Neler dönüyor, haberimiz bile yok. Darbe girişiminde Erdoğan’ın uçağını Rus pilotlar mı korudu

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in özel temsilcisi Aleksandr Dugin, 14-15 Temmuz tarihleri arasında Ankara’daydı ve kritik görüşmeler yaptı.

Amerika ve Rusya, örtülü bir savaş halinde.

Ukrayna, Suriye, İran ve Türkiye üzerinden bu savaş devam ediyor.

Buraya özel bir bilgi için bir parantez açıp, savaşın aldığı boyutu aktarmak istiyorum.

15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişimi malumunuz cevaplanmayı bekleyen çok fazla soru barındırıyor.

Amerikancılar, bunun bir RTE tertibi olduğunu ileri sürüyor. Ki tamamen yalan bir propaganda bu.

Fetullah Gülen bile kendi yaptırdığı darbeyi, Erdoğan’a yıkma peşinde.

Bir de şöyle bir tez var.

Erdoğan darbeyi biliyordu, ona göre önlem aldı.

Hani MİT söylemedi enişte söyledi hikayesi.

Sonra bir de “Enişte” Rusya çıktı iddiaları var.

Bu noktada bir alıntı yapmak ihtiyacı duyuyorum.

Aşağıdaki yazı, 19 Temmuz 2016’da, yani darbe girişiminin hemen 4 gün sonrasında, kısa adı MINA olan Makedonya Uluslararası Haber Ajansı’nın internet sitesinde Gorazd Velkovski imzalı bir haber-analiz olarak yayımlandı.

“ABD YÖNETİMİNDEKİ DARBEDE ERDOĞAN HAYATINI MOSKOVA’YA BORÇLU” başlıklı yazı ilginç iddialar içeriyor.

Darbenin aslında Ağustos ayında planlandığı, Yunanistan’da organize edilmekte olan kriz ve darbe girişimi ile eş zamanlı olmasının hedeflendiği ileri sürülürken, ABD’ye bağımlı kukla hükümetler kurularak, Rusya ile ABD kontrolündeki Avrupa arasına yeni bir demir perde çekilmesinin amaçlandığı vurgulandı.

Yazı şöyle:

“DARBEYİ DUGİN Mİ HABER VERDİ?

ERDOĞAN’IN UÇAĞINI RUS JETLERİ VE S400 FÜZELERİ KORUDU İDDİASI

“Dünyada Türkiye’de darbenin olacağını bilmeyen tek bir ülke yoktu. (Belli ki o tankları Boğaz köprüsü üzerinde görüp de hayrete düşen Türkler hariç) Darbenin tarihi sürekli değiştirildi ve tam olarak bilinemedi. Ancak CNN’den Christian Amanpour sağolsun, darbeden iki gün önce Ankara ve İstanbul’da büro açınca herkes öğrenmiş oldu.

Pentagon’un CNN ile özel ilişkisi vardır. Genellikle de bir yerde darbe yapacakları zaman onlara da haber verirler. Ki CNN oraya gitsin ve kamuoyunun öğrenmesi gereken! bilgileri canlı yayında iletsin. Amanpour da bu işin üstadı olarak pek çok ülkeden kendini yasaklatmayı bilmiştir. Çünkü herkes bilir ki o bir ülkeye geldi mi orada kötü bir şeyler olacak demektir. Türkiye de bir istisna değildi.

Rusya, İran ve Suriye’nin Türkiye’de olacak ABD güdümlü darbeden haberi vardı. İşte bu yüzden Moskova, Putin’in danışmanlarından birini Ankara’ya göndermişti. Bu seyahat gizli tutuldu. Moskova, Tahran veya Şam’da kimsenin haberi yoktu, sadece Putin’in çelik çekirdek ekibinin bilgisi vardı.

