Kaybedecek Fazla Vakti Olmayanlar İçin: Türkçe Pop Desteğiyle 5 Günde Ayrılık Acısını Atlatma Rehberi…

Boş kalmamak adına, düzenli seks adına, off fiziği çok güzel be adına derken başladığımız ilişkiler bir noktada bitiyor, biz de sanki dünyanın en harika aşıklarıymış gibi üzülüyoruz. Size bir şey diyeyim, biz tam üçkağıtçı olduk ha. Sanki bayılıyorduk bu tiplere? Şimdi varsa aşk acısından geberdiğiniz eski sevgilinizi düşünün, beş tane olağanüstü huyunu say desem sayamazsınız. Yok çünkü. Bir sene sonra başka biri için salya sümük ağlarken aklınıza bile gelmeyeceğinin garantisini bizzat ben veriyorum.

O sebeple bu biten ilişkiden kendimizi mümkün olan en yüksek hızda kurtarmaya bakmamız gerekiyor. Ki rahat rahat önceden gözümüze kestirdiklerimize yürüyelim, Facebook’tan, Instagram’dan unfollowladıklarımızı tekrar ekleyelim. İyice bir arınıp bir sonraki ayrılık acısı için yolumuza devam edelim.

İşte bu noktada muhtaç olduğumuz kudret, kimi zaman burun kıvırdığımız Türkçe Pop’un damarlarında saklı. Çünkü normalde müzik zevkimiz ne olursa olsun konu aşk acısı olunca hepimizin içindeki Sezen Aksu’lar Gülşen’ler, Demet Akalın’lar uyanıveriyor. Çünkü aşk acımızın her türlü aşamasını yine en iyi bunlar anlıyor ve dahi anlatıyor. Şurada biz bizeyiz, kimse kimseyi kandırmasın lütfen.

Neyse, hazırsanız ayrılık acısının tüm aşamalarına uygun bir karşılığı, söyleyecek bir sözü olan engin Türkçe Pop repertuarı eşliğinde 5 günde ayrılık acısı atlatma rehberimize başlayalım. Şimdiden geçmiş olsun kardeşlerim…

1. İNKAR

İç sesinizin ‘’Birazdan arayacak eminim’’ şeklinde dingil dingil konuştuğu döneme hoşgeldiniz. Hem belki ayrılmamışsınızdır? Önceden de kavga etmiştiniz ama yine barışmıştınız, belki bu da onlardan biridir, sinirleri yatıştığında sizi arayacaktır. Son yaşadığınız kavganın ufak ve affedilecek bir şey olduğuna bile inanıyorsunuz. Ne var yani tüm giysilerinizi balkondan aşağı attıysa? Sonuçta cana geleceğine mala gelsin, yenileri alınır di mi? Grup seks yapmayı teklif ettiyse nolmuş? Affederim, paylaşmak sünnettir diyorsunuz. Bravo…

“Kanmayın bu yalan dolanları söyleyen içsese. Ben malımı bilmez miyim, geri döner o demeyi bırakın. Eliniz böğrünüzde telefonla gezmeyin. Harap etmeyin kendinizi. Sizi aramıyor sizi sormuyorsa bu unuttuğu anlamına geliyor. Siz de artık yavaş yavaş uzayın bi zahmet….” diyeceğim ama boş yani… Bunları eşşek gibi bilseniz de yine bu inkar sürecini yaşayacak, arsızlık ve kararlılık arasındaki o ince çizgide salınıp duracaksınız.

O halde sizi, ayrılığı inkar etme ve adama sümük gibi yapışma ekolünün kraliçesi Gülşen paklar. Aynen, “Ben senin o terk etmelerini yerim” diyen kadından bahsediyorum. Alın sabaha kadar dinleyin…

2. ÖFKE

Noldu aramadı di mi? Dayanamayıp mesaj attınız, ona da zahmet edip yanıt vermedi? Vermez. O zaman salalım içimizdeki Seda Sayan’ı:

‘’Ya o kim köpek ya? O kim köpek ki beni terk edebiliyor? Ne sanıyor kendini? İnsan olsa en azından mesajıma bi yanıt… O bi kere bana layık bile değildi ki ya! Gelen geçen bi kıza bir adama bak diyip bizi gösteriyordu zaten. Keşke ben ayrılsaydım, hem kel hem fodul adama katlandım şimdi de aşk acısı çekiyorum. Kim o ya? KİMSİN LAN SEN! BAMYA!‘’

Ops! O “bamya”ya kadar iyi gidiyordunuz aslında ya. Sinirden adeta kudurup arkadaşlarınıza onu kötülemekten bıkmadığınız,‘’bir yerde karşılaşırsak hepsini yüzüne haykıracağım’’ diye kafanızda hayali monologlar kurduğunuz bu evrede bağırın, çağırın, sayın, sövün ama gaza gelip cinsel hayatınızla ilgili ne var ne yok ortalığa dökmeyin gençler. ‘’Onun için vibratör almıştım, bence o eşcinseldi o yaaa… Zaten benim gibi bi kızı bile terk ediyorsa erkeklik hormonlarında sıkıntı vardır yani…‘’ diyerek onun erkekliğine laf attığınızı sanırken dillere düşersiniz haberiniz olsun. İçinde bulunmadığınız dedikodu ortamlarında adınız Alexis Texas’la birlikte anılır. Hem madem küçüktü ayrılsaydın ya arkadaşım?

Neyse, bugün için de menümüzde beddualar ve eşsiz eski sevgiliye nalet okuma repertuarıyla Demet Akalın var. Nefretiniz elle tutulacak kıvama kalana geder döndüre döndüre dinleyin: “Sen de kendiin gibi bir ŞEREFSİZE AÇ!!”

