Türbanlı polis…

Türbanın üzerine polis şapkası koyunca… Yani hırsız kaçsa, sen gidersin kep kalır…

Önce “yargıca, savcıya, askere, polise türban olmaz” dediler…
Darbe olunca ayet değişti…
Konu “Polis Kılık Kıyafet Yönetmeliğinden” çıktı, Nur Suresi 31’inci ayetegirdi…
Söyler misiniz; kadın polislerin türban takması ile OHAL‘in ne ilgisi var…

Sorun polisin “inancı” ile ilgili değildir… İnancı izin vermiyorsa, modern giysi gerektiren mesleği seçmezsin…
Sorun; polis ile muhatap olacak insanların “inancı” ile ilgilidir…
“Dindar, AKP’li ve Sünni mezhebinden” olduğunu peşinen bağıran bir devlet memuru ile karşılaştıklarında, o insanların devlete duyacakları “inançtır” o…
Asla güven duyulmaz…

“İnanç özgürlüğü” ise sorun:
Türbanlı olmayan polislerin tayinde, terfide, atamada, görev dağılımında, mesleğine olan “inancı” ne olacak peki?..
İyi bir ikbal için, türban üzeri kep bir avantaj olmayacak mı ey Abdulhamid?..

Darbe girişiminden sonra parti binasına Atatürk posteri falan derken… İlk günler çoğu insanın içinde ördüğü o “iyimser” istinat duvarı çöküyor başımıza…
Bir umudun, biraz olsun hoşgörünün, bir parça iyimserliğin yerini korku ve endişeli bekleyişler aldı herkeste…
Cumhuriyeti din devletine dönüştürmekten hiç vazgeçmeyecekler…
Cumhuriyet ile kucaklaşmaya hiç niyetleri yok…
Hiç değişmeyecekler…

Hüsran içindeyiz açıkçası…
Tıpkı PKK gibi…
Tıpkı cemaat gibi…
Yeni paralel biziz…
Bu kadar…

Bekir Coşkun – sozcu.com.tr