Bu kişi Aleksander Dugin idi. Ankara’ya Türk yönetimini darbeye karşı uyarmaya gelmişti. Sadece uyarmaya da gelmedi, darbeye karışan isimlerin geniş bir listesini de beraberinde getirmişti!

(Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in özel temsilcisi Aleksandr Dugin, 14-15 Temmuz tarihleri arasında Ankara’daydı ve kritik görüşmeler yaptı. Dugin, bir de basın açıklaması yaptı. Ankara ile Moskova’nın stratejik ortaklığını derinleştirmesi gerektiğini söyleyen Dugin’e göre, Türkiye’nin Atatürk politikalarına geri dönmesi gerekiyor. Suriye’deki krize de değinen Dugin,“Suriye’nin toprak bütünlüğü, Türkiye ve Rusya’nın toprak bütünlüğü için önemlidir” dedi. Dugin en kritik görüşmeyi de Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Muhammet Dervişoğlu ile yaptı. ÇN.)

DARBE PLANLANANDAN BİR AY ERKEN BAŞLADI VE DARBECİLER DEŞİFRE OLDU

Türk Hükümeti, gelişmelerden kuşkulanarak, mahkemelere 2 bin TSK mensubunun tutuklanması için bir liste iletmişti. Ancak mahkemeler bunu yerine getirmedi, darbeye de karışan bazı hakimler bu listeyi darbecilere bildirdi. Bunun sonucu olarak da darbe aceleye getirildi ve öne çekildi.

RUS UÇAĞINI DÜŞÜREN PİLOTLAR DA DARBEYE KARIŞTI

Moskova, aylar öncesinden Türk pilotların konuşma ve veri iletişimlerini takibe almıştı. Bunun nedeni ise Rus SU 24 Savaş uçağını kimin düşürdüğünü bulmaktı. Bu takibatta ortaya şu çıktı: Rus uçağını düşüren iki pilot da Amerikan yerleştirmesiydi ve Rusya ile Türkiye’nin arasını bozmak için bu eylemi kasıtlı olarak planlamıştı. ABD, İngiliz taktiği olan böl ve yönet politikası uyguluyordu. İncirlik Üssü’nde düzinelerce ABD yerleştirmesi (yani FETÖ ÇN.) havacı ve karacı subay vardı. Bunların tamamı şu anda tutuklandı.

Putin’in danışmanı Dugin, herhangi bir kuşku ve ilgiyi dağıtmak için ilginç bir rota çizdi Ankara’ya gelirken; Moskova’dan Astana’ya, oradan Tahran, Şam ve Lefkoşa üzerinden Ankara’ya uçtu ve burada Erdoğan’ın en güvendiği adamıyla buluştu. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek idi bu kişi.

Eski KGB usulü yüz yüze görüşmeler işe yaradı. Ruslar, geçen aylar içinde pek çok bilgiye ulaşmıştı ve darbenin ne zaman, kimler tarafından ve nasıl başlayacağını öğrenmişlerdi.

Erdoğan’ın yakın çevresinin Dugin’in gelişinden haberi de yoktu öncesinde. Rusya-Türkiye dostluk ilişkilerinin çıkarı için ve karşılıklı güvenin sağlanması amacıyla Erdoğan, Moskova tarafından resmen bilgilendirilmiş oldu bu şekilde.

Uyarı bir de tam zamanında yapılmış oldu. Bunun psikolojik etkisi de Türklerin, kimin gerçek dostları olduğunu görmeleriydi.

Putin isteseydi, temsilcisini göndermez, darbeden 10 dakika önce haber verebilirdi, ya da hiç vermeyebilirdi ve Amerikalıların istediği sonucun ortaya çıkmasına göz yumabilirdi.

.

TÜRK SAVAŞ UÇAKLARI ERDOĞAN’IN UÇAĞINI GÖRDÜ AMA…

24 saat boyunca hiçbir şey söylemeden bekleyip, tamamen propagandaya ağırlık veren Pentagon ve CIA kontrolündeki medya, darbenin başarısız olduğunu anlayınca, “Bunun Erdoğan tarafından başkanlığı garantiye almak için sahnelenen bir tiyatro olduğu” yalanını yaymaya başladı.

