Kesinlikle okuyun derim; “Akrep Gibisin Kardeşim” …

Gaziantep’te IŞİD’in saldırdığı düğünün sahibi olan damat Nurettin Akdoğan, IŞİD’in 27 Temmuz’daki elliye yakın insanı katlettiği bir önceki eylemi olan Kamışlı (Qamişlo) saldırısı için sosyal medya hesabında şöyle yazmış: “Cehennem köpeği IŞİD. Saldırdığın yer Kamişlo, Paris değil, Berlin değil, Londra değil, Tel Aviv hiç değil. Kimin köpekliğini yaptığını herkes biliyor. Zalimler için yaşasın cehennem (28 Temmuz).”

Yani damat Nurettin “Paris’e, Berlin’e, Londra’ya, Tel Aviv’e saldırırsan değil ama Kamışlı’ya saldırırsan cehennemliksin” diyor. Bu kafayla terör durur mu lan? Sen bir terör örgütünün eylemlerini destekleyecek, başka ülkelerde insanlar ölürken bunu doğru bulacak ama aynısı kendine yapılınca feryat figan bağıracaksın. Oğlum kafanız niye böyle çalışıyor, bu kafayla terörizmi beslediğinizi niye göremiyorsunuz oğlum siz?

Bunun bir de “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” versiyonu var, yani şiddeti doğrudan desteklemez gibi görünüyor ama kendine değmediği sürece topa da girmiyor. Aslında bunlar da terörün gizli destekçileri, hepsi ‘ama’ deyip, ‘mama’ deyip, gerçekleri görmemek için kıçını dönüyor.

HDP Eş Başkanı Figen Yüksekdağ Gaziantep’e gidip IŞİD saldırısında ölenler için gözyaşı dökmüş ve “Bu alçakça saldırıyı bütün öfkemizle, bütün yüreğimizle kınıyoruz” demiş. Diyeceksiniz ki “Ne var lan bunda, tabii ki kınayacak?” Tabii ki kınayacak ama HDP, PKK saldırılarını ya son derece nazik bir dille kınıyor ya da hiç kınamıyor lan, sorun burada. Bu haliyle bu gözyaşına, bu insanlık hallerine kim inanır oğlum. Ben bir terör saldırısını kim yapmış diye HDP Genel Merkezinden yapılan açıklamalara bakıyorum. Eğer canlı bomba PKK’lıysa HDP “Bu yaşanan şiddete bir son verilmesi ve savaşın bitirilmesi için taraflara çağrıda bulunuyor, ölenlere başsağlığı diliyoruz” diyor. Yok eğer canlı bomba IŞİD’liyse açıklama şöyle oluyor “Halka yapılmış bu alçakça saldırıyı kınıyor, katillerini lanetliyoruz”. Bu ikiyüzlülük artık tahmin ettiğinizden bin kat ağır lan. Öyle bir ağırlık ki insanda sadece değersizlik duygusu uyandırıyorsunuz, bir an önce gazeteyi, televizyonu kapatma hissi uyandırıyorsunuz. Biz bu ikiyüzlülüğü seyretmeye tahammül edemezken, siz bir de ağlayarak falan bunu yaşıyorsunuz ya, yapmayın oğlum bunları, ne olur ağlamayın lan. Fotoğraflarda kopmuş kollar, bacaklar var oğlum, geçti artık gözyaşı edebiyatının zamanı. Siz farkında değil misiniz, kupkuru bir gerçeklikten azıcık fazlası bile sırıtıyor artık. IŞİD düğünde bomba patlatınca alçakça oluyor ama PKK halk otobüsünü havaya uçurunca alçakça olmuyor. Niye ki, PKK’nın bombaları yüksekte mi patlıyor? Destina Peri’yi katleden eylemci için “Ankara’da bomba patlatan da bir insandı, o canlı bombanın cenazesine gitmek insani bir tavırdır” dediğiniz gibi Gaziantep’teki cenaze evinde de desenize oğlum “Arkadaşlar bakın bu IŞİD’in canlı bombası da bir insandır, yarın da onun cenazesine gideceğiz” diye. Siz niye bu kadar ikiyüzlüsünüz oğlum. IŞİD’liler en azından doğru bir şey yaptığına inanıyor, yalan söylemiyor, açıkça ‘düşman’ ilan ediyor bizleri. Siz gözümüze baka baka yalan söylüyorsunuz lan.

Bu ülkede sağcısı da solcusu da, iktidarı da muhalefeti de aynı kafada: “Bize dokunmayan yılan bin yaşasın”.

