Soner Yalçın; “Maden kazası, kader olamaz”

CHP öncü olmalı

Yıl, 1977… Cem Karaca gerçek anlamda kaydettiği ilk uzunçalarını çıkardı: Yoksulluk Kader Olamaz!

Adından da anlaşıldığı gibi politik bir albümdü; kapağı duvar yazısıydı. Şarkılardan biri; “Maden Ocağının Dibinde” idi. Şiirden uyarlanmıştı.  İtalyan Aldo Seferini’nin şiirini A. Kadir (Abdulkadir Meriçboyu) dilimize çevirmişti.

“Maden ocağının dibinde
Hava yok ışık yok
Maden ocağının dibinde
Besin yok karın yok
Maden ocağının dibinde
Oğlun bile yok
Maden ocağının dibinde
Bir sen varsın direnen
Ayırdılar seni dünyadan
Aldılar elinden
Işığını havanı besinini
Sevdiğin kadını taptığın oğlunu
Aldılar elinden
Ayırdılar seni dünyadan”

1970’lerin sonundaki siyasetin en önemli isimlerinden biri kuşkusuz Bülent Ecevit’ti. 5 Haziran 1977 genel seçiminden partisi CHP’yi yüzde 41.2 oy ile birinci çıkardı. 1978 başında hükümeti kurarak göreve başladı.
Cem Karaca’nın söylediği “Maden Ocağının Dibinde” şarkısı dillerdeydi; vicdanlardaydı.
Tarih: 4 Ekim 1978.
CHP, madenleri kamulaştıran yasayı Meclis’ten zor da olsa geçirdi. Bu kanunun gerekçesinde şu yazılıydı:
– Özel sektör işletmeciliğinde temel amaç kâr, daha çok kârdır; özel sektör madenciliği, az yatırımla kısa sürede çok kâr elde etme peşindedir.
– Özel sektör işletmelerinde uygulanan yeraltı işletme yöntemleri büyük kayıplara neden olmaktadır.
– Özel kesim madencilikten kazandığını, madencilik yerine diğer sektörlere yatırmaktadır. Örneğin, otelcilik, turizm, inşaat, ulaştırma vb.
Ardından 11 bölgedeki kömür işletmesi, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu’na devredildi.
Çok sürmedi Ecevit Hükümeti yıkıldı.
Ve Türkiye, “24 Ocak Kararları” ile neoliberalizm/vahşikapitalizm bataklığına sürüklendi. Madenler özelleştirildi…

Koruyucu melek

Uzun boylu esmer, parlak saçlı ve yeşil gözlü bir cihan afeti Santa Barbara adını duydunuz mu? Rivayet edilir ki…
Üçüncü yüzyılda Roma İmparatorluğu döneminde, öğretmeni tarafından Hıristiyan yapılan Barbara, putperest babasının gazabından kaçarak Nicomedia’da (İzmit’te) madencilerin çalıştığı mağaraya sığınır. Madenciler, meleklerin koruduğu Barbara’yı “azize” kabul eder.
St. Barbara’nın mezarı 6. yüzyılda imparator Justinianus’un talimatıyla İstanbul’a taşınır ve sonra Venedikliler tarafından Torcello adasındaki kilisesinin bahçesine gömülür.
İşte günümüzde, Barbara’nın maden ocağına geldiği 4 Aralık; “Dünya Madenciler Günü” olarak kutlanır.
Efsane Anadolu’da geçer; ama nedense madencilerin koruyucusu St. Barbara kanat açıp bizim yoksul madencileri pek korumaz! Tanrı’nın gücü işadamlarına yetmiyordur kim bilir. Bunu şu nedenle yazdım…
Birgün gazetesi yazarı sendika eğitimcisi Doç. Aziz Çelik dünkü makalesinde şu çarpıcı tespiti yaptı:
Zonguldak havzasında ölümlü iş kazalarının dağılımı kamu-özel farkını ortaya koyuyor:
Zonguldak Maden Mühendisleri Odası tarafından derlenen verilere göre 2010-2015 yılları arasında;
– 4,2 milyon ton üretim yapan özel ocaklarda 109 madenci iş cinayetine kurban giderken,
– 13.6 milyon ton üretim yapan kamu maden ocaklarında iş cinayetleri sonucu ölen işçi sayısı 23 idi.
İstatistik ortadaydı:
Özel madenlerde 100 bin ton üretimde 16 madenci hayatını kaybediyor!
Kamu madenlerinde bu sayı 1’e düşüyor!
Kazaların yaratıcısı belli değil mi; özel madencilik!

Fıtratından değil

Şurası gerçek:
Madencilikte özel işletmecilik arttıkça ölümler de artıyor!
Kar hırsının olduğu madenlerde iş güvenliğine para harcanmıyor.
Kar hırsının olduğu madenlerde kalifiye işçi çalıştırılmıyor.
Kar hırsının olduğu madenlerde sendika-toplu sözleşme yok.
Biliyoruz ki… Maden ocağı sahibi işadamı, siyaset ve bürokrasiyle kol kola olduğundan hiçbir denetim yaptırmıyor ocağında!
Siirt/Şirvan’daki son maden kazasını duydunuz. Üç ay önce yaşanan göçük nedeniyle şirketin uğradığı zararın kapatılması için önlem alınmadan çalışmalara devam edildiği; madende oluşan çatlakların üstünün toprakla dolgu yapılarak kapatıldığı ve kepçe ile açılması gereken basamakların dinamitle açıldığı iddia ediliyor! Yani…
Ortada “kaza” mı var; “cinayet” mi?
Peki sadece, kar hırsıyla hareket eden işadamları mı sorumlu? Bir sorumlu daha var; iktidar! Madencilik yasasında 2004 yılında yaptığı değişiklikle özel maden işletmeciliğini hızlandıran AKP değil mi? Kuşkusuz kamu maden işletmeciliğinin 150 yıla yakın birikimini yok etmeleri şaşırtıcı değil. Çünkü hırsları ortak; daha fazla kar elde etmek!..
Neoliberalizm/vahşi kapitalizm sürecine sokulmasıyla Türkiye’de maden kazalarında büyük artış olmaya başladı.
Maden kazası fıtrattan dolayı değildir.
Özel maden şirketlerinin adeta ölüm makinesi haline geldiğini, iktidar gibi muhalefet de görmüyor. Zaman geçirilmeden hatadan dönülüp rahmetli Ecevit’in yaptığı gibi madenler kamulaştırılmalıdır.
Bu konuda toplumsal bir seferberliğe ihtiyaç var. Bunun öncüsü CHP olmalıdır.
Sonuçta…

Cem Karaca’nın albümünün adını değiştirip şöyle diyebiliriz:
Maden kazası kader olamaz!

Sozcu.com.tr