Nasuh Mahruki; “AKP Cumhuriyet tarihi yerine kendi yalanlarla dolu tarihini yazıyor”

AKP uzun zamandır bazen gizli bazen göstererek kendi yalan tarihini yazıyor ve koca ülkeye dayatıyor. Bunu yaparken de ilk önce Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızı, Cumhuriyet Devrimlerini ve Atatürk’ü tarih derslerinden siliyor, azaltıyor. FETÖ’nün, işin içinde bize açıklanmayan şeyler olduğu kesin olan 15 Temmuz kanlı darbe teşebbüsünü, üzerinden daha ancak 2 ay geçmesine rağmen nasıl harıl harıl çalışmışlarsa artık, bu yıl ders başı yapan okullarda ilk ders olarak bütün öğrencilere zorla okutuyor, broşürler dağıtıyor. RTE’nin ağzından İstiklal Marşımız eşliğinde darbe girişimi videosu seyrettiriyor. Seçmenler için Kuran’ı nasıl istismar ettilerse her seçimde, öğrenciler için de İstiklal Marşımızı istismar ediyorlar daha okulun ilk gününde. Bu kanlı ve korkunç görüntülerden çocukların psikolojisi olumsuz etkilenirmiş, askerden korkmak gibi yanlış algılara kapılabilirlermiş filan umurlarında bile değil nasıl olsa. Hatta belki de ikincil hedefleri bu…

Bugünlerin popüler söylemiyle, sübliminal-bilinçaltı mesaj olarak Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın ve bu toprakları bize vatan yapan aziz şehitlerimizin yerine 15 Temmuz Demokrasi Zaferi ve Şehitlerimizi yerleştiriyorlar. THY bile bütün yolcularına, süper kaliteli basılmış ve çok pahalıya mal olduğu belli olan 15 Temmuz darbe teşebbüsünün detaylarla süslenmiş fotoğraf albümünü dağıtıyor. İstanbul’un incisi ve AKP öncesi Türkiye’nin İstanbul’unun sembolü Boğaziçi Köprüsü’nü 15 Temmuz Şehitleri Köprüsü yapıyor. Kendi kafasına göre eski Türkiye’nin bütün değerlerini, sembollerini, kültürünü yeni Osmanlıcılık ve yeni Türkiye fantezisiyle yeniden yazıyor. Çocukluklarında beyinlerine işlemiş komplekslerini, megaloman masallarla her fırsatta yer değiştiriyorlar. Kendilerini bütün dünyaya güldürerek, uluslararası ortamlarda Amerika’yı Müslümanlar keşfetti bile diyebiliyorlar. Atatürk Türkiye’sinin birbirinden değerli kahramanlarının sokaklara, okullara, sosyal alanlara verilen isimlerini her fırsatta değiştiriyorlar. Cumhuriyeti ve kazanımlarını temsil eden heykelleri, anıt kurumları, isimleri hatta mekanları türlü bahanelerle fütursuzca kaldırıyorlar, dönüştürüyorlar…

Hepimizi ekran başına kilitleyen, Avrupa’nın gözde ülkeleriyle müziğimizle ve kültürümüzle yarışırken gurur duyduğumuz, milli birliğimizi pekiştirdiğimiz Eurovizyon’a 4 yıldır katılmamaları da bu sinsi dönüşümün bir parçasıdır. Cumhuriyet tarihinde ilk kez, FETÖ’cü hakim ve savcılarla birlikte AKP hükümeti Türklüğü ayrımcılık olarak yorumladı. Bu sözde mahkeme kararıyla Ne Mutlu Türküm Diyene’leri, TC’leri, Öğrenci Andımızı kaldırdılar, okullardaki Atatürk Köşelerini sulandırdılar. Türk diye bir ırk yoktur dediler. Türklüğün yerine Sünni İslam’ı dayatma hedefiyle her okula mescit açma zorunluluğu getirdiler. Kılık kıyafette serbestlik adı altında, anaokulu dahil bütün okullarda türbanı serbest bıraktılar. AİHM’nin zorunlu din dersleri ile ilgili kararına rağmen seçmeli din derslerini ilkokul 1, 2, 3. sınıflara hatta anaokullarına kadar soktular. Dedesinin mezar taşını okuyamıyor halkımız ajitasyonuyla herkese zorunlu Osmanlıca öğreteceğiz dediler ve Arapçayı sonunda bu yıl seçmeli ders olarak daha ilkokul 2. sınıfa sokuşturdular. Arapçayla dünyada küresel rekabette söz sahibi olacak hangi bilim, kültür, sanat yapılıyorsa artık…