Bunun için de neden Erdoğan’ın uçağının darbeci pilotlarca vurulmadığı sorusu gündeme getirildi.

Öncelikle Erdoğan’ın uçağını vurması için gönderilen uçaklar ABD-NATO kontrolündeki İncirlik üssünden kalkmıştı. Erdoğan’ın uçağı gerçekten pek çok F-16 tarafından vurulmak için takibe alındı. Böylelikle Pennsylvania’daki uzun süreli CIA elemanı Fethullah Gülen, Türkiye’nin başına geçecekti.

DARBECİ UÇAKLAR RUSLAR TARAFINDAN RADARA KİLİTLENDİ

Ancak medyanın size söylemediği şey, Suriye’nin kuzeyindeki 7 Rus savaş uçağı ve 2 ayrı S400 füze sisteminin darbeci Türk jetlerine kilitlenmesiydi!

Ruslar, darbeci pilotları uyardı ve radarda yanlış! bir hareketleri görülürse doğrudan vurulacaklarını iletti.

İşte Türk F-16’ları bu yüzden Erdoğan’ın uçağını vuramadı, sadece takip edebildi.

Ankara Belediye Başkanı da televizyona çıkıp, bu darbenin arkasında Washington’un olduğunu, bunun bilgisini önceden aldığını (Dugin ile görüşmesi) ilan etti.

Gökçek, o gece 20 dakika içinde darbenin ABD işi olduğunu söyleyen yönetimdeki 3. Kişiydi.

Neden Erdoğan, generalleri, yargıçları görevden aldı? Darbeye karışanların tam listesini nasıl elde etti?

Hükümetin de kendine göre bir şüpheli listesi vardı ama asıl ve tam listeyi Moskova’dan aldılar.

İşte bu yüzden ABD’nin Ankara Büyükelçisi sürekli saklanıyor ve her şeyin üzerine bir örtü örtmeye çalışıyor. İlginç olan şu ki, pek çok darbeci general ABD’nin bu işteki rolüyle ilgili ayrıntılı bilgi veriyor. Washington’dan yapılan açıklamaların her zamanki gibi hiçbir iler tutar yanı yok. İncirlik Üssü’nden 42 helikopterin kayıp olmasının hiçbir açıklaması yok. Türk Hükümeti’ne bağlı güçler o yüzden üssü 2500 polisle kuşattı, tüm üssün elektriğini kesti. Bu, ABD’ye “Ne yaptığını biliyoruz” mesajıydı. Sonuçta, darbeciler ve tankları sokaklardaki silahsız halk tarafından alt edildi.”

 

 

Şimdi tabii çok uçuk iddialar bunlar filan diye kimse çok da ciddiye almadı.

Fakat 15 Temmuz akşamı Ahlatlıbel Hava Radar Mevzi Komutanlığı’ndan gelen gayri resmi iddialar bunu doğrular nitelikte.

Radar üssündeki görevliler, 15 Temmuz cuma akşamı Karadeniz’de olağanüstü bir Rus hava filo hareketliliği gözlemliyor. Darbe girişimi henüz belli değilken, aralarında Rusya’nın Türkiye’ye bir müdahale olasılığı mı var şeklinde konuşuyorlar. Sonra darbe girişimi belli olduğunda olay anlaşılıyor filan ama, ertesi gün Rus uçaklarının radar izlerinin Balıkesir Bandırma’ya kadar geldiği ortaya çıkıyor.

Yani Rus savaş uçaklarının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı taşıyan uçağa koruma yaptığı iddiası (eğer bu Ahlatlıbel bilgisi doğruysa) doğru anlayacağınız.

Stratfor Cumhurbaşkanı’nın uçağının koordinatlarını yayınlarken, Ruslar bizzat korumaya girişmiş.

