Soner Yalçın: Nutella mı Sarelle mi yediniz

Michele Ferrero (1925-2015) adını hiç duydunuz mu? Sanmam!.. Hiç Nutella yediniz mi?
Yediniz!.. Dünyada günde 1 milyon kilo Nutella satıldığını biliyor musunuz?

Nutella’yı keşfeden Michele Ferrero idi. İtalya’nın Piyemonte bölgesindeki Alba kasabasında yaşayan annesi Piera ve babası Pietro Ferrero’nun İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bir pastaneden fabrikaya dönüştürdüğü markayı dünya devi haline getirmeyi başardı.
Ferrero öldüğünde 24 milyar dolarlık servetiyle İtalya’nın en zenginiydi.
Peki…
Kahraman Sağra adını hiç duydunuz mu?
1964 yılı, Ordu’da fındık için bir milattı. Şarkiye Mahallesi, Fatma Hatun Sokak’ta bulunan binada fındığın çuvaldan çıkıp modern ambalajlarda işlenmesine başlandığı tesisi kuran kişiydi.
Ünal Sağra, Kahraman Sağra’nın oğluydu. Fındık sanayiciliği konusunda deneyim kazanması için Almanya’ya öğrenime gönderildi. Alman Köhler‘in çıkardığı ilk fındıklı çikolatadan, Hamburg Fındık Borsası‘na kadar bu alanda deneyimlerde bulundu. Eğitimini bitirmesinin ardından Ordu’ya döndü ve babası Kahraman Sağra tarafından kurulmuş olan tesislerde çikolata üretimine başladı.
Önce Nugetalla, daha sonra Sarelle böyle doğdu.
1985’li yıllarda Türkiye genelinde 250 Sağra Special mağazası açıldı.
1990’lı yıllarda peş peşe yaşanan ekonomik krizler ve bürokratik engeller Sağra’yı finansal açıdan zorladı. Sağra, Bayındır Holding tarafından satın alındı.
Sonra Bayındır Holding battı; Sağra TMSF’nin eline geçti.
Sonra 2007’de Toksöz Grup tarafından alındı.
Sonra…
Sonra…
Sağra bir dünya markası olamadı.
Oysa…
Hep kendi geliştirdiği markalarla dünya devi olan Michele Ferrero hayatında dışarıdan tek şirket satın aldı: Türk Oltan Gıda!
Niye?
Şundan…

Ders çıkarmak

Dünyada fındığın yüzde 85’ini Türkiye üretiyor.
Dünya çikolata devleri fındığı bizden alıyor.
Bu sebeple 2015 yılında fındıkta ihracat rekoru kırdık:
2 milyar 827 milyon dolarlık satışla fındıkta bugüne kadar en büyük döviz geliri yaptık.
İyi de…
Bizden fındığı alıp markalaştıran Michele Ferrero’nun yıllık cirosu, 11 milyar dolar!
Parayı karşılaştırdığınızda ihracat rekoru kırdığımız rakam komik duruyor.
İtalya ile hemen hemen aynı yıllarda başladığımız yarışta neden bu derece geri kaldık?
Fındık; işlenip çikolata, şekerleme ve gıda ürünlerine dönüştüğünde dünyada onlarca milyar dolarlık bir ekonomi yaratıyor. Ancak Türkiye bu ekonomiden sadece yaklaşık 3 milyar dolarlık bir pay alıyor.
Evet. Fındığın katma değerini Türkiye kazanamıyor; Ferrerolar kazanıyor.
İşte bu nedenle Türkiye’den şirket alıyorlar. Fiskobirlik gibi tarım satış kooperatifleri yok edilince, İtalyan devi Ferrero firması, Türkiye’deki fındığı aracılar vasıtasıyla topluyor. Yani, aracılar çiftçinin sırtından para kazanıyor; Ferrero para kazanıyor; Türk çiftçisi mağdur ediliyor.

Yoksa Ferrero niye Türk şirketi satın alsın?
Bunları konuşmuyoruz…
Bunları yazmıyoruz…
Bunları tartışmıyoruz…

Gereksiz polemik konuları etrafında birbirimizle didişip duruyoruz.
Oysa. Fındık üretimini nasıl artıracağız; üretici gelirini nasıl yükselteceğiz; ve dünya devi markalar nasıl yaratacağız, bunlar konusunda çalışmalar yapmamız gerekmiyor mu?
Atatürk‘e dil uzatılacağına onun 1935 yılında topladığı Birinci Ulusal Fındık Kongresi ya da 1938’de kurduğu Fiskobirlik‘ten ders çıkarmak gerekmiyor mu?
Açılan yolda devam edilse idi; Michele Ferrero yerine dünya fındık devi bir Türk markası olmaz mıydı?

Bravo CHP

Son aylarda…
CHP’nin tarımsal alanda yaptığı çalışmalardan gurur duyuyorum.
15-16 Nisan 2016 tarihinde Rize’ye gidiyorlar; çaya ve ÇAYKUR‘a sahip çıkıyorlar.
25-26 Mayıs 2016 tarihinde Ordu‘ya gidiyorlar; fındığa ve Fiskobirlik’e sahip çıkıyorlar.
2-3 Haziran 2016 tarihinde Adana‘ya gidiyorlar; Çukurova tarımına sahip çıkıyorlar.
27-28 Eylül 2016 tarihinde Tokat/Turhal‘a gidiyorlar; pancara ve şeker fabrikalarına sahip çıkıyorlar.
İşte asıl CHP budur.
Eminim sırada; et, süt, mısır ve dünyanın en iyi pamuğu ve dünyanın en iyisi Şark tütünü olacaktır…
Keza: Anadolu tohumunu korumak için var gücüyle mücadele eden Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer gibi CHP’li başkanlar tüm takdirleri hak ediyor.
CHP’ye yakışan budur.
Kılıçdaroğlu’nun; uzmanlık alanı tarımsal destekleme politikaları olan Doç. Dr. Okan Gaytancıoğlu‘nu başdanışmanı yapması yerinde bir karardır. Umarım Dr. Gökhan Günaydın‘ın yine engin bilgisinden de yararlanacaklardır.
Dünyada ekonomi yazarlarının üzerinde durduğu; uzun vadede kalıcı fayda getirme potansiyeli olan iki sektör var: Teknoloji ve tarım.
Özallı yıllarla başlayan neoliberalizm politikaları Türkiye’de tarımı uçurumun kıyısına sürükledi. Belçika toprağı büyüklüğündeki tarım alanını kaybettik.
Bu yanlış tarım politikalarından artık kurtulmamız gerekiyor. Köylüyü tekrar milletin efendisi yapmak zorundayız. Çünkü dünya tarımsal tüketimi, küçük üreticinin yaptığı doğal tarıma yöneliyor.
Suriye sınırında olduğu gibi kimyasal zehir atılmamış topraklarımız var; buralarda yetiştirdiklerimizle neden bir dünya markası çıkarmayalım?
Yeter ki artık lakırtıyı bırakalım!..
Tarımımıza sahip çıkalım…
Tek isteğimiz:
Üreten ve hakça bölüşen bir Türkiye!

Soner Yalçın