Soner Yalçın: Terörist ihracı

Reina saldırısıyla ilgili medyada kimi isimler çıkmaya başladı:

Terörist, Kırgız idi.
Yardım eden, Tacik idi.
Saklayan, Dağıstanlı idi.
Görüldüğü kadarıyla Orta Asya işbirliği vardı!
Tesadüf mü?
Bildiğimiz gerçekler var.
Örneğin…
Rus istihbaratı, IŞİD ve benzeri köktenci dinci örgütlere ülkesinden giden “cihatçı” akışını hep kontrol etti.
Hatta… “Yeşil koridor” oluşturarak ülkeden çıkmalarını teşvik etti; pasaport sağlayarak çıkışlarına yardımcı oldu! “Sürgüne gönderdi” diyebiliriz.
Çünkü, bu teröristlerin Rusya’da kalıp ortalığı karıştırmasından ziyade Irak’a, Suriye’ye gitmesini bilinçli olarak tercih etti!
IŞİD içinde çoğu böyle gönderilmiş “Rus Birliği” ve “Kafkasya Emirliği” var.
Evet. Teröre nüfuz etmek ve bunu kullanmak 19. Yüzyıl’dan beri Rus istihbaratının hep en önemli görevlerinden biri oldu.

Mesela:
Ruslar, o dönem El Kaide’nin 2 numarası olan Eyman el Zevahiri’yi Dağıstan’da yakaladı. 6 ay hapsetti. Sonra bıraktı. Ardından, “onun Zevahiri olduğunu bilmiyorduk” açıklaması yaptılar. Yerseniz.
Zevahiri bugün El Kaide’nin lideri. Ve El Kaide’nin yürüttüğü Çeçen Savaşı’nın Rusya’da bittiğini yazmama gerek yok! Büyük devlet lafla olmuyor!
Rus istihbaratının “cihatçılar” konusunda neler yaptığına bir çarpıcı örnek vereyim:
Dağıstanlı vaiz Nadir Ebu Halit, yasadışı silah bulundurma şüphesiyle ev hapsine alındı.
Sonra bir bakıldı; bu vaiz Halep’te IŞİD’in önemli komutanlarından Çeçen Ebu Ömer eş-Şişani emrinde savaşıyor! Kaçışına kimin göz yumduğu belli değil mi?
Bitmedi.
Michael Weiss ve Hassan Hassan, “IŞİD: Terör Ordusu’nun İç Yüzü” adlı kitaplarını yazmak için IŞİD militanlarıyla görüşmeler yaptı.
Röportaj yaptıklarından biri kim dersiniz; Nadir Ebu Halit! İşin dramatik yanı; bu görüşme için Nadir Ebu Halit, Ekim 2015′te Halep’ten elini kolunu sallayarak Şanlıurfa’ya gelmesiydi!
Görüşmede, Rusya’dan Suriye’ye geçişlerin hep Türkiye üzerinden yapıldığını söyledi.
Yani…
Bir yanda, terörist
“ihraç” eden Rusya!..
Diğer yanda terörist
“ithal” eden Türkiye!..

Angelina Jolie büyüsü

Reina saldırganı Orta Asya kökenli çıkınca neden şaşırıyorsunuz?
Diana Ramazov adını unuttunuz mu?
Dağıstanlı idi. 18 yaşındaydı.
IŞİD militanıydı.
İstanbul Sultanahmet Turizm Müdürlüğü’ne 6 Ocak 2015’te girip üzerindeki bombayı patlatan canlı bomba oydu.
Rusya’dan Suriye’ye Türkiye üzerinden geçip IŞİD saflarına katılmıştı. Çeçen asıllı eşi Abu Aluevitsj Edelbijev ölünce, canlı bomba olmayı kabul edip Azeri IŞİD militanı kadınla birlikte Suriye’den İstanbul’a gelmişti! Sonrası malum…
“Sınırlar elek olmuş” denince kızıyorlar!
“Köktenci dincilerin ayaklarına kırmızı halı serildi” denince öfkeleniyorlar!
Ektiğini biçiyor Türkiye…
Rusya’nın, Çin’in ve hatta Fransa’nın “ihraç” ettiği teröristleri, Türkiye’de kimler, hangi kamplarda eğitti?
Amerikalı oyuncu Angelina Jolie kimleri büyüleyerek oyuna getirdi?
Sormayalım mı:
Hatay Yayladağ, Reyhanlı Apaydın kamplarında sadece mülteciler mi kalıyordu?
BM raporlarında adı geçen Eskişehir’deki “Tatar Köyü”nde hangi ülkelerden gelen “cihatçılar” eğitildi?
Kocaeli’nin Dilovası ve Karamürsel ilçeleri; Ankara Hacı Bayram çevresi kimlerin toplanma yeriydi?
Yabancı medya bunları çarşaf çarşaf yazdı.
Bizim medyanın gündeminde ise, Reina saldırganın saklandığı semt olarak gösterilen Zeytinburnu var! Peki…
Kafkas, Uygur, Özbek, Türkmenlerin oluşturduğu “Kara Kuşak Taburu”ndan neden kimse bahsetmiyor?
IŞİD’in suç ortakları kimler? Soru çok…
Ne yazık ki…
Ortadoğu bataklığına çekilen Türkiye büyük hatalar yaptı.

Tekmili Birden IŞİD

İran, Suriye iç savaşında var.
Peki, İran’da neden terör eylemi yok.
Rusya, Suriye iç savaşında var.
Eldeki verilere göre, Suriye iç savaşından sonra Rusya’daki terör olayları yarıya indi.
Ya Türkiye? Terör olayları son bir yılda niye olağanüstü arttı?
Hamide Yiğit’in -kaynaklarının çoğu Arapça olan- “Tekmili Birden IŞİD” kitabından okudum; Cezayirli yazar Zekeriya Habibi, 10 Ekim 2013′te Mepanorama’da şöyle yazmıştı:
“Bence Türkiye terörist tehlikenin üstesinden gelemeyecektir. Çünkü kendi toprakları genelinde El Kaide’ye ev sahipliği yapacak bir ortamın doğmasına izin vermiştir. Bu yüzden Türkiye yakın zamanda en büyük güvenlik tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Terörü iyi bilen ve ona destek veren Türkiye Hükümeti’nin, bu terörün kendisine yönelmesi durumunda karşı koyması ve baş etmesi olanaksız gibi görünüyor.”
Habibi’nin üç yıl önce yazdıkları doğru çıkmadı mı?
Sahi…
Antalya’da toplantı yapıp “Özgür Suriye Ordusu” kurdurulmasının Türkiye’ye ne yararı oldu?
İstanbul’da toplantı yapıp “Suriye Ulusal Konseyi” kurdurulmasının Türkiye’ye ne yararı oldu?
Ya o “Eğit-Donat” ucubeliğine ne gerek vardı?
En kötüsü sonunda oldu; bugün “CIA patentli” IŞİD ile savaşıyoruz!
Irak’ı üçe böldüler.
Suriye’yi üçe böldüler.

Sözümüz ona Türkiye’yi böldürmemek için Suriye’ye girdik! Terör bu derece azgınlaşmasını sürdürüp toplumsal barışı yok ederse, işte o zaman asıl büyük tehlikeyle karşı karşıya kalırız; bölünürüz!  Umarım tez zamanda hatalardan ders çıkarmasını başarırız…

sozcu.com.tr