Şeriat; Şimdi size tecavüz ile alakalı bazı rakamlar vereceğim.

Şimdi size tecavüz ile alakalı bazı rakamlar vereceğim. İnternetten bizzat araştırıp elde ettiğim rakamlar. Bu rakamların aksinde verilere sahip olanlar varsa onlardan da bilgilendirme almak isterim elbette.

– Tecavüze uğrayanların %44’ü 18 yaş altı.
– Tecavüze uğrayanların %80’i 30 yaş altı.
– Tecavüz ve cinsel saldırı oranlarının en yüksek olduğu Amerika’da her 107 saniyede bir kadın cinsel saldırıya, tacize maruz kalmakta.
– Tecavüz olaylarının %68’i polise bildirilmemekte.
– Tecavüz suçu işleyenlerin %98’i 1 gün bile cezaevine girmemiş.
-Tecavüzü gerçekleştirenlerin %80 i tecavüze uğrayan kişinin daha önceden tanıdığı kimseler arasında.

Peki dünyada tecavüz vakalarının en çok görüldüğü ülkeler hangileri?

1. Amerika
2. G.Afrika
3. İsveç
4. Hindistan
5. İngiltere
6. Almanya
7. Fransa
8. Sri Lanka
9. Hindistan
10. Etiyopya

Bu ülkelerin büyük çoğunluğunda idam cezası var. Müslüman ülkelerin bu listede yer almamasının en önemli sebebinin, bu ülkelerdeki toplum yapısında tecavüz edilenin aile tarafından namusunu kaybettiği gerekçesiyle infaz edilmesi sebebiyle kimselere haber vermemesi olduğunu düşünüyorum.

Peki bu ülkeler bize neyi gösteriyor?

Bana gösterdiği şu; tecavüz, az gelişmiş, yoksul veya aile yapısı çok da sağlam olmayan ülkelerin başının belası en çok. Özellikle Akdeniz coğrafyasında gerek kültürel anlamda gerekse de aile bağları gelişmiş olan ülkelerin bu listede olmaması da buna işaret ediyor.

Peki çözüm ne?

Dünkü yazıma pek çok insan ağzından salyalar saçarak “sırf bu cinsel suçlara idam gelsin” veya “hadım edilsinler” tarzı çözüm önerileri yazdı ancak bizimki gibi adalet sistemi yerlerde sürünen ülkelerde herhangi bir suça idam cezası getirmeden önce adalet sistemini sil baştan düzeltmek, çok radikal ve yapıcı yargı reformu yapmak gerekir. O zaman dahi idam cezasının olmaması gerektiğini düşünenlerdenim. Ancak illa olacaksa öyle bir adalet sistemi içerisinde olmalı, bizimki gibi güçlünün güçsüzü ezdiği, istenilenin suçlu gösterildiği ve haksız yere yıllarca hapis yatırıldığı bir sistemde değil.

Bir diğer önemli konu ise aile içi eğitim. Seksin, cinsel yaşamın tabu gibi gösterildiği, babanın her haltı yiyip, annenin ezildiği, çocuğun böyle bir ev içerisinde büyüdüğü ülkelerde tecavüz ne yazık ki kaçınılmaz son oluyor. Çünkü erkek güçlü, kadın ise ezilen ve değersiz bir yaratık.

Oysa toplumun refah seviyesi ve aile içi bağlarının sağlamlığı arttıkça, tecavüz eğilimi azalacaktır.

Bu durumda gözümüzü kan bürümüş şekilde “asalım, keselim, kör bıçakla doğrayalım” demektense, bu refah seviyesine ulaşmak için neler yapılabilir, aile içi eğitim nasıl daha yaygınlaştırılabilir onu konuşmamız gerekir diye düşünüyorum.

Bir diğer önemli nokta ise toplumsal dayanışma ve kitlesel hareket.

Amerika’da 2015 Ocak ayında Stanford Üniversitesi ve Amerika Milli Takımı’nın eski yüzücüsü Brock Turner kampüsün içerisinde alkol yüzünden şuuru yerinde olmayan vir kadına parmakları ile tecavüz ederken 2 İsveçli bisikletçi olayı görüyor ve kaçmaya çalışan Turner’ı yakalıyorlar.

Jüri, Turner’ı üç suçtan mahkum etti. Bilinçsiz birine tecavüz niyetiyle saldırmak, bilinçsiz biriyle cinsel ilişkiye girmek ve alkollü biriyle cinsel ilişkiye girmek. Hakim Aaron Persky ise jürinin suçlu bulduğu Brock Turner’a tecavüz suçlularına verilen 14 yıl hapis cezasını değil sadece 6 ay hapis ve 3 yıl şartlı tahliye cezası verdi. Turner’in cezaevinde geçireceği süre ise sadece 3 ay. California’daki cezaevlerinin aşırı kalabalık olması nedeniyle, önceden suç işlememiş ve disiplin kaydı temiz suçlular, ceza süresinin yarısını tamamladığından salıveriliyor.

Bunun üzerine halk bu hakimin görevden alınması için ayağa kalktı ve tam 1 milyonu aşkın imza toplandı. Davanın detaylarını https://en.wikipedia.org/wiki/People_v._Turner linkinde bulabilirsiniz.

Diyeceğim odur ki;

Tecavüz gibi bir suç ile baş etmenin yolları var. Elbette amaç gerçekten tecavüzün önüne geçmekse… Yok eğer kısasa kısas hissiyle hareket edip öfkemizi o şekilde bastırmak ise amaç, bu durumda şeriat gayet uygun bir adalet mekanizması getirecektir beraberinde.

Dır dır etmeyin ülke elden gidiyor diye sonra…

Emre Dölcel