Sistemde hatalar var kabul ama ya öğretmenler de… İyi bir öğretmen nasıl olur?

Sistemde hatalar var kabul, ama ya öğretmenler de…

Hemen herkes öğretmen şöyle olmalı böyle olmalı tariflerini görmüştür. Bildiğimiz reçeteleri aratmayan cinsten. Benimde aklıma geldi, başladım sıralamaya, sonuçta 22 yıl tecrübe biriktirmiş, alandan doğru meseleye kafa yormuş biri olarak benim de hakkım olduğunu düşünerek.

Öğretmen, tarih bilecek. Önce insanlık tarihini. İnsanlığın biriktirdiği değerleri aktarabilsin diye. Bilim tarihini fark edecek devamında. Yaşadığımız zamana iyisiyle kötüsüyle kimler katkı koymuş bilsin ki hiçbir milletin diğerinden ayrı düşünülemeyeceğini görsün. Görsün de çocuklarına bunu pis gavurlar bulmuş. Bak Müslümanlar sıfırı bulmasaydı hiçbir gelişme olmayacaktı demesin. İnsanların arasına nifak tohumu ekmesin.

Dinleri bilmeli. Sadece kendisininkini değil. Diğerlerini de bilmeli ki hepsinin aslında ahlakı, iyiliği-doğruluğu, yardımı, temizliği, adaleti vurguladığını öğrensin. Sonra hepsinin diğerini kötülediğini de görsün. Sonra din adamlarının hep yönetenlerin yanında yer aldığını öğrensin. Öğrensin de kutsal olanın ne olduğunu doğru öğretsin. Ya da kendinden olmayanları yerin dibine sokmasın.

Sanatı bilmeli. Resmi, tiyatroyu en azından. Şiir denince ben de yazmıştımdan öte şairleri bilmeli, dertlerini, nasıl anlattıklarını görmeli. Edebiyattan söz edebilmeli ki insanlığın dilini de öğrencilerine aktarabilsin.

Her zaman savaşların olduğunu, her zaman yoksulların olduğunu bilmeli. Bunların hiç birisinin ne zafer ne de kahramanlık olduğunu öğrenmeli tarihi okurken. Ölenlerin kahramanlığıyla övünmenin yenilerine hazırlık yapmak olduğunu da bilmeli öğretmen. Bilmeli ki yaşamı savunan öğrencileri olsun. Büyüdüklerinde başkalarının savaşında ölmesinler.

Oynayabilmeli çocukları ile. Eğlenebilmeli, gülebilmeli. Sınıfta matematiği öğrenemeyenlerin hayatta pekala hesap kitap yaptıklarını bilmeli. Ne iş yapıyor olsalar da problemleri çözdüklerini gözlemlemeli, marangozda, inşaatta, en azından alış verişte. Bölmenin güzelce yapıldığında paylaşmak olduğunu, asıl dertleri çoğaltanın gönülleri bölmek olduğunu, da sıkıştırmalı aritmetiğin bir kenarına, problemlerin problem cümlesine. En kötü çıkarmanın insanlıktan çıkma olduğunu kalanının sıfır bile olmadığını anlatabilmeli, gösterebilmeli.

Felsefe bilmeli. Düşünmenin nasıl ayrıcalıklı bir şey olduğunu anlamış olmalı. Düşünceyle dünyanın nasıl değiştiğini, nelerin üretildiğini bilmeli. Sorgulayan, eleştiren, düşünen eğitim istiyoruz deyip de nasıl olduğunu, ne yaptığını bilmeyen olmamalı. Ne yaparsa, nasıl eğitim uygularsa söylediklerinin olacağını düşünmeli.

Söylediklerini, yaptıklarını sorgulamalı. Farkındalığını geliştirmeli. Ekoloji ile ilgili, kutsallarla ilgili tekrar düşünmeli. Ona göre dil geliştirmeli. Ona göre eğitim süreci belirlemeli.

İnsanların doğduğu yeri, annesini-babasını, dilini, ırkını seçmediğini fark etmeli. İnsanlığın evrensel değerlerinden olan dil, din, ırk, inanç ayrımı yapmamayı özümsemeli. Nefret dilinden uzaklaşmış olmalı.

Vicdanın da düşünme gibi insana özgü olduğunu unutmamalı ki büyüdüklerinde ezen olmasınlar. Ezilene göz yumup, sağır olmasınlar.

Konuşturmalı, konuşturmalı, konuşturmalı. Susun diyeni susturmalı. Hayal kurdurmalı, hayal ile gerçeğin bağını aramalı öğrencileri ile. Masaldan bilime, hayalden gerçeğe kurulan köprüleri geçmeli konuşturarak, yazdırarak, çizdirerek ve oynatarak.

Daha da saymak elbet mümkün. Bazıları;” “iyi de hocam sınavlar, testler, ailelerin baskısı.” diyor sanki. Duyar gibi oluyorum. İyi de tüm bunlar iyi insan yetiştirmeye yardım eder. Aklını kullanan, düşünen insanlar olmaya yardım eder. Sınav başarısına engel değil üstelik.

Musa ERTÜRK / Öğretmen