Toparlan Türkiye… Toparlan… Irak olmaya ramak var…

İmam görünce niye kaçmak istiyorum?

Kavga etmek için de asgari bir zaman ister…
Otobüste şuradan binip şurada inen insanların, o kadar zamana kavga sığdırmaları enteresan bir durum…
Önce kızacaksın, sonra ters ters bakacaksın, arkasından homurdanacaksın, nihayet biraz ileri-geri konuşacaksın, sen söyleyeceksin, o söyleyecek…
Yani biraz zaman lazım…

Demek ki bunlar otobüse binmeden, birbirlerini tanımadan ve görmeden; söyleniyorlar, kızıyorlar, hiddetleniyorlar…
Geriye bir tek vurmak kalıyor…

Niçin?..
Çünkü insani duygularımız alındı elimizden…
Nefret, kin, hiddet, dehşet kaldı geriye…

Anıtkabir’de çocuklar için yapılmış kaydırakların minik minik koltuklarının yerlerde sürüklenerek atılmasını gösteren fotoğraflara baktığımda bunları düşündüm…
Çocuk parkı sökülüyor, bizler seviniyorduk…
Çünkü onu oraya koyan; çocukların yüreğindeki bir başka yüce sevgiyi öldürmek isterken, hepimizin içindeki bir başka hoşgörü ve sevgiyi öldürmüşlerdi…

Ceberut budur…
Kin budur…
Nefret budur…
Zehir yılanın başındadır ama kuyruğu da korkutur…
“Ben yılanın başını değil de kuyruğunu severim” demezler…

Ortak duygularımız uçup gitti…
Şu bizim her şeye meraklı kuzen, minareye çıkıp vakitsiz ezan okusun; en az iki kişiden birisi bıçağı-sopayı alıp asker ya da muhalif kesmeye koşmazsa namerdim…
Ezanın anlamı bu mudur?..

Camiler hepimizin ibadethanesidir…
Ama camileri kendi siyasetlerinin bahçesi yapa yapa… Gerici siyasetlerinin simgesi göstere göstere… Cami gördüğümüzde aklımıza nefret dolu bir adam gelir…
Gidip taşlarına oturmaktan çekinirsin…

İmamlar; sevgi, barış, hoşgörü adamları değil midir?..
Yıllardır bana “Ölünce musalla taşına uzandığında… Nasılsa bir imamın eline düşeceksin…” diye notlar atıla atıla…
İmam gördüğümde içimden kaçasım gelir…

Toparlan Türkiye…
Toparlan…
Irak olmaya ramak var…

Bekir Coşkun