Regl Olduklarında Sevinen Yumurtalıklarını Zorla Çekip Alıyormuşlar Gibi Hisseden Kadınların Sorunu: Polikistik Over Sendromu

Kadınlarda hormon dengesizliği sebebiyle yumurtalıkların normal çalışmaması sonucu oluşan bir rahatsızlık. Regl durumları gecikir, geldiğinde de kimi zaman oldukça ağrılı geçer. Bu sendroma bağlı Sözlük kadınları tecrübelerini paylaşıyor.

kadinlarda hormon dengesizligi yuzunden yumurtaliklarin ve bazi salgi bezlerinin anormal calismalari sonucu ortaya cikan kompleks bir rahatsizliktir. yumurtanin olgunlasamadan kucuk kistlere donmesi sonucu regl durumlarinin aksamasi ve bu hatali yumurtanin salgiladigi androjenlerin kadinda sismanliga, istenmeyen yuzde ve vucudun cesitli bolgelerinde anormal tuylerin belirmesine, adet donemlerinin duzensiz olmasina, ilerde kisirliga, seker hastaligina ve kalp rahatsizliklarina yol acar. hormon tedavisi, insulin durumu dikkatle incelenir, bazi hallerde yumurtalik uzetinde buyuyen kistlerin ameliyatla alinmasini gererekir. hasta bazen bu durumdan kendi bunyesiyle siyrilir, bazen uzun donem tedavi gorebilir, bazen tedaviler tam bir sonuc vermez. istenmeyen tuyler lazer yoluyla yok edilir. bu durumda olan hastalarin cogu bebek sahibi olabilir. cok ratlanan durumdur, her 10 kadindan birinde gorulen bir rahatsizliktir.

(ehem, uzman tv doktoru ses tonuyla konuştuğumu hayal edin hemşirelerim)

polikistik over sendromu şu üç şeye hiç gelemez:

– şakaya
– hareketsizliğe
– kilo almaya

ben 16-18 yaş arası ergenlikten sebep adeta bir topaç kıvamında gezen bir küçük isolde iken, 2-3 ayda bir regl olmak ama her ay bu stresi yaşamak, yumurtalıkları cadı tırnaklı bir el tarafından sökülmek isteniyormuş gibi acı çekmek canıma tak edince annemle beraber cerrahpaşa yollarına düşüp, endokronoloji senin, radyoloji benim, dermatoloji berikinin gezerek, nur topu gibi bir polikistik over sendromuna sahip olduğumu öğrenmiştim. sonuçta 6 ay diane 35 kullandım, o dönem “iştah açar, kilo yapar” diyen herkesin aksine 13 kilo verdim, psikolojim de gayet iyiydi. üniversiteye başladım, reglim hep 5 ila 10 gün arası gecikse de fena değildi, en azından artık 3 ayda bir değil her ay tekrar ediyordu.

üniversitede daha da çok kilo verince regl takvimin daha düzenli bir hale geldi, vakit buldukça zıplıyordum, 4-5 kilo alsam da ekseriyetle geri veriyordum.
bu arada belirtmek isterim ki pcos illa ki alt bedeni ince, üst bedeni kalın insanların yakasına yapışmıyor. armut tipli filan değil direkt kum saati olarak devam ettiğim hayatım boyunca, tüm pantolonlarım, elbiselerim tamire gitti çünkü bel – basen arasında 1.5 beden fark vardı en ince olduğum zamanlarda bile. bir karınca belli olarak, marie antoinette devrinde yaşasam sosyetenin en revaçta hanımlarından biri olurdum, mad men’e koysan kimse “bu kadın kim lan?” demez inanın asdfgfds.

neyse, gelgelelim her şey yolunda giderken son 2 aydır yine regl takviminde bir cörtleme, sağ overımda kör bıçakla kesiliyor gibi bir acı sonucu yine kadın doğum yollarına düşünce öğrendim ki, orosbu polikistik over eskisi gibi ağır olmasa da strikes back, ve o acı kör bıçaktan değil 3 cmlik bir kistten kaynaklanmaktaymış.

peki pcos neden durduk yere hortlamıştı? yoksa durduk yere değil miydi?

