‘İkna odaları’nın kapıları belki de ‘imam hatipliler’ tarafından kadınlara açılacak

“Elbette başlarını açmaları için değil, kendilerini dünyaya da bir iyice kapamaları için”

Cumhuriyet yazarı Tayfun Atay,  Türkiye Gençlik Vakfı Kayseri Şubesi ve Kayseri Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri tarafından yayınlanan bir videoyla ilgili olarak “Artık tesettürü kazıyıp altında Şeytan’ı buluyorlar! Belki filmdeki başörtülü Şeytan’ın izahı da bu” dedi. 28 Şubat sürecinin en çok eleştiri alan uygulamalarından olan ‘ikna odaları’nı hatırlatan Atay, “Eğer buysa demek ki ‘ikna odaları’nın tarihe karışması da, tesettürün üniversitelerden emniyet müdürlükleri ve müdirelerine kadar serbest hale gelmiş olması da ‘kesmiyor’. Kim bilir belki de “ikna odaları”nın kapıları tekrar, ama bu defa ‘İmam-Hatipliler’ tarafından açılacak kadınlara. Elbette başlarını açmaları için değil. Başını kapamanın ötesinde kendilerini dünyaya da bir iyice kapamaları için” ifadesini kullandı.

Tayfun Atay’ın “Şeytan tesettüre girerse…” başlığıyla yayımlanan (12 Ekim 2016) yazısı şöyle:

İnternette hanidir tıklanma rekorları kıran Türkiye Gençlik Vakfı Kayseri Şubesi ve Kayseri Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi damgalı fantastik bir video var. Üç parçadan oluşan kısa film şeklindeki videoda her daim ve hayli alışık olduğumuz üzere yine kadın araçsallaştırılarak günah korkutmacası eşliğinde “takva”ya çağrı yapılıyor.

İlk parçada tesettürlü bir genç kızımızı kanepeye rahat vaziyette oturmuş ve elindeki cep telefonuyla iştahlıca meşgul vaziyette izliyoruz. Bu arada ezan duyuluyor ama kızımız hiç istifini bozmadan telefonla takılmaya, arkadaşlarıyla yazışmaya devam ediyor. Annesinden gelen “Hadi namaza” çağrısını da geçiştiriyor.

Ardından kızımızın suretindenmiş hissini de veren bir “dişi” varlık beliriyor onun yanında. Şeytan bu!.. Ve ona hırıl hırıl bir sesle, “Ne gereği var şimdi namazın?! Saate baksana, daha erken… Daha alışveriş yapacaksın, buluşacaksın. Namazın kazası var, ama onun yok” diyor.

Yani dini-bütün kızımızı kendisine uydurarak “takva”dan uzaklaştırmaya, “Masiva” (dünya) ile oynaşmaya kışkırtıyor. Böylece onu baştan çıkarmaya çalışıyor.

Fakat elbette son anda imam-hatiplilik ruhu imdada yetişiyor ve kızımız Şeytan’ın aldatmacasından sıyrılıp “Ben İmam-Hatipliyim, namazımı kılmalıyım, bunlarla uğraşmamalıyım” diyerek namaza duruyor. Fonda makamlıca yükselen “Bismillah”lar eşliğinde Şeytan acıyla inim inim inlerken filmin ilk kısmı tamamlanıyor.

Diğer iki parçada da benzer formatlı kurmacalar yer almakta. İlkinde aynı tesettürlü kızımızı bir kafede ve karşı masada oturan iki oğlandan biriyle mahcup mahcup “kesişirken” görüyoruz. Kızımızın Şeytan’ı yine geliyor ve onu gidip oğlanla konuşmaya, bu fırsatı kaçırmamaya kışkırtıyor. Ama tabii sonuç, yine “Bismillah”lar eşliğinde “Ben İmam-Hatipliyim. Günaha bulaşmamalıyım!..” Ve Şeytan yine mafiş…

Son parçada da tesettürlü kızımız bir mağazada etek bakıyor. İki seçenekten biri kısa etek. Şeytan onu bu defa da kısa eteği alması için tahrik ediyor. Kızımız bir an yine dünya zevklerine kayar gibi olsa da son anda yine “Bismillahlar ve “Ben İmam-Hatipliyim, kısa etek giymem!..”

Bu vasat propaganda malzemesinin internette paylaşım ve yazışım rekoru kırmasına neden olan en ilginç yanı, tesettürlü kızımızın Şeytan’ının da tesettürlü olması.

Evet, yanlış duymadınız, karşımızda kararmış gözleri ve dudaklarıyla, kırmızı boynuzları ve peleriniyle, ama aynı zamanda başı örtülü, hatta kara çarşafa bürünmüş halde İslâmi “hicab” ölçülerini gözeten bir Şeytan var!..

İmam-hatiplim Şeytan’ı tesettüre sokmuş, Allah’ın emrine, dinin farzına uydurmuş.

Acaba neden böyle yapmış? Bunun üzerinde düşünmek durumundayız biraz.

Aklıma hemen gelen, dindar-muhafazakâr camiada, özellikle mutaassıp kesimlerde sıkça dillendirildiğine tanık olduğum bir “sorun”: Genç kızların, kadınların tesettüre girseler de ne dinin kurallarına dikkat ettikleri, ne de amelleri bihakkın yerine getirdikleri yolundaki şikâyet… Onların kamusal alanda başörtülü ama (nispeten) “serbest” davranış sergilemelerinden duyulan rahatsızlık…

Söz gelimi bir erkekten gelen şöyle bir değerlendirmeyi çok net hatırlıyorum:

“Genç hanımlar ben başörtüsüyle gidebiliyorum artık her yere diyor, ama sen başörtüsü için mücadele verdiğin zamanlarda dudağında ruj yoktu! Yani kozmetiğe boğuldular. Mesela bir Müslüman kadın için namaz mı önce gelir, tesettür mü? Hiç kuşkusuz namaz önce gelir. Ama tesettürlülerin yüzde 80-90’ı namaz kılmıyor. Ben ne anladım bu işten?..”

Böyle olduğu için zahir, artık tesettürü kazıyıp altında Şeytan’ı buluyorlar! Belki filmdeki başörtülü Şeytan’ın izahı da bu…

Ve eğer buysa demek ki “ikna odaları”nın tarihe karışması da, tesettürün üniversitelerden emniyet müdürlükleri ve müdirelerine kadar serbest hale gelmiş olması da “kesmiyor”.

Kim bilir belki de “ikna odaları”nın kapıları tekrar, ama bu defa “İmam-Hatipliler” tarafından açılacak kadınlara.

Elbette başlarını açmaları için değil.  Başını kapamanın ötesinde kendilerini dünyaya da bir iyice kapamaları için!..

Kaynak: http://t24.com.tr/