Kalın bağırsak – rektum kanserli Ali Bey’in umut veren öyküsü

Kalın bağırsak – rektum kanserli Ali Bey’in umut veren öyküsü

Bundan sonra zaman zaman gerçek hastalarımızın yaşamından alınmış kesitler ile sizlere çarpıcı olgular sunacağız. Olumsuzlukların ve çaresizliğin sıklıkla konuşulduğu ve insanların ümitsizliğe sürüklendiği kanser alanında, aslında çok sayıda başarı ve ümit öykülerinin olduğunu sizlere “umut verem öyküler” başlığı altında göstermeye çalışacağız. Örnek hastalarımızın tedavi süreçlerini hem kendi ifadeleri ile hem de benim yorumlarım ile sizlere sunarak bilginizi artırmayı, olgulardan yola çıkarak akılda kalıcı bir kanser eğitimi sunmayı hedefliyoruz. Bu yazımızda rektum kanserini yenen Ali Bey ve ailesinin umut veren öyküsünü sizlerle paylaşacağız.

Kalın bağırsak - rektum kanserli Ali Bey’in umut veren öyküsü 449
63 yaşında olan Ali Bey, 2012 yılı Aralık ayının son haftası rektum (kalın bağırsağın makata yakın olan kısmı) kanseri olduğunu öğrenir ve bizimle yollarının kesişeceği öyküsü böyle başlar. Dilerseniz çok uzatmadan, öykünün devamını Ali Bey’den dinleyelim.

Kanser tanısına götüren belirtiler ve şikayetleriniz nelerdi?

Ali Bey: İlk başlarda bazen dışkı ile birlikte çok hafif kan geliyordu. Dışkı düzeni 1 hafta boyunca bozuldu ve sık dışkılama söz konusu oldu. Bu süreçte kanama çoğaldı, sonrasında biraz düzelme oldu. Ama son zamanlarda her dışkılamada hafif kanama oluyordu. Ayrıca, kendimi halsiz hissediyordum. İştahsızlık da başlamıştı. Fazla bir şey yemediğim için kilo kaybetmiştim. Bunun üzerine hemoroidden şüphelendim ve bir genel cerraha gittim.

Kanser tanısını nasıl öğrendiniz?

Ali Bey: Oğlumun çalıştığı hastanede genel cerraha gittim. Muayene etti. Kamerayla kalın bağırsağa girerek parça aldı. Tümör hemen makatın girişindeydi. Alınan parçanın sonucu kanser çıktı.

Kanser olduğunuzu öğrendikten sonra ne yaptınız?

Ali Bey: Hemen ameliyat olup bu hastalıktan kurtulmak istedim. Tanıyı koyan genel cerrah beni hemen genel cerrah hocasına yönlendirdi o da hızlı bir şekilde hazırlıkları yaptırdı ve 10 Ocak 2013 tarihinde ameliyat oldum.

Ameliyat süreci nasıldı? Öncesinde nasıl bir hazırlık yapıldı?

Ali Bey: Karnımdan tomografi çekildi ve kolonoskopi tekrarlandı. Ardından ameliyat oldum. Ameliyatla hastalıklı bölgeyi çıkardıktan sonra bağırsağı geçici olarak dışarı aldılar, buna kolostomi diyorlar. Barsak 8 ay dışarıda durdu. Doktorum kemoterapi bitsin, bağırsağı ondan sonra içeri alalım dedi.

Hastaneden taburcu olduktan sonra ne tedavi gördünüz?

Ali Bey: Sonra 6 ay kemoterapi aldım ve karaciğerdeki yaraya (metastaza) yakma işlemi uygulandı.

Mustafa Özdoğan Hoca’yla nasıl buluştunuz?

Ali Bey: Bir dostum Mustafa Özdoğan Hoca’yı bana önerdi. Ameliyatı yapan doktorum da tavsiye etti. Ameliyat sırasında hem bağırsaktan hem de karaciğerden parça aldılar. Ameliyata girmeden önce karaciğerde rahatsızlık olduğunu bilmiyordum. Ameliyatta alınan parçayla birlikte haberim oldu.

Kanserin karaciğere yayıldığını size ilk olarak kim söyledi ve neler hissettiniz?

Ali Bey: İlk olarak ameliyatı yapan doktorum söyledi. Ama o zaman çok algılamamıştım. Daha sonra Mustafa hocam ile ilk muayenemizde durumu detaylı bir şekilde o anlattı. Öğrendiğimde şok oldum ve bunalıma girdim. Valla psikolojim bozuldu. O anda kendimi kaybetmişim. Eğer o an için yanımda bir şey olsaydı kötü bir şeyler yapabilirdim. Bu duruma aklım ermiyordu. Ama bir yandan da kendi kendime hocamın bir suçu yok diyordum. Ama o anda insan öyle bir reaksiyon vermek isteyebiliyor. Bir şok yaşadım resmen. 6-7 ay sonra bu duruma alıştım. Hastalığı sonraları kabullenebildim.

Peki, ne zaman bu duygulardan kurtulmaya başladınız?

Ali Bey’in eşi: Her tedaviye geldiğimizde hocamız hastalığın seyrini bize gösterdi. Bu süreci bize tek tek anlattı. Bu sayede eşimin morali düzeldi.

Ali Bey: Kemoterapi ünitesinde resim ve el sanatları öğretmeni hastalarla konuşur, moral verirdi. Çiçek dikmemi, resim yapmamı kendimi rahatlatacak uğraşlar bulmamı öğütlerdi. Bu sayede biraz da olsa böyle teselli buldum. Kan tahlili yapılan yerdeki hemşire de hatırımı sorarak, benimle yakından ilgilendi ve teselli verdi. Kemoterapi ünitesindeki çalışanlar da aynı şekilde bunların zamanla atlatılacağını, kafama takmamam gerektiğini söyleyerek bana destek oldular.

