Mega şehirler: Bu kadar enerjiye ihtiyacımız var mı?

Toronto Üniversitesinden Christopher Kennedy’nin yaptığı çalışmalara göre; günümüzde dünya nüfusunun yüzde 6,7’si mega şehirlerde yaşamakta. Bu yüzde elde edilirken 27 mega şehir göz önünde bulundurulmuş, bu şehirlerin enerji tüketimi ise bu nüfus oranına karşılık dünyanın toplam enerji tüketiminin yüzde 17’sini kaplamakta. Bu oranlara bakarak aslında yenilenebilir enerji ve ekolojik mimari unsurlarının son yıllarda ön planda olduğu büyük şehirlerin aslında düşünüldüğünün aksine insan nüfusuna oranla çok da enerji dostu olmadığını söylemek mümkün oluyor.

Bunu destekleyen bir başka etmen ise araştırmanın gelişmekte olan büyük şehirlerinin, tam gelişmiş ülkelerdekilere oranla daha fazla enerji verimliliği oranlarına sahip olmalarını göstermesi. Bunun gelişmekte olan ülkelerdeki enerjiye ulaşım kolaylığı gibi etmenlerden etkilenmesinin yanı sıra, gelişen büyük ticaret ve endüstri sermayesi ile alakalı olduğunu da söyleyebiliriz.

mega kentler  Mega şehirler: Bu kadar enerjiye ihtiyacımız var mı? mega kentlerGrafiğe bakacak olursak, New York gibi tam gelişmiş bir mega şehir örneğinde toplam tüketilen enerjinin  yüzde 44’ünün ticari ve endüstri yapılarında harcandığını görüyoruz. Bu da insanların aslında ikincil enerji ihtiyacı olarak görülebilir. Kamusal yapıları da çıkardığımızda gökdelenlerden oluşan bir şehirde dahi enerji tüketiminin yalnızca yüzde 38’inin konutlarda kullanıldığı sonucuna varıyoruz. Ki bu oran daha az gelişmiş ülkelerin gökdelenlere daha uzak şehir belleklerinde çok daha az oranlara varıyor.

Örneğin Türkiye örneğinde yukarıdaki grafikten anlaşılacağı üzere, toplam tüketimin yalnızca yüzde 22’si konut tüketimi olarak geçmekte. Ticari, Kamu ve Endüstri ise %73 gibi  devasa bir enerji açlığına sahip.

Buradan çıkarımla özellikle son günlerde oldukça yaygınlaşan yenilenebilir enerji kaynağı arayışını farklı bir şekilde ele almak gerekiyor. Her gün kentlerde dolaşırken gördüğümüz gözlerimizi alan tabelalar, tek başına bir mahallenin ihtiyacı olan enerjiyi tek başına sömüren devasa Alışveriş Merkezleri varken, bu yeni “çevre dostu” enerji üretim yöntemleri aslında bazı durumlarda bizlerden çok tüketimi arttırmak için kendilerini parçalayan büyük şirket sahiplerine yarayabiliyor. Muhtemelen bu büyük ışık kirliliğini yok etmemiz durumunda mevcut enerji üretimi hepimize daha yüzlerce yıl yetebilecek düzeyde olacak.

bu kadar enerjiye ihtiyacimiz var mi  Mega şehirler: Bu kadar enerjiye ihtiyacımız var mı? bu kadar enerjiye ihtiyacimiz var mi

Tabii bir de “zararsız” enerji türlerinin aslında zararsız olmadığı gerçeğinin de burada hatırlanması gerekiyor. Güneş enerjisinin güneş ışınlarının soğrulma oranını etkileyerek bölgesel ısı değişikliklerine yol açtığı ve çevre ekosistemi etkilediği, güneş paneli tarlaları ile toprağın gökyüzü ile temasını kestiği, tarım arazilerini yok ettiği; yine rüzgâr enerjisinin üretilmesi için gereken tribünlerin havayı kuruttuğu, kuş göç yollarına zarar verdiği, rüzgâr yollarını etkilediği gerçekleri var. Termik Santraller ve Nükleer Santrallere hiç girmeyeceğim, zaten hepimiz yıllardır zararlarını dile getiriyoruz.

New York örneği

Bu ana görüşten yola çıkarak daha spesifik olarak mega şehirleri irdeleyecek olursak. 2005 yılı sonrası özellikle 2011 yılına kadar olan süreçte enerji verimliliği açısından milat atladığı söylenen New York şehrini inceleyebiliriz.

enerjide newyork ornegi  Mega şehirler: Bu kadar enerjiye ihtiyacımız var mı? enerjide newyork ornegiTüm mega şehirler gibi New York da aslında kendi başına bir az gelişmiş ülke boyutunda enerji tüketiyor. Örneğin tek başına New York’un tükettiği enerji bir bütün olarak Kenya’nınkinden kat ve kat fazla durumda. New York şehrinin devasa ulaşım ağı ve endüstrisi göz önünde bulundurulduğunda dahi şehrin enerji tüketiminin büyük çoğunluğu ticari, kamusal ve konut yapılarından gelmekte. Bu yoğunluk da doğal olarak binalar yükseldikçe bir uçurumu gözler önüne sermekte.

enerjide newyork orngi  Mega şehirler: Bu kadar enerjiye ihtiyacımız var mı? enerjide newyork orngiÖrnek olarak yukarıdaki tek bir  gökdelen tek başına 40.137 kw elektrik tüketimine sahip. Kent merkezine daha uzakta bulunan müstakil konut yapılarında bu sayı 11 Kw değerine yakın.  Bu  bir gökdelenin yaklaşık 3650 müstakil evin enerjisini kullandığını gözler önüne seriyor. İçinizde “Gökdelen abi, içinde sülalecek yaşıyorlar. Tabii fazla tüketecek” diyenler olacaktır. Ancak araştırmalar hem gökdelenlerde yaşayan insanların tüketim içerisindeki rolüne bağlı olarak, hem de binaların genel enerji tüketim oranlarının artışına bağlı olarak aile başına düşen elektrik tüketimini de normalin en az 2-3 katı olarak gösteriyor.

Sonuç olarak her ne kadar son yıllarda gelişmiş ülkelerin mega şehirlerinde enerji verimliliği ve yeşil enerji adına çalışmalar yürütülüyor olsa da, böylesi bir kentleşmenin doğası zaten ekolojik sisteme aykırı durumda. Çözüm belki de tükettiğimizi nasıl daha iyi üretebileceğimizi bulmak değil, daha az tüketmeye nasıl yönelebileceğimizi araştırmaktan ve uygulamaktan geçiyor.

Kaynakça:

  • NYC Mayor’s Office of Long Term Planning and Sustainability, based on Local Law 84 energy data
  • TEDAŞ Türkiye Elektrik Dağıtım ve Tüketim İstatistikleri -2014
  • NYCEDC
  • Phys
  • Elektrik Mühendisleri Odası
  • Fastcoexist
  • http://modi.mech.columbia.edu/nycenergy/

Kaynak: https://gaiadergi.com