Okunası Bir Bayram Hikayesi

Oğluma hep anlatırdım çata patı. Ağzı açık dinler alsana baba derdi ama yoktu hiç bir yerde. Geçen sene inat ettim. Ne kadar arka sokak varsa, hatta bunca yıldır yaşadığım şehrin hiç girmediğim arka sokakları da dahil, saatlerce aradım.

Artık umudu kesmiş geri dönmeye karar vermiştim. Çok sıcaktı ve ağzım dili kurumuştu. Çok kenar bir mahalledeydim ve karşıda izbe bir bakkal dükkanı vardı. Oraya doğru yürüyüp soğuk bir soda almak için içeri girdim. Yaşlı bir adam buyrun diyordu ama ben sodayı falan unutmuş gözlerimi büyülenmiş gibi ıvır zıvır şekerlerin dizildiği tezgaha dikmiştim. İşte tam karşımda düzinelerce duruyordu. Elimle işaret ederek, onlardan kaç tane var diye sordum.

Yaşlı adam tereddütlü bir ses tonuyla, kaç tane alacaksınız dedi. Ne kadar elinizde var diye sabırsızlıkla sordum. Alta baktı, eğilip açılmamış bir kutu daha çıkarttı. O an kendimi görmesem de gözlerimin ışıl ışıl parladığından eminim. Gülümseyerek hepsini alıyorum dedim.

Dünyanın en büyük hazinesiyle o dükkandan çıkıp çocuklar gibi sevinçle nasıl oğlumun yanına gittim hatırlamıyorum. Bir tanesini alıp uzattım, bak dedim bu çata pat. Eline aldı şaşkınlıkla inceledi. Hadi dedim duvara sürt. Bir anda küçük çatırtılar yükseldi, korkup elinden attı ama o patlamaya devam ediyordu. Yerde pıtırdadıkça ikimizin de yüzüne muzip bir gülümseme yerleşti. Sonra saatler ayağımızın altında ezerek duvarlara sürterek deliler gibi eğlendik.

Arkadaşlarıda geldi. Hayatında hiç çata pat görmemiş o çocuklar, tabletler son model telefonlardan, pc’lerden alamadıkları bir hazla o basit kağıda dizilmiş siyah kabarıklıkları hayranlıkla izliyor, pıtırdarken kahkahalar atıyorlardı

Hepsi bitti son bir tane kaldı. Oğlumla ikimiz birbirimize baktık. Dedim ki hayır bunu saklayacağım. Bir daha bulamazsak senin çocuğunda görsün…

Bu sene yine gittim o bakkalın olduğu yere. Çoktan yıkmışlar yerinde bir inşaat vardı. Nedense bunu tahmin ediyordum ama yine de üzüldüm. Fakat bir kerede olsa bu şansı yakalamış olmak, oğluma babasının çocukluğuna dair bir şey yaşatmış olmanın maneviyatı en büyük tesellim

Oğlum hala anlatır durur, arkadaşları da baban yine alacak mı diye sorup duruyorlarmış. Eminim hiç biri hayatları boyunca bu kadar eğlenmediler

Şimdi bana delimisin diyebilirsiniz ( evet deliyim) ama olay sadece bir çata pat değil. Ben hayattan şunu öğrendim ki, insanoğlu ne kadar gelişirse gelişsin, geçmişin küçük bağlarıyla ayakta kalıyor. Oğlum içinde zor zamanlar olacak. Bazen çok sıkılacak bazı şeyler onu bıktıracak. Fakat en kötü anında bile birden o kahkahalarla güldüğümüz gün aklına gelecek ve babam benim için aramıştı, bulmuştu diyecek. O an ben bu hayattan çoktan göç edip gitmiş olsam bile onun yüzünde ki gülümsemeyi göreceğim…Sevgiler

Murat Ginlik