İnsanın Huzur Dolduğu Bir An: Kendinin Sıradan Biri Olduğunu Fark Etmek

Kabullenmesi zordur fakat bir insanın, kendisinin sıradan biri olduğunu fark etmesi kadar da huzur veren az şey vardır bu hayatta.

çekoslavakyada iş aramaktan, otostopla kübaya gitmekten, evde taze fasulye yerine çin yemeği yapmaya çalışmaktan, beslemek için satılık iguana aramaktan, uzakdoğulu ya da zenci sevgili arayışından, senden başkasının okumadığı dergilere abonelik ücreti ödemekten vazgeçildiği andır.

evet, hayat kısa ama beyhude yere yormamak lazım bünyeyi; farklılık uğruna kafayı bite sokmamak lazım.

belki de naif değişikliklerle arada sıradanlığı kırmak daha caziptir.

ne adamlar gördüm bir sene çinde yaşamış mesela; tek tespiti; -abi yemekleri çok kötü- oluyor. ne hayatı vasat görünen insanlar var; öyle bir keyif alıyor ki oturma odasını boyamaktan, insan onu tom sawyer sanıyor.

au01  İnsanın Huzur Dolduğu Bir An: Kendinin Sıradan Biri Olduğunu Fark Etmek au01

fiziksel olarak ne çok güzel ne çok çirkin olmak, benzer 30 insanla aynı servise binerek aynı fabrikaya çalışmaya gitmek, gümüşlüğe bardak dizmek sıradanlık gibi gözükebilir ama alınan keyif tüm geyikliğini nötrler.

vazgeçilebilir bir insan olduğunu fark etmek de iyi gelir bünyeye, -ben böyleyim o’ lum- kaprisleri yerini belki de -özür dilerim yaaa- lara bırakır.

sıradanlık rutine binmediyse güzeldir. kirlenmek kadar olmasa da.

anti narsist bir eylemdir; sıradanlığın farkında olmak.

ne kadar erken ayıkırsanız bu duruma o kadar iyi bak. hem maddi hem de manevi olarak daha sağlıklı bir hayat için elzem bir şey bu. öncelikle şu fotoğrafa iyice bir bakın.

au012  İnsanın Huzur Dolduğu Bir An: Kendinin Sıradan Biri Olduğunu Fark Etmek au012

yine de “banane yaaaeee ben özelim .s .s” diyorsanız dünya nüfusunun %1’inin hatta belki daha da azının sıradan olmayan insanlardan oluştuğunu kafanıza güzelce yerleştirin.

ben de özel olduğumu düşündüm hep. ben lan ben! ben zannediyorsam zaten herkes zanneder. 4-5 yaşlarımı hatırlıyorum en fazla. o zamanlardan başladı kendimi özel hissetme durumu. daha öncesini, doğumumu falan hatırlayabilseydim o zaman da özel olduğumu, ben doğarken doğumhanenin bir ışık topuyla dolduğunu falan iddia ederdim. neyse…

4-5 yaşlarında çok olmak istememe ve tüm maddi ve manevi desteklere rağmen ninja kaplumbağa (özellikle mikalenjelo ama donatello’ya da razıydım) olamadığımda anlamalıydım özel bir insan olmadığımı. vazgeçmiştim ninja kaplumbağa olmaktan ama hala özeldim.

sonra sahne sanatlarına merak saldım. tüm muhteşem özelliklerimin burada ortaya çıkacağını biliyordum. anaokulunda kırmızı başlıklı kız piyesinde kurt kıyafetleri içinde altıma işeyince farkına varsaydım sıradanlığımın daha sancısız bitecekti belki bu süreç ama olmadı..

au0123  İnsanın Huzur Dolduğu Bir An: Kendinin Sıradan Biri Olduğunu Fark Etmek au0123

ilkokula başladığımda hedefim bambaşka boyutlara kaymıştı artık. düz çizgi bile yaparken zorlanmama rağmen kamyon şoförü olmaya karar vermiştim. ama babamın aldığı ve öğretmek için günlerini verdiği bisikleti paslanmaya terk edince yine özel bir insan olma planlarım suya düşmüştü. futbolcu olmak istedim sonra. işte buydu tüm yeteneklerimi deli gibi akıtacaktım futbolda ama hep kaleye geçen şişman çocuk oldum. kalecilikte özelleşeyim derken bir baktım “çok gol yiyor bu yaaee” diye oyunlara bile alınmıyorum. sıradan sıradan oturuyorum kenarda.