Meclis düşmanı Meclis başkanı, koruma ve kollama yemini ettiği laikliğe laf sokuşturuyor. Laiklik anayasadan çıkarılsın yerine dinimizi yazalım diyor. Misak-ı Milli’yi küçümsüyor. Meclis’i kapatan Abdülhamit’i Meclis’te yüceltiyor. Bu toprakların ilk rakı, bira ve şampanya fabrikalarını kurduran, Rom içmeyi seven Abdülhamit’e ağzına içki koymazdı diyor. Yine bu zihniyet, bugünkü Türkiye’nin 2 katı toprağı 33 yıllık saltanatı döneminde kaybettiğimiz Abdülhamit, bir karış toprak kaybetmemiştir diyerek ecdadperestlik yapıyor. Kaderimi Allah’tan sonra İngilizlere bıraktım diyen ve sonunda onların zırhlısıyla kaçan, İngilizlerden Mustafa Kemal’i ve millicileri yok etmesini isteyen Milli Mücadele düşmanı Vahdettin’i kahraman diye anlatıyor. İngilizlerin en büyük hezimeti, Türkiye’nin tapusu Lozan’ı Türklerin hezimeti olarak öğretiyor…

Kendi halkına sürekli yalan söyleyen, yalanları ortaya çıktığında yeni yalanlara başvuran AKP, bu yalanları inandırıcı kılmak için servet harcayarak kurduğu yazılı, görsel, işitsel, sosyal medya ve internet üzerinde on binlerce farklı kaynağa ulaşan havuz medyasıyla sürekli tekrar ettiriyor. Öyle güçlü ve etkili bir propaganda makinesi kurmuşlar ki, ortalama vatandaşın tek yanlı algı yönetimi bombardımanından kaçabilmesi mümkün değil. Sonuçta AKP’liler ne diyorsa inanıyorlar. Dün öyle derken bugün böyle deseler bile yine inanıyorlar. GEZİ’de de camide içki içtiler, türbanlı bacımızı darp ettiler, üstüne işediler, bebeğini savurdular adi yalanları da FETÖ’nün camileri bombalayacaklardı yalanları gibi, toplumun sinir uçlarına dokunacak şekilde son derece titizlikle planlanmış yıkıcı toplum mühendisliği projeleridir. AKP’nin profesyonel yalancı havuz medyası ve sosyal medyası yıllardır asrın lideri propagandası yapıyor. Bunu yutmayanları aktrollere havale edip yıldırmaya, bıktırmaya, korkutmaya çalışıyorlar. Asrın lideri masalına biat edenler korunup, kollanıp yükseltilirken, diğerlerine hayat zindan ediliyor…

AKP evrimsel rekabetin en temel kuralı olarak, rakip türler ve rakip kabileler üzerinde her fırsatta alan temizliği ve nüfus planlaması yapıyor. 14 yıl cemaatle birlikte yaptılar. Artık FETÖ bahanesiyle OHAL yetkileriyle KHK’larla kendileri yapıyor. Türk Devleti ve Türk Milleti bu suçları seyretmeye devam ettiği sürece de, cüretleri nispetince tek tek bütün Atatürkçü kurumları ve Atatürkçü yiğitleri avlamaya devam edecekler…

sozcu.com.tr