Pazar keyfine Gülse Birsel; Hiçbir şey olmamış gibi davranan pazar yazısı!

Hiçbir şey olmamış gibi davranan pazar yazısı!

Hepimiz daraldık, gelecek endişesinden bunaldık. Bugün siyaset bilimlerini bir yana bırakıp, eski, dertsiz Pazar yazılarını hatırlatacağım. Çok eski yıllarda arada yaptığım gibi Bodrum’da beğendiğim mekânları yazacağım. Ve “Duyarsızlık, tuzu kuruluk, yüzeysellik” eleştirilerine de gayet hazırlıklıyım.

Bugün, beach club’da mayokinisine mojito döküldüğü için bozulan kız gibi davranmak istiyorum!
Bugün, aşırı güneşte kalmadan ötürü omuzu soyulduğu için hayıflanan süslü ev hanımı kafası yaşamak istiyorum!

Bugün, tavlada yenilip karalar bağlayan, yenilgi çilingir sofrasında gündeme getirildiğinde surat asan yazlıkçı amca gibi olmak istiyorum!

Böyle şeylerden tadım kaçsın istiyorum ben artık yav. Oysa son dönemde uykumu bölen, beni üzen, bunaltan konular: Terör, darbe teşebbüsü, Suriyeli Ümran’ın fotoğrafı, ekonominin geleceğiyle ilgili projeksiyonlar… Kimim ben ya? Başbakan mıyım ben? Sarışın, neşeli bir komedi yazarıyım ben!

Bugüne özel, hiçbir şey olmamış gibi davranan bir yazı yazmak istiyorum.

Yapardım böyle şeyler çok eskiden. Gittiğim mekânları, beğendiğim restoranları filan yazardım. Hayatın daha normal olduğu yıllardı.

Şimdi biliyorum, birçok insan bana kızacak. “Hiç mi derdimiz yok da bunlardan bahsediyorsun” diyecek. “Senin tuzun kuru tabii” diyecek. “Şurada insanlar ölsün, sen restoran tavsiyesi ver” filan yazacak.

Haklısınız da… Yıldık arkadaşım yıldık! Dertleri zevk edindik fakat artık hiç de zevk vermiyor! Travma yaşadık. Millet endişeli, sıkıntılı.

Bu pazar günü izin verin, Bodrum turizmini canlandırayım. Bu da memlekete bir hizmettir sonuçta.

Sübjektif olarak gencim, tartışılır biçimde güzelim, siyasi yazı yazsam yine sizi üzerim!

Onun için bırakın üzmeyeyim, onun yerine birlikte gezme tozma hayalleri kuralım ne var?

Aha işte Bodrum’dan nispeten az bilinen tavsiyelerim:

Savra: Bence Bitez’in yeni starı. Mücver, midye dolma, ciğer gibi bilinen mezelerin daha rafine versiyonları, ayrıca somon pastırma, kadayıflı avokadolu karides gibi başarılı yenilikler. Savra aslında bir butik otel ama restoran, oteli gölgede bırakıyor. Sebzelerin hepsi kendi bostanlarından. Çarşamba ve cumartesi geceleri oldukça iyi canlı caz da var.

İki Sandal: Bodrum’un içinde, Halikarnas’ın karşısında çok acayip, ‘tarihi mezeler’ ağırlıklı yeni bir restoran. Tariflerin bir kısmı 300-400 yıllık, Osmanlı saray mutfağından. Daha önce çoğunu tatmadığınız müthiş şeyler. Balık turşusu, lorlu salatalık ezmesi, fındıklı muhammara, daha neler neler. Tavsiyem, bütün soğuk mezeleri deneyin, hiçbirini kaçırmayın. Sonra da tatlıya geçin.

Orfoz: Bodrum’un klasiği, belki çaktırmadan en iddialısı. Zeki Müren’in evinin yanı. Denizden çıkan her şeyi yerim diyenler için, denizden çıkan her şeyi mükemmel pişiren restoran. Şakşuka, ızgara balık filan öyle şeyler beklemeyin. Kabukluların kitabını yazmak, gerçek karides neymiş anlamak için gidin. Parmesanlı istridyeyi ve patlıcan bombasını benim için ekmek bana bana yiyin.

Bitez Dondurmacısı: El kadar dükkândan dondurma zincirine dönüştüler, lezzette hiçbir kayıp yok. Hâlâ taze vişne dağlardan, karadut bahçelerden geliyor. Hâlâ her dondurma muhteşem.

Avantgarde: Yalıkavak’taki bu yeni otelin şefine tebrikler. Deniz ürünleri de makarnalar da hakikaten on numara.

Mufla: Bak yine Yalıkavak. Mufla, Bodrum’un en rafine mutfaklarından biri. Ördek de var, hayatımda yediğim en özenli hazırlanmış ciğer de orada, bildiğimiz zeytinyağlıların farklı versiyonları da var. Mesela yabani pirinçli kabak bastı. Bir deneyin.

Baa Bahçe: Bitez’deki yeni kurtarıcı. Adı gibi koskoca bahçede, gayet başarılı mezeler, ve çok iyi et yemek için birebir. Televizyonlu çardaklar filan da var, yazlık evde oturur gibi ooh.

Bağarası: Yine Bitez’de, rahat, salaş bir aile mekânı. Zeytinyağlı sebze cenneti denebilir. Rezeneden enginara, aklınıza gelen bütün sebzeler nefis. Ana yemek olarak çıtır mantı diyorum ve susuyorum.

Hüseyin Amca’nın Yeri: Ortakent’teki bu esnaf lokantasına gidip kurufasulye pilav yiyeceksiniz. Olmadı tas kebabı. Çeşitler bunlar. Nicelikten çok nitelikli bir mönü. Ve çok hesaplı. Akşam erken kapatıyorlar, dikkat.

Yunuslar Fırın: Bodrum’un pasta çörek hamurişi imparatorluğu! Birkaç şubeleri var. Poğaçası, portakallı kurabiyesi filan zaten meşhurdur. Artık boyoz filan da yapıyorlar ama benim favorim Bodrum Çarşı’nın girişindeki lokma standları. Az şekerli, tarçınlı, on numara lokma!

Kaynak: http://sosyal.hurriyet.com.tr