Hukukta milat olur mu mesela? Yani ben hırsızlık yapıp malı götüreyim sonra da “Arkadaşlar hırsızlıkta milat bugündür, bugünden sonra hırsızlık yapanın elini keseceğiz” desem olur mu lan? Ne demek 17/25 Aralık’tan sonra falancayı suç kabul ediyoruz. Peki ya öncekiler? Yoh, onlar suç değil. Böyle boktan adalet, böyle dandik hukuk olur mu lan? Sen yıllarca ‘Özgür Suriye Ordusuna destek oluyoruz’ diye Suriye’deki ne idüğü belirsiz mücahitlere yardımda bulun, bütün dünyada bunların yaptığı katliamlarla ilgili haberler çıksın, bu savaşçıların sınırı geçip Türkiye’deki hastanelerde tedavi olduğu dedikodusu yayılsın, sen bütün olup bitene kulağını tıka, sonra iş çığırından çıkınca “Türkiye falancaya yardım ediyordur diyen teröristtir” diyerek sıyrıl bu işlerden. Siz dünyayı, yandaş medyanızla kandırabileceğiniz küçük bir yer mi sanıyorsunuz lan?

FETÖ’cü teröristler, muhalefet partisine tuzak kurarken ses çıkarmayan iktidar, bugün FETÖ’cü memurları bile terörist ilan ediyor, çünkü silah ilk kez kendilerine döndü. Yani terör kendi rakiplerini vururken sorun yok ama namlu kendilerine dönünce işler değişti. Suriye güçleri ile çarpışırken mücahit olanlar silah kendilerine dönünce terörist oldu. Esad iki yıl arayla bir terörist, bir kardeş oluyor, Putin desen öyle. Teröristler bazen öfkeli genç oluyor bazen alçak saldırgan. Bu ikiyüzlülüğü fark edemeyecek kadar hıyar mıyız oğlum biz?

Muhalefet partisinin Genel Başkanı düne kadar “Hırsızdan Cumhurbaşkanı Olmaz” diyordu. Bunların adamı Beşiktaş Belediye Başkanı olduktan sonra Beşiktaş sırtlarında, boğaza bakan 10 milyon TL’lik bir villa ve arsa alıp sonra da kendi belediyesinden arsaya imar izni çıkartmış. Genel Başkanda ses yok. Ataşehir Belediyesi’nde halk için park alanı olan bir arazi bir takım numaralarla rezidans inşaatına çevrilmiş. Belediye Başkanı ve eşinin burada milyonlarca dolarlık on beş adet, Kadıköy’ün canına okuyan Four Winds’te de toplam beş milyon dolarlık üç adet rezidansı olduğu ortaya çıktı. İşin ilginci Belediye Başkanı bu rezidanslardan birini de Genel Başkanın kızına satmış. ‘Dairenin fiyatı ne kadar?’, ‘Ödeme dekontu nerede?’ hiç cevap yok. Sadece “Benim kızım işe otobüslen gidiyor” diye ağlak edebiyatı yapıyor Genel Başkan. Partililerden ses çıkıyor mu? Hayır. Bu ikiyüzlülük onlara da bulaşmış, en ufak bir söz söylesen aynı iktidarın yandaşları gibi üzerine saldırıyorlar. Hiçbir gazeteci de ‘Hırsızdan cumhurbaşkanı olmuyor da muhalefet lideri oluyor mu?’ diye sormuyor bunlara.

Milliyetçi partiye zaten diyecek yok. Maraş Katliamının bir numaralı sanığını milletvekili yaptıkları yetmiyormuş gibi, İnsan Hakları Komisyonuna sokup bir de Alevi Kurultayına göndermeye çalışan bir partiye ne sorabilirsin ki?

Uzun lafın kısası, memlekette aklına gelecek bütün örgütlenme yapılarına sızmış bu ikiyüzlülük. Başkasına gelince öyle, kendine gelince böyle. Eğitimde de var aynı terane. Sen gidip başka memlekete savaş açıyor sonra da kitaplarında ‘Falanca Yerin Fethi’ diye çocuklara okutuyorsun. Eğer savaşı sen kazanırsan adı ‘fetih’, karşı taraf kazanırsa ‘istila’ oluyor. Düşman kazanırsa tecavüz, zulüm, yağma, istila ama sen kazandın mı oranın halkı hep askere çiçek atıyor, sabaha kadar bayram yapıyor. Doğru tabii, medeniyet görüyor sayemizde fakirler.

