 paragraf metin yazıyor. Nuri, senin Orta Asya’dan göçen büyük büyük dedenin bindiği atın nalını döven demir ustasının çırağını sikeyim Nuri. Şirazemi kaydırdın Nuri. Sana sövecem diye emekçiye patladım Nuri. Amına koduğumun Pierre Cardin poşedine koyulmuş Dost yoğurdu seni.

Kaynak: https://www.facebook.com/sikkofieldmichael