Travmatik Hatıralardan Etkilenmemek İçin Vücudun Kullandığı Savunma Şekli: Dissosiyatif Amnezi

Sissosiyatif Amnezi ya da diğer adıyla Seçici Amnezi hakkında ufkunuzu açabilecek bir yazı.

bir nevi psikolojik savunma mekanizmasi. hatta bu minvalde sinirbilim çevrelerinde (bkz:amnesia shadow) deyince akan sular durur. beynin frontal bölgesinin hippocampus bölgesini baskılayarak bazı istenmeyen anıların bilinç seviyesine çıkıp hatırlanmasının engellenmesidir.

scientific american dergisi konuyu şurada etraflıca irdelemiş.

örneğin çok sıcak bir tavanın ocağınızın üzerinden düştüğünü görseniz ilk olarak yakalama refleksi ile bi hamle yaparsınız lakin sonra tavanın sıcak olduğu bilgisi bilinç düzeyine saniyenin milyonda biri kadar bir zaman içinde çıkar ve tekrar refleksif olarak hemen geri çekersiniz elinizi. dışarıdan bakan bir göz için çok komik bir enstantane olacaktır. bu örnekte, beynin hareketlerimizi düzenleyen yönetim kontrol mekanizması işin içine girmiş ve vucudu olası yanık tehlikesinden korumuştur.

nörobilimci abiler bu örnek üzerinden giderek demişler ki; yav bu zincire benzer şekilde, acep beyin geçmişi hatırlama refleksini icra ederken “kötü” ve “acı” verici hatıraları hiç çağırmadan yine bir nevi psikolojik savunma yapıyor olabilir mi? buna seçici hatırlama diyelim. mekanizmaya bakarsanız, sıcak tava örneğinin aynısı aslında. tek fark, potansiyel tehlikenin birisinde fiziki, berikinde psikolojik olması. cevap, evet! ama yan etkileri ile birlikte.

beynimizde, hatıraların herbirisi nöral ağların üzerinde oturur. her hatıra, çok ama çok sayıdaki nöronun birlikte inşa ettiği bir ağdır. hatırlama ise, o ağın tekrar hareketlenmesinden başka birşey değildir ve bilinçli (iradi) bir efor gerektirmez bazen. bittabii bilinçli olarak birşeyi hatırlamak için can çekiştiğiniz anlar vardır; ki bunu halk arasında “dilimin ucunda efradını siktiminin adamın ismi yav vay amk hatırlamazsam gece uyku girmez gözüme” gibi kalıplarla gözlemleriz. lakin burada bahs’olunan başka bişey. bir hatırayı anımsadığınızda, yani bilinç düzeyine çıkardığınızda efendim, beyin, aklınca size güzellik yapmak adına onunla ilişkili olan ulaşabildiği tüm ağları da otomatik olarak bilinç üstüne çıkarır ve buna siz engel olamazsınız, çok gayri iradi şekilde olur. ama bazen o yancı olarak gelen hatıraları, “keşke hatırlamasaydım” dersiniz. örneğin bi sahil kasabasında çay bahçesinde otururken bir şarkı duyarsınız ve o şarkıyı en son nerede duyduğunuzu anımsamaya çalışırsınız. hippocampus civarında yeterince voltaj üretebilirseniz, beynin köhne dehlizlerinden bulup çıkarıp, 17 ağustos 1999 tarihinde çok eğlendiğiniz bir arkadaş düğününde çalan parçanın tam da bu parça olduğunu hatırlarsınız. fakat heyhat ki bu süreç, koca bir ‘hatırlamaya çalışan kafamı sikeyim’ serzenişi ile son bulur. halbukisi o mendebur geceyi unutmak için ne kadar da derin kazmıştınız mezarını hipocampus derinlerinde. gibi gibi…

ama bu konuda insanoğlu çok naçar değil. doğa bize yan etkileri ile birlikte ilginç donanımlar da vermiş. önceki radyoloji destekli çalışmalar, beyinden görüntüler alarak, hatıraları geri çağırma sırasında frontal bölgelerin, hafıza için kritik önem arz eden hippocampus adlı felaket tellalını baskıladığı, dolayısı ile geri çağırmanın * gerçekleşmediğini göstermiş.

bir deneyle, daha fazlasını öğrenmeyi ummuşlar. bu minvalde basit bir çağrışımlı hafıza testi icra etmişler.

381 kişilik bir deney grubuna, ilk aşamada birbiri ile çok ilintili olmayan kelime çiftleri söyleniyor. ikinci aşamada, kelimelerden birisi söylendiğinde o kelimenin çiftinin söylenmesi istenecek deneklerden. fakat bazen, ilk aşamada kelimeler söylenirken aralarda garip garip resimler gösteriliyor. – otoparkta öylece mal gibi dikilen tavuskuşu fotoğrafı gösteriliyor mesela –

ama şöyle bir detay var. ilk gruptaki deneğe, bu fotoğrafların öncesi ve sonrasında söylenen kelimeleri hatırlamalarına gerek olmadığı söyleniyorken, ikinci gruba, söylenen tüm kelimeleri hatırlamaları gerekecekleri söyleniyor.

ilginç şekilde, ilk, yani daha az kelime hatırlamakla yükümlü olan grup, ikincisine göre %40 daha başarısız oluyor. yani beyin, spesifik hafıza baskılama işlemini yaparken bu genel hafızayı da basbayağı etkiliyor! bu fenomene (bkz: amnesic shadow) diyorlar.

ilgili bulgu, ciddi travma geçirmiş ve bunu unutmaya çalışan insanların genel hafızalarının da – unutkanlık – neden çok zayıf olduğunu açıklayabilir.

hülasası bilim için zaman, itörnıl sanşayn ov e spotlıs maynd zevzekliğine girmeksizin insanlara seçici unutkanlık yeteneklerini geliştirmekte yardımcı olma zamanıdır. yeterince egzersiz ile, genel hafızayı etkilemeden bu başarılabilir mi sorusuna cevap aramaya başlamış yüce gönüllü nörologlar. zira özellikle post travmatik bozuklukların yan etki olmaksızın iyileştirilmesinde kontrol edilebilir bir seçici unutkanlık, nöroloji biliminde çığır açacak bir gelişme olacaktır.

Kaynak: https://seyler.eksisozluk.com