İslamcı yazar Levent Gültekin’den; “AK Partili seçmene…”

AK Partililere çağrı konulu yazdığım yazıların artık sayısını hatırlamıyorum.

Bu sefer sadece oy verenlere seslenmek istiyorum.

Çünkü AK Partili yöneticiler artık kimsenin sözüne kulak vermiyorlar.

Hak, hukuk, adalet, vicdan, insanlık… Hepsi rafa kaldırılmış.

Yaptıkları işlere bakılırsa Allah’tan da korkmuyorlar.

Birçoğu nasıl bir felakete gittiğimizin farkında. Fakat seslerini çıkaramıyorlar.

Kimisi korkudan teslim oldu, kimisi küçük hesaplar yüzünden.

“Ben ne yapabilirim ki” deyip ülkenin göz göre göre bir felakete sürüklenmesine seyirci kalıyorlar. Ortak oluyorlar.

Artık onlara söylenecek bir söz yok.

Artık onları dizginleyecek bir güç yok.

Artık yaptıklarından dolayı onlara hesap soracak bir yargı yok. Yapılanların yanlış olduğunu topluma anlatacak bir medya yok.

İktidarı yanlış yapmaktan alıkoyacak, doğruya yönelme mecburiyetinde bırakacak bir muhalefet zekası, aklı da yok.  Yani muhalefet de yok.

Bir tek siz kaldınız sevgili AK Partili seçmen.

Bir tek sizden çekiniyorlar. Bir tek sizin sesinize kulak veriyorlar.

Bu nedenle size, vicdanınıza, insanlığınıza seslenmek istiyorum.

Oy verdiğiniz, desteklediğiniz insanlar ülkeyi yakıyor, farkında mısınız?

Bir devleti devlet yapan bütün kurumları birer birer işlevsiz hale getiriyorlar.

Toplumu bir arada tutan bütün değerleri harcıyorlar.

Üstelik bunu yaparken “Daha güzelini kuruyoruz” diye size, bize, hepimize büyük yalan söylüyorlar.

Bunca kötülükten güzel bir şey çıkar mı? Kötülükle iyiliğe, güzele varıldığı nerede görülmüş?

Kendi konumlarını sağlama almak için…

Kendi hatalarının, yanlışlarının sonunda ortaya çıkan hasarları örtmek için daha büyük yanlışlara yöneliyorlar.

Elbette suçlu olan cezasını çekecek.

Fakat öyle bir noktaya geldiler ki artık kimin suçlu olup olmadığına bile bakmıyorlar.

Zaten kimin suçlu, kimin masum olduğunu ayırt edecek bir yargı mekanizması da bırakmadılar.

Yalan söylüyorlar. İftira atıyorlar.

Kocasını bulamadıkları için eşini, babasını bulamadıkları için çocuklarını, damadını bulamadıkları için yaşlı başlı insanları rehin alıyorlar.

Hapse atıyorlar.

Aynen bir mafya gibi insanların malına, mülküne el koyuyorlar. İşten atıyorlar. Açlığa, yokluğa mahkum ediyorlar.

FETÖ ile mücadele ediyoruz diye hiç bir suçu günahı hatta Cemaat’le en küçük bağı olmayan insanların hayatını söndürüyorlar.

Cemaat’le veyahut darbeyle uzaktan yakından alakası olmayan gazetecileri, aydınları, yazarları hapse atıyorlar.

Böyle yaparak bu mücadeleye büyük darbe vuruyorlar.

Geçmişte Cemaat’in bankasında hesap açmış diye veyahut çocuklarını onların okullarında okutmuş diye veyahut onların sendikalarına üye olmuş diye insanları işten atıyorlar.

Bu okulları açan onlar. Bu bankaya çalışma izni, para toplama yetkisi veren onlar.

Üstelik daha 2 yıl öncesine kadar toplumu Cemaat’e destek olmaya çağıran onlar.

Hiç bunları yapmamış gibi şimdi bütün sorumluluğu bu insanlara yüklüyorlar.

Üstelik bunu OHAL kapsamında KHK ile yapıyorlar. Ne yargıya gidip suçsuzluğunu ispat edecek bir imkan veriyorlar, ne de insanlara derdini anlatacak, kendini aklayacak bir merci bırakıyorlar.

Binlerce akademisyenin işine son vererek ülkeyi büyük bir yokluğa mahkum ediyorlar.

Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay gibi ülkenin kıymetli yazarlarını, edebiyatçılarını sudan bahanelerle hapse atıyorlar.

Böyle yaparak ülkenin can damarlarını kurutuyorlar. Geleceğini karartıyorlar.

Toplumu ayrıştırıyorlar. Bizi birbirimize bağlayan bağlara büyük darbe vuruyorlar.

Her gün yüzlerce mağdur maili alıyorum.

