Kim olduğumuzu belirleyen şey DNA mı, başka bir şey mi?

DNA üzerinde yapılan araştırmalar sayesinde hastalıkların teşhisi ve tedavileri konusunda çok önemli ilerlemeler kaydedildi. Peki DNA’mız kişiliğimiz hakkında neler söylüyor?

Family Narratives Laboratuvarı‘nda yapılan bir araştırma kapsamında ailelerden, birlikte paylaştıkları anların hikayelerini anlatmaları istendi. Bunlar olumlu deneyimler de olabilir, zor zamanlar da. Kimi üzücü kimi eğlenceli olan bu hikayelerin ortak yönü ise, aileni kimliğinin oluşumu hakkında çok fazla bilgi vermesi.

Aile kimliği denilen şey, aslında bireysel kimliğimiz kadar önemli. Bir ailenin ferdi olma duygusu, bizleri bu dünyaya bağlayan, mekan ve aidiyet hissi uyandıran şey. Araştırma kapsamında ebeveynlerinin doğum yeri, nerede ve ne şartlarda büyüdükleri, gittikleri okul ve benzeri konularda ailelerinin hikayelerini bilen gençlerde, kendine güvenin daha yüksek olduğu ve davranışsal problemlerin daha az görüldüğü tespit edildi. Aile hikayeleri, nesiller boyu aileleri bir arada tutan adeta bir tutkal görevi görüyor.

Peki o zaman bize kim olduğumuzu söyleyen şey DNA’mız mı yoksa aile hikayelerimiz mi? Aileler her zaman ortak DNA’larla tanımlanmaz. Araştırma kapsamında da evlat edinilen birçok kişiyle ilgili hikayelerden, aileleri birbirine bağlayan şeyin DNA değil, aile hikayeleri olduğu anlaşılıyor. Hikayeler bizleri daha güçlü yapıyor, daha metanetli yapıyor, hikayeler bizi biz yapıyor.

Kim olduğumuzu belirleyen şey DNA mı, başka bir şey mi?  Kim olduğumuzu belirleyen şey DNA mı, başka bir şey mi? aile 02
Ebeveynlerinizden, çocukluklarının nasıl geçtiğini anlatmalarını isteyin. Kendi anne-babalarıyla ilişkilerini sorun.

Bu yüzden DNA konusunu bir kenara bırakın ve gerçekten kim olduğunuzu öğrenmek istiyorsanız, ailenizle vakit geçirin ve hikayelerinizi paylaşın. İşte bunu yapmanın birkaç yolu:

Aile büyüklerinizle hikayeler paylaşın

Aile büyüklerinize büyüdükleri ortamı, yeri sorun. Çocukluklarının nasıl geçtiğini anlatmalarını isteyin. Hayatlarındaki önemli dönüm noktalarını sorun. Onlar anlatırken siz de bir yandan kaydedebilir ve bu hikayeleri gelecek nesillere aktarabilirsiniz.

Ebeveynlerinizle hikayeler paylaşın

Ebeveynlerinizden, çocukluklarının nasıl geçtiğini anlatmalarını isteyin. Kendi anne-babalarıyla ilişkilerini sorun. Bu hikayeler bazen çok eğlenceli bazen de çok duygusal bir sohbetin konusu olabilir. Ayrıca ebeveynlerinizin kendi anne-babalarıyla yaşadıklarını öğrenmek, kendi aile ilişkilerinizi daha iyi anlamanızı sağlar.

Çocuklarınızla hikayeler paylaşın

Çocuklarınıza anlattığınız deneyimler, hayatın birçok alanında onların kendilerini tanımalarına yardımcı olacaktır.

Araştırma kapsamında anne babalara sorulduğunda, bu hikayeleri duyduklarında çocuklarının gözlerini devirdiklerini ve aslında dinlemediklerini söylüyor. Bu size tanıdık geldi mi? Aynı çocuklara sorulduğunda ise anne babalarıyla ilgili hikayeleri uzun uzun ve detaylıca anlattıkları ve bu hikayelere genellikle büyük duygusal anlamlar yükledikleri tespit edilmiş. Anne babaların sandığının aksine, gençler aslında ailelerinden duydukları hikayeleri dinliyorlar.

Hikayeler, kim olduğumuzu ve kim olmamız gerektiğini söylüyor. Sadece kendi hikayemiz değil, anne babalarımızın, aile büyüklerimizin hikayeleri de ailenin bir parçası olarak bize kim olduğumuzu anlatıyor.

Kaynak: Psychology Today