Nasıl Unutacağımızı Öğrenebilir Miyiz?

Ocağın üzerindeki kızgın bir tava tam yere düşecekken onu yakalamak için elinizi refleksif olarak uzatıyorsunuz, işte tam bu anda elinizi yanmaktan kurtarmanız mümkün. Çünkü beynin yönetsel kontrolleri otomatik emir zincirini kırmak için adım atabilir. Söz konusu; hatırlama refleksleri olduğunda da aynı durumun geçerli olabileceğini ortaya koyan pek çok delil var. Böylelikle beyin, potansiyel olarak acı verici hafızaların spontan şekilde hatırlanmasını durdurabilir.

Hafızalar, beyin içerisinde birbirine bağlanmış bilgi ağı şeklindedir. Sonuç olarak, bir hafızayı hatırlamak; bir başkasının hatırlanmasını da ortaya çıkarabilir. Yani bir anınızı hatırladığınızda, bilinçsiz bir şekilde bir başka hafızanızı da hatırlayabilmeniz muhtemeldir. University of Cambridge’ten sinirbilimci Michael Anderson; bir anımsatıcı ile karşılaştığımızda, zihnin otomatik yanıtının bu anımsatıcıyla ilişkili bir şey sunmaya çalışmak olduğunu, fakat bazen de hatırlamak istemediğimiz şeyleri hatırlamamıza sebep olduğunu söylüyor. Kötü bir biçimde ayrıldığınız sevgilinizin, yıllar sonra bir eşyası ile karşılaşmanız gibi.

Ancak ne var ki insanlar bu durumlar karşısında tamamen çaresiz değiller. Geçmişte yapılan beyin görüntüleme çalışmaları; beynin frontal bölgelerinin, hafıza için önemli bir yapı olan hipokampus aktivitesini azaltabildiğini ve böylelikle de hatırlamayı engelleyebildiğini ortaya koymuştu. Konuyla ilgili daha derinlemesine bir araştırma için, Anderson ve ekibi, hipokampus baskılandıktan sonra neler olduğunu anlamak için bir çalışma yürüttü. Araştırma ekibi, 381 üniversite öğrencisinden birbirleriyle pek bağlantısı olmayan kelimeleri öğrenmelerini istedi. Sonrasında, öğrencilere kelimelerden birisi gösteriliyor ve diğer kelimeyi hatırlamaları ya da tam tersine bir kelimeyi gösterip diğer kelimeyi düşünmemeleri isteniyor. Bazen de bu görevler arasında öğrencilere alakasız görseller (örneğin; otoparkta bulunan bir tavuskuşu) gösteriyorlar.

Nature Communications‘da yayımlanan çalışmada, araştırmacılar; katılımcıların daha sonradan tavuskuşu ve diğer alakasız görselleri hatırlama yetilerinin; kelimeyi düşünmemeleri istenen denemelerde, kelimeyi düşünmeleri istenen denemelere kıyasla %40 oranında azaldığı bulgusuna ulaştılar. Elde edilen bulgular, hafıza-kontrol mekanizmasının var olduğuna dair daha fazla delil sağlarken, belirli bir hafızayı aktif bir biçimde unutmaya çalışmanın genel hafızayı olumsuz olarak etkilediğini ortaya koydu. Azalmış hipokampal aktivite sırasında meydana gelen alakasız olayların hatırlanmasını engellemesinden kaynaklı olarak, araştırmacılar bu fenomeni “amnezik gölge” olarak isimlendiriyorlar. Sonuçlar, travma geçirmiş (ve sonradan unutmayı denemiş) insanların neden günlük olaylara dair zayıf bir hafızaya sahip olduklarını açıklamamıza yardımcı olabilir.

Anderson’a göre; istenmeyen hafızaları hatırlamamak kullanışlı bir özellik haline gelebilir. İşte bu yüzden de araştırmacılar baskılama sanatını kullanarak insanların kendilerini eğitip eğitemeyeceklerini öğrenmeye çalışıyorlar. Bunu anlamak üzere; ekip, katılımcıların beyinlerini gerçek zamanlı olarak görüntülemeyi ve sözlü yönlendirmeler ile hipokampal aktivitenin ne kadarının durdurulduğunu görebilmeyi içeren bir deney yürütüyor. Böylelikle kişinin kendi seçimlerine bağlı olarak geçmişte istemediği hafızaları unutması mümkün olabilir ve bu durum post-travmatik stres bozukluğu deneyimleyen insanların acılarını dindirmeye yardımcı olabilir.

Belki Black Mirror‘daki (1. Sezon 3. Bölüm) gibi ileri teknoloji bir yöntemle istenmeyen hafızaların silinmesi henüz mümkün olmayabilir; ancak kişinin istemediği hafızaları unutmasını sağlayabilecek bir yöntem geliştirilmesi yakın gelecekte mümkün olabilir.

Kaynak: bilimfili.com Nasıl Unutacağımızı Öğrenebilir Miyiz?