Irak’ı bölmek istiyorlar, Suriye’yi bölmek istiyorlar ve Kıbrıs’ı birleştirmek istiyorlar. Kim?

Soner Yalçın: Beni sıkıştıramazsınız

Mahir Kaynak vardı… Aytunç Altındal vardı… Birkaç isim daha vardı. Yalçın Küçük kaldı. Onun da sesini-yazılarını tüm kanallar ve gazeteler “ölüme mahkum” etti. Sadece pazartesileri Odatv’de röportajı yayınlanıyor.

Bir-iki isim daha sayabilirim; ama sanırım ne demek istediğime dair yeterlidir. Şu…
Bu isimler bize farklı düşünmeyi öğretiyordu. Öğrenme kabiliyetini artırıyorlardı.
Kimine göre ise bunlar toplumu yanıltan “komplo teorisyeni” idiler!
Olağanüstü bir zeka, bilgi/ kanıt ve yaşam pratiği gerektiren “komplo teorileri” bizim ülkede hep küçümsenir; gülünç bulunur! Gizli, şeytani, esrarengiz laflar söyleyen-yazan herkes “komplo teorisyeni” yapılıverir! Şaşırtıcı değil…
Şüphe duymayan, soru sormayan yani aklı/rasyonaliteyi yok sayan bir toplumda, “derinlikli düşünceye” bu tepkinin gösterilmesi doğaldır. Ki bu çevreler “teori yapmanın” ne olduğunu bile bilmez. Kuram mı dedin; düşünce sistematiği mi dedin; ne gerek var bu zırvalıklara; “şeyh-şıh hurafesi” ne güne duruyor!
Siz de böyle düşünüyorsanız bundan sonrasını okumayınız, derim!
Başlayabilirim…

Son bir haftada yapılan dört görüşme kafamı karıştırdı: Birincisi; Erdoğan 13 yıl sonra bir İsrail televizyonuna çıktı; Kanal 2’de İlana Dayan’ın “Uvda” (Gerçek) programında soruları yanıtladı. (Dayan, İsrail Ordu Radyosu’nda da sabah programı yapıyor. Siyonist politikacı Shmuel Dayan’ın yeğeni.) Röportajın bir yerinde Erdoğan’ın şu sözü dikkatimi çekti: “Beni sıkıştıramazsınız!” Bu cümlenin psikolojik çözümlemesini yapamam. Ama siyasi değerlendirmesini yapmaya çalışabilirim. Bunun için diğer görüşmelere değinmeliyim…

İkinci-üçüncü görüşme

Gelelim ikinci görüşmeye…
Erdoğan, İsrail kanalına “beni sıkıştıramazsınız” dediği saatlerde, Birleşmiş Milletler gözetiminde İsviçre’nin Mont Pelerin kasabasındaki Le Mirador Hotel’de, Kıbrıs görüşmeleri yapılıyordu!
Bu noktada parantez açıp kafamı karıştıran üçüncü görüşmeden bahsetmeliyim:
Stratejik güvenlik bağlamında Doğu Akdeniz’in en kritik bölgesi Kıbrıs için görüşmeler başlamadan önce bir köşe yazarı atlayıp adaya gitti; ve KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile röportaj yaptı. Bu isim, Habertürk gazetesinden Soli Özel idi.
Şaşırdım, medya genellikle Kıbrıs konusunda duyarsızdır.
Şaşırdım, hep röportaj veren öğretim üyesi Soli Özel, bu kez röportaj yapmaya gitti.
Bir Yahudi Türk vatandaşının milli mesele konusunda duyarlı olması alkışlanmayı hak ediyor kuşkusuz!