evet evet değildi, çünkü isolde kardeşiniz “ot kutlaması bok kutlaması”, “ay çizim yapıyorum tamam maa”, “oooov hiç zamanım yok, hemen ağzıma ne bulursam tıkıştırayım”, “çok depresyondayım ve bir büyük paket haribo fantasia yemek bana çok iyi gelecek”, “ihihihi yılbaşı” gibi son derece sikimsonik sebeplerle danalar gibi yiye içe tam 7 kilo almıştı!
doktorun bile hemen fark ederek “kilo mu aldın sen?” demesi sonucu psikolojisi iyice laçka olan isolde, bir de pcos şerefsizinin geri geldiğini öğrenince resmen orada ölesi gelmişti.
fakat doktorun güzel haberleri de vardı isolde ve pcos mağduru hemşireleri için:

soru – polikistik over sendromu, çocuk sahibi olmada bir soruna yol açar mı? (evet başlıca derdim bu)

cevap – pcos çok ağır seyretmediği sürece çocuk sahibi olmada bir engel teşkil etmez, hastaların %50’si istediği an hemen hamile kalabilirken diğer %50 çok ağır olmayan tedavilerle çocuk sahibi olmaktadır.

soru – diane 35 (bana yazılan bu) kullanmasak olur mu? bitki çaylarıyla (hayıt tohumu, ısırgan vb.) olmaz mı sadece? doğum kontrol hapının ileride çocuk sahibi olmaya olumsuz bir etkisi var mı?

cevap – bitkisel kürler için garanti veremiyoruz, tabi ki yapılabilir ama özellikle kist varsa doğum kontrol hapı şart, çocuk sahibi olma konusunda ise doktor kontrolünde kullanıldığı sürece zararı yok.

soru – adet kanamasının 6-7 gün ve yoğun olması iyi bir şey mi? benimki bazen 2 – 2,5 gün sürüyor, bazen 5 gün. bu yumurtlamamın az olduğunu mu gösterir?

cevap – adet kanamasının uzunluğuyla yumurtlama miktarının çok ekstrem durumlar (1 gün, sadece leke bırakma) haricinde bir ilgisi yoktur. 6 – 7 gün yoğun kanamalı geçen bir regldense, 2 gün normal geçen daha sağlıklıdır.

soru – pcos gerçekten berbat bir şey değil mi?

cevap – pcos genellikle sonradan oluşmaz, ilk reglden itibaren vardır, kilo, moral, kullanılan ilaçlar vb. durumlara göre ortaya çıkar. berbat ya da tedavisi mümkün olmayan bir şey değil, hormonal bir durumdur.

neticede sevgili arkadaşlar, pcos’dan nasıl korunur, etkisini nasıl minimuma indiririz?

– pcos, türk kadınlarının hatırı sayılır bir kısmında, şiddetli ya da az, fakat maalesef olan bir problemdir. kilo pcos’u, pcos kiloyu tetikler, sonra bir bakmışsınız benim lisede yaşadığım gibi 2 senede bir dubaya dönmüşsünüz. pcos hormonal sorun + kilo ile var olan bir şeydir.

– ergen kızınız, yeğeniniz, yakın tanıdığınız varsa iştahını kontrol etmesi konusunda yol gösterin, fast food denen naneden uzak tutun, yasaklamayın, ileride yaşayabileceği sorunları anlatın. “genç kız” demeyin, mutlaka bir kadın doğum uzmanına rutin kontrole götürün, sürekli devam edebileceği bir spora ve hareketli bir yaşama yönlendirin ki mesela benim gibi 2-3 ay süren hareketsiz dönemleri olamasın.

– beslenmenize dikkat edin. çok kilo verdiği dönemden beri (ki 7 sene oluyor) kolay kolay beyaz pilav, şerbetli tatlı, döner, hamburger, kızartma yemeyen ben, bu 7 kiloyu aldığım dönemde hepsini yedim, sevmeyerek hem de, stresten, dalgınlıktan, vakitsizlikten dolayı. kendime özel yemek yapma, bir yere gideceksem öğünümü hazırlayıp yanımda götürme, akşam en geç 8’den sonra hiçbir şey yememe gibi güzel alışkanlıklarımı bıraktım, gece yarısı kestane yedim. yediğim hurmalar gerçekten vaad ettiklerini yaptı asdfgfd.

– eskiden neler yiyordum? yeşil sebzeler, işlenmemiş kuruyemişler, şeker ilave edilmemiş kuru meyveler (marketlerde satılan yabanmersini kurusuna şeker + ayçiçek yağı koyuyorlar benden söylemesi), bol yoğurt, bol salata, bulgur, yeşil mercimek, unsuz ve tereyağsız çorbalar süper besinlerken, paketlenmiş her türlü gıda, tuz, her yağın fazlası, öküzdoyuran boyu sandviçler (kepekli de olsa), her tür şarküteri ürünü (yağı az olanın tuzu yüksek), bira ve yanında yenen o iğrenç baharatlı cipsler fıstıklar, ağır kremalı pastalar, hatta dışarıda içtiğiniz tam yağlı kutu ayranlar ve bol köpüklü açık ayranlar bile inanılmaz zararlıdır.