ümidimi kaybetmedim çünkü tüm özel insanlar hep ilkokulda sorunlar yaşamışlar böyle. ortaokulda, lisede hala özel olduğumu hissediyordum. önce bir halk oyunları konusunda özel olduğumu düşündüm. ama ortaokul seçmelerinde ön elemenin de ön elemesinde elenerek yine yeteneksizliğin, sıradanlığın dibine vurdu. pes etmedim, edebiyat alanıydı yeni hedefim. dünyanın en büyük aşklarını, ayrılıklarını ben yaşadığım ve tüm şarkılar benim için yazıldığı için duygusal yönümü ortaya çıkarmaya karar verdim. benim gibi özel bir insan nasıl harcanabilirdi ki?

edebiyat da değildi benim özel olduğum alan. neydi acaba? kesinlikle bir şey vardı, onu bulmalıydım. üniversiteyi kazandım kör topal bir şekilde. üniversite tam benim yerimdi. yıllarca pusmuş bekleyen tüm özelliklerim fışkıracaktı adeta. satranca merak saldım. işte benim büyülü dünyamdı burası. kasparov’un eline satranç tahtası verebilecek kadar özeldim bence. 7-8 yaşındaki çocuklar 5 hamlede mat oldum, vazgeçtim. ama dur! evet ya! doğru ya tiyatroydu benim özel olduğum alan. bunu nasıl fark etmemişim yıllarca. seçmelerde öyle bir performans sergiledim ki gerçek kesit’in setine bile 100 metre yaklaştırmazlar beni. ı ıh yok tiyatroda da sıradan bir insandım.

au01234  İnsanın Huzur Dolduğu Bir An: Kendinin Sıradan Biri Olduğunu Fark Etmek au01234

ben bu üniversiteyi niye kazanmıştım? çünkü eşşeğin si… neyse tabi ki özel olduğum alan bu bölümdü. ah salak kafam. hayvan gibi ortalama yapıp erasmus avrupa, oradan ver elini amerika. bilim dünyasında çığır acacaktım. ondan sonra hooop gelsin nobel ödülleri. plan mükemmeldi de işte hoca taktı bana hoca. fark etmedi bendeki cevheri. en fazla avrupa’da edirne’de tava ciğer yiyip geri döndüm. ama ciğer şahane onu diyeyim.

mezun oldum. hala sıradan olmadığım bir şey yoktu ama vardı ben biliyordum çıkacaktı ortaya. zar zor bitirdiğim okuldan sonra hangi şirketin ceo’su olsaydım acaba? 15000 liranın altında teklif kabul etmeyecektim maaş için. çünkü özeldim. ne yani sıradan insanlar gibi 1000-2000 tl falan mı alacaktım? almadım zaten. 1.5 sene işsiz kaldım.

işte kırılma noktası buydu. sonunda 25 yaşında dank etti kafama. ne özeli olm? ondan sonra hedeflerimi öyle bir küçülttüm ki inanamazsınız. ne psikolojim bozuluyor, ne özel olduğumu iddia ettiğim işler için boş yere para harcıyorum. kafam rahat. bir işe girdim. yaptığım iş hiçbir özellik, pırıltı gerektirmiyor tam benlik.

au012345  İnsanın Huzur Dolduğu Bir An: Kendinin Sıradan Biri Olduğunu Fark Etmek au012345

hedeflerimi küçülttüm dedim ama kesinlikle kaybetmedim. mesela haftalık hedeflerim var. pazartesi sabahı koyuyorum o hedefi kendime; “cuma akşamını görmek”. bunun için uğraşıyorum tüm hafta. ve yüzlerce haftadır ulaşıyorum bu hedefime. başarıya doyuyorum. bak bugün yine cuma oldu. yine başardım! arkadaşlar çalışınca gerçekten oluyor bazı şeyler yılmayın.

neyse yine farkında olmadan tuğla gibi yazmışım. sonuçta burası ekşi sözlük buradakiler hep özel insanlar ben hariç.

o yukarıdaki fotoğraftaki toz tanesi olan dünya buradaki inanılmaz özel pirens ve pirenseslerin etrafında dönüyor taaağ mı gerizekaaalılar?

kaynak: https://seyler.eksisozluk.com