İslamcı yazar Levent Gültekin; İslamcı aydınların sefaleti

İslamcıların bir ülke, dünya, medeniyet tasavvurları vardı. Savundukları değerler, o değerler etrafında kurmayı tasarladıkları bir yaşam şekli vardı.

Yıllarca bunu gerçekleştirme hayaliyle yazdılar, konuştular, çabaladılar.

Fakat hiçbir şey hayal ettikleri gibi olmadı. Çünkü hayatın gerçekleri farklıydı. Farklı inanan, farklı düşünen, farklı yaşayan, milyonlar vardı bu ülkede.

İslamcılar, başkalarının haklarını, fikirlerini, düşüncelerini, yaşam tarzlarını hesaba katan, onları da hayal ettikleri yaşamın bir parçası yapan yaklaşımı ortaya koyamadı. Gelinen noktada, kendilerini yenileyip yeni duruma göre yeni bir fikir, yeni bir yaklaşım da geliştiremiyorlar.

Sonuçta İslamcılık derin bir iflasa sürüklendi. Savundukları bütün değerler, muhalifken ileri sürdükleri bütün fikriler büyük bir erozyona uğradı.

Şimdi İslamcıların tam olarak neyi, yani hangi değerleri savunduklarını, neden şikayet ettiklerini, ülkenin karşı karşıya kaldığı sorunlara ne tür çözüm önerileri getirdiklerini bilmiyoruz.

Bir ideolojinin iflası anlaşılabilir bir durum. Çünkü bu, sadece İslamcıların başına gelen bir şey değil. Dünyada birçok ideolojik hareket iktidara geldiğinde benzer bir iflas yaşadı. Fakat mensuplarının bütünüyle iflas etmesi, çaresizliğe teslim olması, kendini yenileyememesi, evrensel değerlerden hatta kendi inanç değerlerinden bile vazgeçmesi, olacak şey değil.

Sakın yanlış anlamayın. TV ekranlarında gördüğünüz üç beş devşirme iktidar yandaşı soytarıdan bahsetmiyorum.

Edebiyatla uğraşan, şiir, hikaye, roman yazan; sinemayla, felsefeyle ilgilenen, düşünen, tartışan birçok İslamcı yazar, akademisyen, kanaat önderi vardı. Hepsi birden ortalıktan kayboldu. Sanki bu ülkede öyle insanlar yaşamıyor artık.

Ülkede bunca olay oluyor, yazarlar, gazeteciler, aydınlar birer birer hapse atılıyor. Tek birinden itiraz, kınama sesi veyahut farklı bir öneri gelmiyor.

Yıllarca dindar kesime yapılan haksızlıklara özgürlük adına karşı durmuş, sesini yükseltmiş farklı kesimden birçok kimse bugünlerde iktidarın hedefinde. Ya hapisteler ya da işlerinden oldular.

Tek bir İslamcı aydın, yazar, gazeteci, akademisyen olup bitenle alakalı tek bir satır yazı yazmıyor, bu insanlara yönelik baskılara tek bir cümle etmiyor.

Mesela Aslı Erdoğan, Özgür Gündem gazetesinde yayın danışmanı diye müebbet hapisle yargılanıyor.

Yayın danışmanlığı ile hapis ya da müebbet ceza arasındaki korkunç adaletsizlikten rahatsızlık duymuyorlar.

Yıllarca İslamcılara uygulanan baskıya karşı çıkmış Ahmet Altan, Mehmet Altan, Şahin Alpay, Murat Aksoy, Ahmet Turan Alkan, Nazlı Ilıcak, Necmiye Alpay ve diğerleri, aylardır hapis yatıyorlar. Tek bir İslamcı aydın çıkıp da “Nedir bu insanların suçu?” diye sorma cesareti gösteremiyor.

İktidara muhalif bir gazetenin, Cumhuriyet’in karikatüristi Musa Kart, yazarı Kadri Gürsel gibi 10 yazarı ve yöneticisi sudan bahanelerle hapse atıldılar. Tek bir İslamcı yazardan “Siz ne yapıyorsunuz Allah aşkına?” sorusunu duymadık. Duymuyoruz.