– 28 senelik hayatım boyunca bazen sevgililerimden bile çok sevdiğim tek şey: tuz. ve pcos’un hortlamasıyla yaşadığım şu süreç bana artık tuzla yollarımı kesin şekilde ayırmam gerektiğini bir kez daha hatırlattı. 2-3 gündür hiç de fena gitmiyor, bazen elim tuza gidecek olsa da kendime çok kolay hakim olabiliyorum.

– ve bir de baharatlar var. hani şu “rejim yemeğinizi baharatlarla tatlandırın” yanlışı. baharat çok afedersiniz, salon kadını kimliğimden sıyrılıp biraz açık konuşacağım ama dünyanın en büyük göt büyütücülerinden biri hatta başıdır, deliler gibi iştah açar, yedikçe yiyesiniz gelen cipsleri, dışı baharatlı harç kaplı her türlü gıdayı düşünün, size onu çılgınca yediren şey baharat+ monosodyum glutamat kombosu. yemeklerinizde mümkün olduğunca az baharat kullanın, yanında bol yeşil salata tüketin.

– su önemli. günde 2 bardak yeşil çay + en az 2 litre su ikilisinden aksatmadığım zamanlarda gayet iyi sonuç alıyorum. su güzelliktir, temizler, söker, atar.

– tabi ki tüm bunları yapmanız, battaniye altına girip kucağınıza laptop alıp, tek aktivite yandaki çaya uzanmak olunca bir boka yaramıyor sevgili fildişi sahilleri halkı. ehemm, isolde kardeşiniz daha zeki bir insanken haftada birkaç gün 8 km yürür, yattığı yerden bile kaslarını sıkıp bırakmak suretiyle egzersiz yapardı, sonra çok şımardı allahın salağı 🙁 fakat gardrobun üzerinden irice bir vicdan azabı gibi kendisine bakan pilates topu, nihayet aylar sonra zemine inmişti ve ikisi birlikte yine güzel olacak, bol bol ebru şallı’yla selülitsavar + şebeklik yapacaklardı. birkaç aydır dolaba tıkılsa da reebok easytone ayakkabıları da onu hiç unutmamış ve dolaptan çıkarılınca çok mutlu olmuşlardı.

– sonracığıma, mesela tek başınıza diyet ya da spor yapamıyor musunuz, içinizden gelmiyor mu? ne yapacağınızı, nasıl yapacağınızı bilmiyor musunuz? bu konuyla ilgili forumlara üye olun, siteler takip edin, mesela en basiti pinterest’in health & fitness boardlarını takip edin:
http://www.pinterest.com/all/health_fitness/ inanılmaz yararlı şeyler bulursunuz.
pinterest’ten bulduğum bir sayfa, sorunlu bölgelerinize göre egzersizler öneriyor:
http://www.divine.ca/…health/exercise-finder/c_266/
çok mükemmel ayakkabılara, spor kıyafetlerine sahip olmaya mecbur değilsiniz, olduğunuz gibi çıkın yürüyün, parklardaki aletlerle spor yapın.

– pcos yüzünden saçlarınız mı dökülüyor? tüm testlerinizi yaptırın, demirinizi, çinkonuzu ölçtürün, doktora sorup biotin ve başka vitamin destekleri kullanmaya çalışın. eğer pcos sizde androjende aşırı yükselme, kıllanma gibi sorunlara yol açtıysa (herkeste yapmıyor, mesela bende yapmadı) doktorunuz androcur vb. yazacaktır zaten.

– pcos için doğal kürlerden herhalde en çok şu soğan suyu kürü biliniyor. ben geçen ay denedim ama ne o kadar vaktim vardı, ne de mideme iyi geliyordu, forumlardan araştırdığıma göre faydasını gören çok olmuş. benim yeni yeni yapmaya başladığım ve etkisini hissettiğim bir şeyse, günde 2 fincan hayıt tohumu çayı içmek (bkz: hayıt) gerçekten söktürücü ve ağrı azaltıcı etkisi var.
yeşil çay içmek için kullandığım kendinden süzgeçli bir kupam var, günde 2 defa 1’er silme tatlı kaşığı hayıtı taze demleyip içiyorum. pcos’u hayatımdan tamamen sökmeyi ve eski formumdan daha iyisine kavuşmayı istediğim şu zamanlarda, yine pcos’a çok faydalı olduğunu okuduğumısırgan çayına da başlayacağım. sonuçları bildiririm.

kim bilir belki de yarın sahilde koşarken yanından geçeceğiniz isolde sizi seviyor ve polikistik over sendromsuz nice güzel yıllar diliyor sevgili hemşirelerim ^^

edit: civanperçemi + aslanpençesi. bu ikisini her gün demleyip için 1 fincan. ne varsa söktü attı, iç kanama geçiriyorum sandım yeminle.

kaynak: https://seyler.eksisozluk.com