3. PAZARLIK

Bu döneminiz ‘’Bi gelsin burnundan akıtacağım’’ ile ’’Bi gelsin her şeyi düzelteceğim’’ arasında gidip gelmelerden oluşúr. Daha önce yapmayı planladığınız ama yapamadığınız tatilleri, seks pozisyonlarını, izlemediğiniz filmleri, gitmediğiniz konserleri barıştığınızda nasıl da güzel telafi edeceğinizi hayal edecek ve durup “belki bunları yapsaydık şu an ayrı olmazdık” diye düşüneceksiniz. Ayrıca tam bir sinsi gibi ortak arkadaşlarınıza iyi insan pozları kesecek, aranızı yapmaları için yılan gibi,sinsi sinsi gibi yalakalıklar yapacaksınız. Tekrar dönerse aynı hataları yapmayacağınıza yeminler edip bu şekilde totem yapacaksınız.

Tamam bunları yapın (yapmayın desem de bi faydası yok zaten) ama şunu da aklınızın bir köşesinde tutun: Gidecek olan her türlü gider, kalacak olan her türlü kalır, dönecek olan da her türlü döner. Çok fazla sizlik bir durum yok yani ortada…

O sırada çalan şarkı:

4. DEPRESYON

Merhaba yağlı saçlar, şişmiş gözler ve eprimiş eşofmanlar! Bu evrede boşvermişlikten iç çamaşırınızı bile günlük değiştirdiğinizi sanmıyorum. Keza dişlerinizi de fırçalamayıp tişörtünüzün kenarına sürüyorsunuzdur ama neyse o da sizin özeliniz olsun. Boka pisliğe battığınız yetmezmiş gibi bir de arkadaşlarınızın “hadi biraz dışarı çıkalım kafanı dağıt” tekliflerine burun kıvırıp evde eski günleri yad ederek acı çekmekten zevk aldığınızı keşfettiniz, tam oldu.

Çünkü ne büyük bir aşktı o anasını satayım. Bir daha kendinizi ne zaman toparlayacağınızı bilmiyorsunuz. Tekrar birine kendini tanıtmayı, flört etmeyi, sevgili olmayı ve yine aynı acıları yaşamayı düşününce beyin kanaması geçiren Ebru Gündeş gibi yere serilip bir daha o yolları aynı hevesle yürür müyüm diye bağırasınız geliyor. Bağırın. Nasılsa kimsenin umrunda değil. Benim de umrumda değil ama yazıyoruz işte ekmek parası. Ama lütfen intihar edicem diyerek boğaz köprüsüne falan çıkmayın, sonra metrobüste trafik oluyor.

Gerçi canınız onu bile istemez bu evrede. Genel olarak neredeyse hiçbir şeyi istemediğinizi, hatta sevgilinizle barışmak bile istemediğinizi de çok geç olmadan fark edersiniz. Gelse bile size böylesi eziyet eden bir insanın nesini seveceksiniz? Yol verin gitsin. O sizi terk etmedi, siz ona yol verdiniz, zaten isteseniz bi yolunu bulup kesin barışırdınız.

Hee hee kesin öyledir diyor ve bu maddemizin soundtrack’ine geçiyorum…

5. KABULLENME

Ayrılığın depresif havası pejmürde halinizden kurtulduğunuzda dağılmaya başlar. Birlikte olsak ne olur olmasak ne olur diyip tüm ilişkiyi yaşanmamış sayarak gözden çıkarttınız. Artık onun aramamasına çoktan alıştınız. Arkadaşlarınızla takılıp kendinizi eğlenceye veriyorsunuz, ortamlarda yılan gibi akıyorsunuz. Ancak amacınız ‘’Hadi ilişkim bitti yeni birini bulayım hemen’’den ziyade “hala bende iş var mı?” diye bir kendinizi test etmek. Var tabii ya! Sümüklü mendiller şişmiş gözler ortadan kalksın, azıcık da makyaj yapın ortamların anasını bellersiniz o kadar diyorum.

Bu dönemdeki en geçerli öneri eski sevgiliyi tamamen hayattan çıkarmak, hiçbir şekilde onun ne yapıp ettiğiyle ilgilenmemek (Dikkat! stalk öldürür!). Ama biliyorum, yine eliniz ayağınız durmayacak sizin. O yüzden 2. en iyi öneriye geçiyorum: Ondan önce sevgili bulmak!

Yoksa tekrar depresyon safhasına dönmeniz olası. Nihayetinde ciğeriniz yana yana ağladığınız eski sevgilinizin üzerinde biri hop hop edecek, alt duduş alacak, gadasını sevecek. Hele ki eski sevgilinizin yeni sevgilisi sizden güzelse ‘’Ben çirkinim ondan beni sevmedi? ‘’ diyeceksiniz, sizden çirkinse ‘’Ne buldu da buna gitti? Muamelesi mi güzel? ‘’ diyeceksiniz.  Sarışınsa ‘’ Ee ben esmerim? Onun tipi değil miydim’’ diyeceksiniz, esmerse ‘’ Benden daha güzel olan neyi var be bunun?‘’  diyeceksiniz. Evde oturup onların fotoğraflarını stalklayıp kıskançlıktan çatlamak yerine yeni manitanızla fotoğraflarınızı atın. Dost düşman çatlatın.

Onlar için bok yer de ölürler inşallah diyor, size metanet diliyorum…

Kaynak: http://www.zaytung.com/blgdetay.asp?newsid=314931