Senin ülkendeki azınlıklar isyan etti mi adı kalleşlik, kahpelik, sırttan vurma oluyor; başka ülkede azınlık olarak yaşayan Türklerin her eylemiyse özgürlük, demokrasi ve insan haklarına yönelik oluyor. Sen Mısır’daki idam kararlarına karşı isyan edip tüm dünyayı demokrasi ve insan hakları adına bu karara karşı tepki vermeye çağırıyorsun ama kendi ülkende ‘Halk eğer idam istiyorsa, demokrasi açısından bu talepler değerlendirilir’ diyorsun. “Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar” diye bir türkü var, bunların hesap da buna benzer, tek farkı bizimkiler karakolda da doğruyu söylemiyor.

Bir de senaryocular var ki bunlardaki hayal dünyası, bunlardaki ikiyüzlülük kimselerde yok. Bir tek kendilerindeki sığırlığı göremiyor bunlar, onun dışında tüm dünyayı çözmüşler. Yok enerji şöyleymiş, Amerika Merkez Bankası böyleymiş onun için de bu olaylar olmuş. Dış güçler ‘öl’ deyince öleceksek, biz ne boka yarıyoruz lan o zaman bu dünyada? Bu olup bitende bizim hiç mi suçumuz yok oğlum? Dış güçler bir tek Türkiye’yi mi vuruyor lan, bir tek bizim üstümüzde mi oyun oynuyorlar? Bak İran’da niye terör yok, orası Ortadoğu değil mi, hem petrol de var lan adamlarda. Niye dış güçler orayı iki günde darmadağın edemiyor? Amerika’nın, İsrail’in, Rusya’nın oyunları neden bir tek Türkiye’yi kan gölüne çeviriyor?

Bak hıyar kardeşim, yaşadığımız bu felaketin nedeni biziz, bu olanların nedeni Amerika, FETÖ, Rusya, Esad değil, biziz lan. Biz kendi ikiyüzlülüğümüzün olağan sonuçlarını yaşıyoruz. Birbirimizin katillerini beslediğimiz, komşumuzun ölümüne sevindiğimiz, Konya’da bir stat dolusu adamla Ankara katliamında ölenleri ıslıklayıp IŞİD’i desteklediğimiz için işleniyor bu ülkede bu cinayetler. Gör artık lan, hepimiz ikiyüzlüyüz oğlum. Dindarından, kindarına, liberalinden, devrimcisine, Atatürkçüsünden, milliyetçisine kadar böyleyiz oğlum. Gerçek bu. Bu yüzden de teröristlerin elinde oyuncak olmayı en çok biz hak ediyoruz.

Sen istediğin kadar kendini dışarıda bırak gerçekler kabak gibi ortada. Sen çaktırmadan IŞİD’i, hissettirmeden PKK’yı desteklediğin için ülke bu halde. Sen zamanında başörtülü kızları dışladığın, anaları Uludere’de çocuklarının kopmuş kollarını bacaklarını toplarken, sen gazetelerinde ‘Sayın Kaçakçı’ diye yazılar yazıp katırların anatomisini anlattığın için ülke bu halde, komşun ağıt yakarken yılbaşını sokaklarda dans ederek geçirdiğin için. Kelle kesenleri desteklediğin, PKK militanının ölüsünü araba arkasına bağlayıp sokaklarda dolaştıranları alkışladığın, cinayet işleyen polise sahip çıkıp, meydanlarda Berkin’in anasını yuhaladığın için. Sen bu kadar ölüme karşın hâlâ tek çözüm olarak ‘İdam isteriz’ diye bağırdığın, ölümlerin peşinde koştuğun için, şiddeti şiddetle bastırmaya çalışırken bir türlü içindeki nefreti bastıramadığın için bu haldeyiz. FETÖ’nün terörünü Amerika desteklediği için değil, yıllar boyunca sen desteklediğin için 15 Temmuz’da kan gölüne döndü bu ülke. Bu yaşananların sorumlusu sadece sensin lan, bir başkası değil. İçin öylesine nefretle dolmuş ki ya CHP’den, ya AKP’den, ya laikten, ya müslümandan, ya askerden, ya polisten, ya Ermeni’den ya Kürt’ten, ya falanca üniversiteden, ya falan şarkıcıdan nefret ediyorsun lan. Ana duygusu nefret olan bir ülkede barış olur mu oğlum? Komşusunun ölümüne sevinenlerin olduğu bir ülkede terörden başka bir şey gelişebilir mi?

Yazacak güzel bir şey kalmadı lan ülkede. İnananların gücü bitince Allah’a sığındıkları gibi ben de Nâzım’a sığınayım bari:

Dünyanın En Tuhaf Mahluku

Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!

Kaynak: https://kaparoz.com/