Soli Özel sayesinde İsviçre’de Türk tarafının neyi savunacağını öğrendik; özellikle harita ve güvenlik konuları konuşulmayacaktı. Kıbrıs’ın yönetim şekli, mülkiyet dağılımı, AB konuları ve ekonomisi müzakere edildikten sonra bu iki madde görüşülecekti.
Kıbrıs görüşmesine dün aniden ara verildi. Rum tarafı, “Türk askeri adadan çekilsin” diye diretmişti. Hani bu konu görüşülmeyecekt? Meğer ana konu buymuş!
Şimdi. Detaya girmeden ortaya çıkan şu sonucu yazayım:
Musul’da çatışma var; Türk askeri istenmiyor.
Mümbiç’te çatışma var;Türk askeri istenmiyor.
Ve Kıbrıs’ta güvenliği sağlayan Türk askeri istenmiyor. Kim?..
Irak’ı bölmek istiyorlar.
Suriye’yi bölmek istiyorlar.
Ve Kıbrıs’ı birleştirmek istiyorlar. Kim?..
Kantonlar konuşuluyor…
Özerklikler konuşuluyor…
Federasyonlar konuşuluyor…
Ve Kıbrıs tek devlet haline getirilmek isteniyor. Kim?..
Kuzey Irak, Kuzey Suriye, Kuzey Kıbrıs… Yoksa siz bunların birbirinden bağımsız olaylar olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Yok yok “komplo teorisi” bunlar siz inanmayın; saf olmaya devam edin!..
Bitmedi..

Dördüncü görüşme

Kafamı karıştıran dördüncü görüşmeye geleyim:
Kıbrıs müzakeresiyle aynı günlerde yapılan gizli Golan Tepeleri görüşmesi!
ABD, Rusya ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin arabuluculuk ettiği; ve İsrail, Ürdün ile Suriye’nin katıldığı görüşmenin konusu, BM gözetiminde askerden arındırılmış bölgenin paylaşımı!
İki düşman İsrail ile Suriye, Golan Tepeleri için neden gizli görüşmelere başladı?
Mesele sadece toprak paylaşımı mı?
Mesele sadece platodaki su kaynakları paylaşımı mı?
Yoksa… İsrail’in kuzeyindeki Golan Tepeleri’nde yeni bulunan milyarlarca varillik zengin petrol yatakları mı?
Tam bir yıl önce…
Amerikan şirketi Genie Energy’nin İsrail’deki kolu Apek, Golan Tepeleri’nde önemli miktarda petrol rezervi bulduğunu açıkladı. (Genie Energy sahibi Howard S. Jonas’ın siyonist Yahudi olduğunu eklemeliyim.)
Sormalıyım; Türkiye, İsrail ile ne zaman barıştı? Soru yanıttır.
Siyonizmi “insanlık suçu” olarak tanımlayan; Mısır’daki darbenin arkasında İsrail olduğunu söyleyen; Gazze konusunda geri adım atmayan Erdoğan, İsrail’e karşı neden birdenbire yumuşadı? Üstelik… İsrail nasıl “sıkıştırma” pozisyonuna geçti?
Sebep belli… “Kim” sorusunun yanıtı belli…
Kuzey Kıbrıs, Kuzey Suriye ve Kuzey Irak’ta ne olduğu açık!
İsrail’siz Ortadoğu politikası olmaz.
İsrail’siz petrol paylaşımı yapılamaz.
İsrail’siz petrol taşımacılığı gerçekleştirilemez.
İsrail’siz Kıbrıs antlaşmasına imza konulamaz.
Dikkat ediniz:
Bu işler konuşulup-tartışılırken İsrail adı hiç geçirilmez! Geçirilirse onun adı “komplo teorisi” olur! Yersen!..
Musul’u ayrı konuştururlar.
Mümbiç’i ayrı konuştururlar.
Kıbrıs’ı ayrı konuştururlar.
Sen “bunların hepsi büyük planın yansımasıdır” dersen adını “komplocuya” çıkarırlar!
İşte böyle böyle insanlara düşünme, bilme kabiliyetini kaybettirdiler. Akılsızlığı yücelttiler, vasatı yükselttiler.

Tek bir tez ileri sürülemez; teori inşa edilemez hale getirilir!
Yandaş, İsrail kanalındaki röportajı günlerdir yayınlamaya devam eder; “Erdoğan, İsrail’e nasıl kafa tuttu” diye. Bilmedikleri…
Lafla petrol gemisi yürümüyor!

sozcu.com.tr