İnsanlar kan ağlıyor. Perişan vaziyetteler.

Bir sabah kalktıklarında kendilerini işsiz buluyorlar.

Bütün bunları size, sizin sessizliğinize, onayınıza dayanarak yapıyorlar.

Bunun farkındasınız değil mi?

Bir kaç köprü, hastane yaparak sizin gözünüzü boyuyorlar.

Çocuklarını yaşatamayan, adaleti tesis edemeyen bir ülkenin her tarafı köprü olsa ne olacak ki? Bundan bir mutluluk çıkaracak mısınız gerçekten?

***

Diğer taraftan PKK ile mücadele ediyoruz diye akıl almaz yanlışlar yapıyorlar.

Her gün yoksul, gariban insanların çocuklarını ölüme gönderiyorlar.

“Lütfen oturun konuşun, insanlar ölmesin” diyen herkesi susturmak, karalamak, yok etmek için akıl almaz işler yapıyorlar.

Sevgili Ak Partililer…

Size “İç ve dış düşmanlara karşı bir mücadele veriyoruz, hepsini yeneceğiz” diyerek yalan söylüyorlar.

Kendi gibi düşünmeyen herkesi düşman görüyorlar.

Tek bir gün sormayacak mısınız: Kimi yeneceksiniz? Hangi konuda yeneceksiniz?

Nasıl yeneceksiniz? Ülkenin yarısı sizin gibi düşünmüyor. Ne yapacaksınız hepsini hapse mi atacaksınız? Yoksa ülkeden mi süreceksiniz?

Yendiğinizde ne olacak? Nasıl bir ülke çıkacak ortaya?

Kimsenin kimseyi yenmesine gerek yok. Bu zaten mümkün de değil.

Geçmişte size haksızlık yapan iktidarlar sizi yenebildi mi?

Ya ortak bir noktada buluşup huzurlu bir gelecek kuracağız ya da bu dünyada huzursuz, tatsız, cehennem gibi bir hayat yaşayıp gideceğiz.

“İktidar bizden olsun ama huzursuz, tatsız bir hayatımız olsun”

“İktidar bizden olsun ama insanlara zulüm etsin ben de bu zulüm bir parçası olayım.”

Gerçekten böyle mi düşünüyorsunuz?

Hiç bir iktidar toplumun yarısını sindirerek, kurumları, değerleri yok ederek, aydınlarını, yazarlarını hapsederek o ülkeyi refaha kavuşturamaz.

O devleti ayakta tutamaz. İç barışı sağlayamaz. Çocuklarına sağlıklı bir gelecek kuramaz.

Bundan sadece felaket çıkar.

Bu felakete gidişe daha ne kadar sessiz kalacaksınız? Ne uğruna sessiz kalacaksınız?

Bunca kötülüğe ne uğruna ortak olacaksınız?

Sevgili AK Partililer…

Biliyorsunuz Kur’an’da ‘Zilzal’ süresinde şöyle bir ayet var: “Her kim ki zerre kadar iyilik yaparsa, o iyiliğin yapılmasına katkı sunarsa muhakkak mükafatını alacak.

Her kim ki zerre kadar kötülük yaparsa o kötülüğün yapılmasına katkı sunarsa muhakkak cezasını çekecek.”

Bunca kötülük, bunca haksızlık sizin oylarınızla, sizin desteklerinizle yapılıyor.

Çocuklarımızın geleceği sizin sessizliğiniz sayesinde çalınıyor.

Bu kötülüklerin sonucundan hakkınıza düşen bir pay olduğunun farkındasınız değil mi?

Çocuğunu kaybeden anaların, haksız yere işsiz kaldığı için çocuğuna ekmek götüremeyecek babaların ahlarının, gözyaşlarının size kadar uzandığının farkındasınız değil mi?

Yukarıda da söylediğim gibi ülkede yargı kalmadığı için, iktidar artık kimseden korkmadığı için size sesleniyorum.

Sizin vicdanınıza, insanlığınıza.

Size, gidin filan partiye oy verin demiyorum. Hiç bir şey yapamıyorsanız sesinizi yükseltin. Bu kötülüklere itiraz edin.

Ortak olmadığınızı haykırın.

Korkmayın, konuşun, eleştirin. Sizin oyunuzla ele geçirdiği güçle başkasının hayatını karartanları, ülkemizi yıkıma götürenleri uyarın.

Siz yapmazsanız bu iktidarı kimse durduramayacak.

Siz susarsanız kötülük yapmaya devam edecekler.

Siz sesinizi yükseltmezseniz yaşayacak bir ülkemiz kalmayacak.

Sizin desteğinizle hepimizin hayatını cehenneme çevirmeye devam edecekler.

Gerçekten bu kötülüklere ortak olmaya devam edecek misiniz?

Diken.com.tr