Soner Yalçın: Erdoğan’ın yanılgısı

Erdoğan ezberini/önyargısını bozmayı başaramıyor.  Soğuk Savaş döneminde ne öğrendiyse sürekli tekrarlayıp duruyor. 15 yıllık ülkeyi yönetme pratiği bile bir işe yaramamış görülüyor.

Bunu şundan yazdım:
Batı’da kapalı kapılar ardında -Türkiye dışlanarak- Musul operasyonu konuşulurken, Erdoğan Lozan Antlaşması’nı diline doladı.
Konu Musul ise, Erdoğan meseleye niye ortadan girdi?
Mondros Antlaşması’nı neden hiç ağzına almıyor?
Bugün… Musul’u hâlâ sorun yapan Mondros Antlaşması değil mi?
Tarih: 30 Ekim 1918.
Savaş sonrasında Osmanlı’nın sınırlarını belirleyen Mondros Antlaşması imzalandı. Fakat, on beş gün sonra…
Tarih: 15 Kasım 1918.
Ateşkese rağmen İngilizler, Osmanlı toprağı Musul’u işgal etti.
Dananın kuyruğunun koptuğu yer işte burası oldu: İngilizler; Mondros Antlaşması’nı imzalayan Bahriye Nazırı Rauf (Orbay) başkanlığındaki Osmanlı heyetini kandırdı! Şöyle…

Ortaya çıkan İngiliz belgelerinden anlaşılıyor ki; İngiliz Donanma ve Savaş Bakanlıkları’nda hazırlanan ilk ateşkes taslakları oldukça yumuşaktı. Örneğin… Musul sorununu ortaya çıkaracak 7’nci madde yoktu; ve keza 16’ncı maddede -coğrafi olarak Musul’un bulunduğu- Mezopotamya’dan söz edilmiyordu!
Keza… İngilizler; pazarlık marjını geniş tutmak için antlaşmanın taslak metninin bütününü ortaya çıkarmayarak madde madde görüşülmesini sağladı.
Ancak bir baktılar ki…
Osmanlı heyeti, Sultan Vahdettin‘in yaşadığı Saray/İstanbul dışında kayıtsız şartsız teslim olmaya hazırdı!..

Kafada yenilmek

Mondros Antlaşması 25 madde idi.
İngilizler için ilk dört maddesinin kabul edilmesi yeterliydi. Yenilgiyi kafasında kabul etmiş Osmanlı heyeti sayesinde tüm maddeleri geçirdiler.
Musul bundan nasıl etkilendi?
Görüşmelerin ikinci gününde Osmanlı heyeti tüm enerjisini; İtilaf gemilerinin onarımı kolaylıklarını içeren 9’uncu maddeye ayırdı; “İstanbul” sözcüğünün çıkarılmasını istediler. İngilizler şaşkındı; çünkü “İstanbul” sözcüğü çıkarılsa da 8’inci madde buna olanak tanıyordu zaten!
İşte…

İngilizler hiç ummadıkları -Musul’u etkileyecek- 7’nci maddeyi böyle geçiriverdi: “İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde herhangi bir stratejik yeri işgal etme hakkına sahip olacaktır.”
Peki…
Buralar neresi olacaktı?
Sadrazam Ahmet İzzet Paşa, Rauf (Orbay) Bey’e telgraf çekerek “İstanbul’un istisna tutulmasını” istedi. İngilizler, İstanbul’un işgal edilmeyeceği sözünü verdi; ve Osmanlılar da inandı!

Osmanlı heyetinin tek isteği padişahın durumuydu. 7’nci madde üzerinde durmadılar bile.
“Mezopotamya” gibi tartışmalı coğrafi terimleri tartışmadılar. Çünkü, bilmiyorlardı; Musul –Türkiye’de de hâlâ bilinenin aksine- Irak’ta değil, Mezopotamya’daydı!
İngilizler, -coğrafya uzmanı Mark Sykes’ın kurnazlığıyla- antlaşmayla ilgili iki metin yazdı; Osmanlıca ve İngilizce. Anlaşmazlık halinde İngilizce nüsha geçerli olacaktı. Kurnazlık şuydu; Türkçe metinde “Irak” yazılırken, İngilizce metinde “Mezopotamya” yazıyordu! 16’ncı madde de böyle geçti…

Mondros Antlaşması’na imza koyduktan sonra İstanbul’da gazetecilerin karşısına geçen Rauf Bey sonuçtan hoşnut ve gururlu olduğunu söyledi! Artık saltanat güvence altındaydı. “Sizi temin ederim ki bir tek düşman askeri bile İstanbul’a çıkmayacaktır” dedi.
İstanbul’un işgaline daha vardı!
Öncelik Musul’da idi; çünkü İngilizlerin acilen petrole ihtiyacı vardı. Petrol gereksiniminin yüzde 80’ini dışalımla yapıyordu. Yıllık ihtiyacı, savaş öncesine göre beş kat artıp 10 milyon tona çıkmıştı.

“İnsan hakları” kartı

Evet, antlaşmanın 16’ncı maddesi diyordu ki:
“Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irak’taki kuvvetler en yakın İtilaf Devletlerinin kumandanlarına teslim olunacaktır.”
Antlaşmaya göre, Musul buna dahil olamazdı.
Ama bu Türkçe nüshaydı!
İngilizce metinde; “Irak” yerine “Mezopotamya” vardı. Yani, Musul bu maddeye dahildi.

Bu nedenle…
Tarih: 1 Kasım 1918.
İngiltere Savaş Bakanlığı, General William Marshall‘a, Musul’u işgal emrini gönderdi.
Bir gün sonra Marshall, bölgedeki İngiliz birliklerin komutanı General Robert Cassels‘e Musul’u işgal emrini verdi. O da, Yarbay Gerald E. Leachman aracılığıyla Altıncı Ordu Komutanı Ali İhsan (Sabis) Paşa’ya mektup göndererek Musul’dan çekilmesini istedi.
Paşa, Musul’un Irak’ta olmadığını; metinde geçen “garnizon” sözcüğünün Altıncı Ordu’yu kapsayamayacağını; ve ateşkes ilan edildiği için bu görüşmelerin diplomatlar ile yürütülmesini istedi.
İngilizler biliyordu ki diplomasiyle iş uzardı. 7’nci maddeye işlerlik kazandırmak için her daim yaptıkları gibi, “insan hakları” kartını açtı; Musul’da, Ermeni ve Katolik Süryanilerin topluca öldürüldüğünü iddia ettiler. Yalandı kuşkusuz.
Ali İhsan Paşa’ya iki kez ültimatom verdiler.
Sonuçta… Musul’u işgal ettiler; Türk bayrakları yerine İngiliz bayrakları astılar. Depolardaki her türlü silah, cephane ve yiyeceğe el koydular.
Son Türk askeri 15 Kasım’da Musul’dan ayrıldı.

Bugün…
Musul hâlâ Mondros Antlaşması nedeniyle sorundur.
Erdoğanlar, Vahdettin’e dil uzatamadıkları için Lozan’ı gündeme getiriyor! Sebebi görmek istemiyorlar bir türlü.
Oysa… Musul’u elimizden çıkaran Osmanlı’nın, ülkeyi sadece padişahtan ibaret saymasıydı.

Yarın…
Kurtuluş Savaşı döneminde Mustafa Kemal’in Musul’u almak için neler yaptığını yazacağım ki farkı görün…

Soner Yalçın