Neymiş? Moody’s kredi notumuzu nasıl düşürürmüş; vay darbeci vay!..

Ne laflar ne komplolar…
Sebebi, Türkiye’nin kredi notunu düşüren Moody’s!
Moody’s dedi ki; Türkiye’ye kredi vermeyin ödeyemeyebilir!
Vay bunu diyen sen misin?..

Neler yazmıyorlar ki? “Moody’s, Türkiye ekonomisini zora sokup darbe yaptırmak için kredi itibarımızı düşürdü!”
Peki, diyelim öyle…
Türkiye ekonomisi çok mu iyi durumda?
Büyük ekonomik krizin yaşandığı 2001’de Türkiye ekonomisi dünya sıralamasında 17’nci sıradaydı.
Bugün nerede? Bir ara 18’inci sıraya yükseldi ama yine 17’nci sıraya düştü! Hani ilk 10’a girecekti, ne oldu? Aksine… Bu gidişle 2025 yılında ilk 20’ye giremeyeceği sır değil.
Ayrıca…
Türk ekonomisinin dünya pazarında bulunma yeri 59’uncu sıra! (Güney Kore 13, İsrail 16, Bulgaristan’ın 36’ıncı sırada olduğunu anımsatayım.)
Her gün hükümetten kalkınma masalı dinliyoruz; oysa Birleşmiş Milletler Gelişme Fonu’na göre kalkınma endeksimiz; Ruanda ve Zimbabve ile birlikte ikinci lig!..
Birinci ligde “battılar” diye alay ettiğiniz Yunanistan- Küba var!
Evet, Moody’s’e ne kızıyorsunuz?
Büyüme rakamlarını; reel değil, enflasyonu hesaba katmayan nominal artışla hesaplıyorsunuz. Yani, kişi başına milli gelirin üç kat arttığı koca bir balon! Cebindeki paranın büyüklüğü değil; pazarda o parayla ne aldığın önemli! Ev kadınlarına sor anlatsın pazarın durumunu…
Kimseye değil kendinize kızınız!
1980 yılında kişi başı milli gelirimiz; İspanya ile eşit; ve Güney Kore’den iyiydi. Bugün ikisi de Türkiye’yi fersah fersah geçti. İspanya 30 bin, Güney Kore 26 bin doları buldu.
Türkiye ise -rant ekonomisi- inşaat yapmayı sürdürüyor; varını yoğunu betona gömüyor.
Dünya teknolojiye yatırım yapıyor; betonla övünen tek ülke Türkiye…

Bir Samsung değiliz

Moody’s hakkında yazıp-söyleyenlerin, en kaliteli devlet okullarından Kadıköy Anadolu Lisesi’ni (Maarif Koleji) yok etmeye çalışması tesadüf mü? Değil…
İmam hatip okullarından Osmanlıca öğrenmeye kadar eğitime dayatılanlar da tesadüf değil.
Ekonominin lokomotifi, yüksek becerili insanlar mı; dinini sular seller gibi ezberleyen kinci kuşaklar mı? İktidarın tercihi belli…
Oysa dünya nerede?
Güney Kore şirketi Samsung‘un 2015’te aldığı patent sayısı 5 bin 72 iken, aynı yıl Türkiye’de sadece patent için başvuranların sayısı 4 bin 665! Samsung’un bir yılda aldığı patent, Türkiye’nin 50 yılda aldığının 18 katı.
Yüksek teknoloji şirketleri borsası/NASDAQ‘ta tek bir Türk şirketi niye yok?
Dünya inovatif/yenilikçilik sıralamasında Türkiye 68’inci sırada. Şaşırtıcı mı, değil. Çünkü…
Türk çocuklarının dünyada “yaratıcılık ve problem çözmede” başarı oranı yüzde 2.2. Güney Kore’nin ise 28!
Dünyada bilgiye dayalı bir ekonomi kuruluyor. Bunun temeli Osmanlıca ya da din bilgisi değil; matematik-fen yani yaratıcılığa dayalı eğitim!
Bugün dünyada eğitim denince ilk akla gelen neden Finlandiya oluyor? Finli çocuklar matematik, fen ve okuma becerilerinde dünya zirvesinde çünkü.
Bilgiye ulaşmada Finlandiya dünyada ilk sırada yer alırken; biz 154’üncüyüz!
1970’li yıllara kadar ekonomisi Türkiye seviyesindeki Finlandiya’nın milli geliri bugün nasıl dört katımız oldu? Eğitimle ve itibarıyla AR-GE ile oldu. NOKIA nasıl doğdu sanıyorsunuz?
Biz ise hâlâ bir dünya markası çıkarmış değiliz. Laf üretiyoruz.
Hâlâ 100 yıl öncesinin teknolojisiyle yerli-milli otomobil üretmekten bahsediyoruz. Jet Fadıl’ın “yaptığı” otomobilden medet umanların ülkesi burası! Evet…
Jet Fadılları rol model yapanların; 61 yıldır ülke için nitelikli kuşaklar yetiştiren Maarif Koleji’ni yok etmesi hiç tesadüf değil…

Dünya rekorumuz

Moody’s Türkiye ekonomisine nasıl güvenmezmiş!
Sen güveniyor musun?
Bu ülkenin temelinde güvensizlik yok mu? Türkiye’de her 100 kişiden 92’si başkasına güvenmiyor!
Söylesenize, bizi kim bu derece kutuplaştırdı; birbirine güvensiz yaptı; Moody’s mi?
Güven konusunda Moody’se ne kızıyorsunuz?
“Toplumsal uzlaşma” dediniz; nerede tartışmalı konu varsa getirip dayatıyorsunuz.
Sırf güvensizliğinizden dünyanın en itibarlı üniversitelerinden ODTÜ‘yü hedef haline getirdiniz. Bizden diye atadığınız rektörle İTÜ‘yü bitirdiniz.
Laik eğitim isteyenleri dövüp mahkeme karşısına çıkarıyorsunuz.
Tek bildiğiniz, tek çözüm aracınız; güvenlikçi politikalar/ polisiye tedbirler! Bu anlayışla toplumsal uzlaşma olabilir mi? Bu anlayışla/özgür düşünceyi kelepçeleyerek ekonomi gelişir mi; bir dünya devi şirket çıkarılabilir mi?
Bakınız…
Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) sınavlarında yerimiz sondan üçüncü! Dünya bu sınavı konuşurken, biz umursamıyoruz bile.
İktidarın önemsediği, okullarda mescit sorununun giderilmiş olması!
Aslında… Neyi tartışıyoruz ki…
Demokrasi endeksimiz; Uganda, Tanzanya, Mali’nin ardından 97’nci sırada!
İnsani gelişme endeksimiz; Umman, Lübnan, İran’ın ardından 72’inci sırada!
Dış ve iç borçlara, bütçe açığı konularına girmeye gerek var mı?
“Devenin” neresi eğri değil ki…
Neymiş?
Moody’s kredi notumuzu nasıl düşürürmüş; vay darbeci vay!..
Moody’s’e kızacağınıza aynaya baksanıza!..
Sanırım…
Gerçeklerle yüzleşmekten kaçınmada dünya rekoruna sahibiz!

Soner Yalçın –  sozcu.com.tr