Ali Bey’in eşi: Küçücük bir bahçemiz var. Eşim orada ekim yapıyor, vakit geçiriyor.

Ali Bey: Topluma çok sık girmem. Günde 4-5 km bisiklete binerim. Temiz havada gezerim.

Ameliyattan ne kadar süre sonra kemoterapiye başlandı?

Ali Bey: Ameliyattan 1 ay sonra kemoterapi verilmeye başlandı.

Akıllı ilaç olarak da adlandırılan bir kemoterapi gördüğünüzü hatırlıyor musunuz?

Ali Bey: Altuzan diye bir ilaç verildi. Akıllı ilaç olduğu söylendi. Ayrıca ağızdan hap şeklinde Xeloda diye bir ilaç aldım, bu ilaç da sonraları ishal yaptı. 5 gün ishal yüzünden hastanede yattım. 21 günde bir damardan kemoterapi ilaçları aldım. Ayrıca 14 gün ağızdan hap şeklinde kemoterapi ilacı alıp 1 hafta ara veriliyordu. Bu şekilde 6 ay süreyle kemoterapi gördüm. Sonrasında karaciğerdeki hastalığın sıçradığı yer radyo dalgası (radyofrekans ablasyon) denilen bir yöntemle yakıldı.

Kemoterapi sırasında hastalığın durumunu değerlendirmek için neler yapıldı? Sonuçlar nasıldı?

Ali bey: 2 sefer PET tomografisi çekildi. Ameliyattan sonra, kemoterapiye başlanmadan hemen önce PET çekildi, ayrıca karaciğerden MR da çekildi. Karaciğerden başka yerde hastalık sıçraması görülmediği söylendi. Sonra da tedavinin ortasında tekrar PET ve karaciğerden MR çekilerek hastalığın seyri kontrol edildi.

Tedavilere iyi yanıt vermişsiniz. Herkeste aynı yanıtlar alınamayabiliyor. O zaman ne hissettiniz?

Ali Bey: Sonuçlar iyi dediklerinde dünyalar benim oldu.

Karaciğerde önce bir kitle varmış. Verilen tedavilerle küçülmüş. Küçüldükten sonra da karaciğerdeki metastaz bölgesine radyo frekans ablasyon (RFA) dediğimiz bir işlem uygulanmış. Radyo dalgaları ile tümörü yakma işlemi size ilk söylendiği zaman ne hissetiniz? Yakma işleminden ne anladınız?

Ali Bey: Heyecanlandım, oradaki hastalığı yakıp yok etmek olarak düşündüm. Hatta bu işlemi yapan Saim Yılmaz Hoca’ya “biraz daha geniş yak hiç kalmasın” bile dedim. Korkmadım hiç. Ağustos 2013’te, ameliyattan 8 ay sonra bağırsak içeri alındı ve kolostomi denilen şey kapatıldı. O tarihten beri tedavi almıyorum. Rahatlıkla büyük abdestimi yapabiliyorum. Gayret rahatım. Normal yaşantıma devam ediyorum. Artık yıllık kontrollerimi düzenli yaptırıyorum. Kolonoskopi çektiriyorum. Şu an her şey yolunda. Neredeyse 3 yıldır hiçbir problemim yok. Kilom normal. İştahım yerinde çok şükür…

Kalın bağırsak kanserleri en sık görülen kanser türlerinden biridir, öyle ki ülkemiz için hem kadınlar hem erkeklerde görülme sıklığı açısından 3. sırada yer alır. Rektum kanserleri kalın barsağın son 16-18 cm’lik bölümünde görülen kanserlere verilen addır. Tüm kalın barsak (kolon-rektum) kanserlerinin Amerika Birleşik Devletleri’nde %20’si ilk tanı anında 4. evre yani metastatik (vücudun farklı bir organına metastaz, sirayet etme) evrede tanı konulur. Ülkemizde kalın bağırsak kanseri için 50 yaşından sonra uygulanması gereken tarama programlarına uyulmadığı için bu oran daha yüksektir. Farklı bir deyişle geç evrede yakaladığımız kalın barsak kanseri sıklığı ülkemizde daha fazladır. Hastamız gibi ileri evre (metastaz yapmış) kolon kanseri hastalarımız her zaman şanslı olmayabilir. Özellikle çoklu karaciğer ve akciğer metastazı yapmış hastalarda tedavi başarımız daha düşüktür. Bu nedenle özellikle makattan kanama, dışkılama alışkanlığında değişiklik olması durumunda bireyler erken dönemde doktora gitmeli ve yakınmaları devam ederse mutlaka kolonoskopi (kalın bağırsağın ışıklı alet ile, endoskopi cihazı) ile değerlendirilmelidir. Bununla birlikte sağlıklı bireyler 50 yaşından sonra yılda bir kez dışkı tümör analizi veya 10 yılda bir kolonoskopi yaptırmalılar.

Hastamız 4. evre bir hastalıkla karşı karşıya olmakla birlikte, cerrahi, kemoterapi ve akıllı ilaçlar, karaciğere yakma işlemi gibi son derece etkin yöntemlerin doğru zamanda ve deneyimli bir ekip eşliğinde kullanımı ile şifaya ulaşmıştır. Yıllar içinde tabi ki az da olsa yenileme ihtimaline karşın takipleri devam edecektir. Ancak elde edilen başarılı sonuç ve hastanın kendi gözleminden aktarılan süreci çok sayıda sağlıklı bireye bir ders ve hastamıza ise ümit ve moral olacağı kanaatindeyim.

Sağlıklı ve mutlu kalın.. Prof. Dr. Mustafa Özdoğan
Kaynak: http://drozdogan.com/