İran aktarmalı uçuşum nedeniyle dün ilk kez bu ülkede bulundum. (İran’da kadın olmak)

İran aktarmalı uçuşum nedeniyle dün ilk kez bu ülkede bulundum.

Ülkedeki başörtüsü zorunluluğunu biliyordum ama yaşamak bambaşkaymış. Uçak inerken başımızı kapatmamız gerektiği konusunda hostesler tarafından sessizce bilgilendirildik.

Yanında şal bulunmayan yolculara havayolu şirketi tarafından el altından şal sağlandı. Erkekler ise o sırada telefonlarında oyun oynuyorlar, gazeterini okuyorlar ya da bize bakıp eğleniyorlardı. Kadın olmak daha ilk dakikada zordu bu topraklarda. Kimimiz tırnaklarında oje ile, kimimiz daracık taytlarla ve hatta kimimiz gayrimüslim haliyle başlarımız örtülü olarak uçaktan inerken uçağın kapısında güvenlik görevlisi tarafından imanımız, pardon başörtümüzün uygunluğu, kontrol edildi.

5 saatlik aktarma süresi boyunca öylece sesimizi çıkarmadan bekledik. Her geçen dakika daha fazla zoruma gitti bu durum. Problemim başörtüsü takmayla ya da takanla değil asla, takmayı zorunlu tutanla; nitekim başörtüsü kullanana 2. sınıf insan muamelesi yapıp çıkarmaya zorlayan kafa ile başörtüsünü zorunlu tutan kafa aynı.

Bu 5 saat boyunca zorlama olmayan dinime mensup zorbalarla kavga ettim beynimin içinde. “Senin dinin sana, benim dinim bana” diyen Kafirun’u okumuyorlardı belli ki namazlarında. Ülkedeki kadınların ve hatta gelen turist kadınların düzgünlüğü kontrol edilen başörtülerinden sevap kazanmaca fikri oldukça dahiceydi.

Diğer uçuşuma geçerken cahilce (!) erkek güvenlik kapısından geçmeye çalıştığım farkedildi; uyarıldım ve erkeklerle aynı sıraya girmemesi gerektiğini bilmeyen benim gibi birkaç hemcinsimle birlikte ceza olarak kadın kapısında tekrar sıra bekleyip sonunda bu ülkeden ayrılabildiğimde boğazım düğüm düğümdü.

Daha kimbilir neler yaşıyorsun İranlı kadın. Sana sabır; onlara akıl, fikir, hoşgörü diliyorum.

Kaynak: https://www.facebook.com/photo