Askeri kaynaklardan gelen bir başka doğrulanmayı bekleyen bilgi de darbe öncesi yüz bin adet ceset torbası siparişi verildiği yönünde. Ankara’dan verilen sipariş darbeden hemen bir iki hafta önce olmuş. Yani darbecilerin niyeti bayağı bir kötüymüş.

ABD – RUSYA SAVAŞI SURİYE’DE ALEVLENİYOR

Rusya ile doğrudan savaştan kaçınan ABD, sürekli kaçak dövüşüyor.

Ateşkesi yalandan imzaladılar, Dışişleri destekliyor, Pentagon istemiyor ayağı çektiler.

Menbiç’te PKK içre kaçak üsler, IŞİD’e el altından kimyasal silah destekleri.

Son olarak Suriye ordusunu bombaladılar. 80 asker öldü.

Hem de tam IŞİD saldırırken.

Bunlar panik atakları ABD’nin. İsrail de Golan tarafından saldırıya geçti.

Türkiye, Rusya, İran ve Suriye’nin bir anlaşmaya doğru gitmesi panikletti bunları.

Türkiye’deki başarısız darbe girişimi Suriye’de fatura olarak geri döndü Sam Amca’ya.

Benim naçizane tavsiyem hükümete, ABD’nin uzattığı ve uzatacağı havuçlara kanmaması olacak.

Çünkü ABD artık Türkiye’yi düşman sınıflamasına koymuş durumda, PKK’ya Amerikan bayrağı çektirecek kadar küstahlaştı.

FETÖ’yü de hayatta vermez, onları yetiştirene kadar ne paralar, emekler harcadı.

Türkiye’nin Avrasya cephesinde sağlam durmaktan başka çıkarı yok.

Bakın BM konvoyunu Rusya’nın vurduğunu, Halep’teki ateşkesi Suriye’nin bozduğunu ileri sürecek kadar cürretkar Washington’dakiler.

Sanırım ABD’deki seçimler çok kritik. Sürekli bazı eyaletlerde OHAL ilan ediliyor. Terör korkusu yaratılıyor. 11 Eylül 2001 Neo Con darbesinin devamı için Hillary Clinton gerekiyor.

Neo Con’ların, Irak ve Afganistan’dan IŞİD ve El Kaide’ye uzanan terör dalgası tüm dünyayı sardı, bunların gözü dönmüş durumda.

Çin ve Rusya’nın bu yaklaşan tehlikeye karşı özellikle Türkiye ve bölge ülkeleriyle işbirliği içinde olmaları yaşamsal önemde.

RAFAEL SADİ’YE YANIT

Sayın Sadi’ye daha önce de belirtmiştim. Asla Yahudi düşmanı olmadım, aksine pek çok Yahudi arkadaşım oldu. İsrail’e de düşman değilim, pek çok kez gitmişliğim vardır. Ama İsrail’deki 20 yıla varan Ariel Şaron ve Binyamin Netanyahu yönetimleri gerçekten de faşizm örnekleri veriyor. ABD’deki NEO Con’lar ve Suudi Arabistan’daki çağ dışı rejimin de destekçisi olan bu yönetim, Yahudilerin o mazlum geçmişini ve dünyaya sundukları bilimsel ve sanatsal katkıya gölge düşürürcesine, acımasız ve kanlı bir anlayışa sahip. İsrail’in haritadan silinmesini savunmayan ama bölgesinde barış ve huzur içinde yaşaması için gereken adımları atmasını savunan birisi olarak yazdıklarımın arkasındayım. ABD’nin 38 milyar dolarlık askeri yardımı dünya barışını sabote eden, Neo Con faşizan bir anlayışın ürünüdür. Sayın Sadi’ye eleştiri ve habere katkıları için ayrıca teşekkür ederim.

Hüseyin Vodinalı – Odatv.com