İslamcı aydınlardaki bu duyarsızlık sadece farklı kesimlerden aydınlara, yazarlara değil. Kendi arkadaşları, “Ağabey” dedikleri Ali Bulaç aylardır hapiste, tek bir tanesi çıkıp da Ali Bulaç hakkında tek bir cümle edecek cesareti de gösteremedi.

Diğer yazarlara kendi mahalleleri bir şekilde sahip çıkıyor. Fakat Ali Bulaç’a kendi arkadaşları bile sahip çıkmadığı için bütünüyle unutuldu içeride.

Korkunç bir sinmişlik hali var.

KHK ile on binlerce suçsuz, günahsız insan işinden atıldı. Atılmaları yetmezmiş gibi iktidar bu insanların SGK’sına KHK ile ihraç edildiğini işlediği için, bu insanlar hiçbir yerde iş bulamıyorlar.

Bu da yetmezmiş gibi büyük bir kısmına bir de yurt dışına çıkış yasağı konulmuş.

On binlerce aile alenen açlığa, yokluğa mahkum edilmiş.

Şehirler yıkılmış. İnsanlar aç, susuz çadırlarda yaşıyor. Her gün onlarca çocuk ölüyor.

Başkanlık sistemi adı altında, kanun yapma dahil bütün yetkilerin tek bir kişiye devredilmesi gündemde.

Bütün bu yaşananlarla ilgili tek bir İslamcı aydından eleştiri, itiraz veyahut aklıselim yaklaşım gösteren, tek bir söz eden kimse çıkmıyor.

Tüm bu sessizlik, korkaklık, araziye uyma tavırları İslamcılar açısından utanç verici bir durum.

İslamcı aydınlara şunu söyleyebilirim:

Ülkede her gün onlarca haksızlık, hukuksuzluk, gaddarlık yaşanıyor. Ülke adeta bir uçuruma sürükleniyor. Her alanda büyük bir yıkım ve sefalet yaşanıyor.

Tüm bu olup bitenlerle alakalı tek bir itirazınız, tek bir görüşünüz, tek bir esaslı fikriniz yok.

Bunca entelektüel çaba, bunca hikaye, roman, bunca okuma, araştırma sonunda varacağınız yer burası mıydı?

Bugünlerde sergilediğiniz duyarsızlık, korkaklık, vicdansızlık ne Müslümanlığa ne de aydın sorumluluğuna sığar.

Bu korkaklığınızı, bu vicdansızlığınızı, bu aydın sorumluluğundan uzak olmayı, araziye uyarak ortadan kaybolma tavrınızı bir utanç tabelası olarak ömür boyu boynunuzda taşıyacaksınız. Yazdığınız şiirlerle, hikayelerle, romanlarla değil, bu korkaklığınızla, vicdansızlığınızla anılacaksınız.

Bütün bu yaşadıklarımızı ve tüm bunlara karşı sizin suskunluğunuzu insanlar unutmayacak. Kuşlar, kediler, ağaçlar bile unutmayacak.

Benim asıl merak ettiğim çocuklarınızın, eşlerinizin, dostlarınızın yüzüne nasıl bakıyorsunuz?

Hatta aynaya baktığınızda ne hissediyorsunuz?

İçine düştüğünüz bu sefaletten bir utanç, mahcubiyet duymuyor musunuz?

Duyuyorsanız nasıl yaşıyorsunuz peki?

Duymuyorsanız daha kötü.

Bu ülkede işlerin iyiye gitmesi, yüzlerin gülmesi, umudun ve cesaretin yeşermesi sizin sesinizi yükseltmenize bağlı.

Bunu anlamıyor musunuz?

Sinerek, pısarak, utançla, parazitçe mi yaşayacaksınız?

Böyle bir halde yaşasanız ne olur yaşamasanız ne olur?

diken.com.tr