Türk medyası “mucize” diyerek cahilliğini gizliyor

2011 yılında Küba’daki en büyük dördüncü ölüm nedeni olan Akciğer Kanseri konusunda geliştirilen ve bugün hala çalışmaları devam eden CimaVax EGF’ye dair bilinmesi gerekenler

Kanser ilacı, aşılar ve sağlık alanında medyaya yansıyan gelişmeler gözlerin yeniden Küba’ya çevrilmesine neden oldu. Ancak medyada karşımıza çıkan haberler sağlık ve Küba denilince ilk akla getirlmesi gereken başlıca unsurlar göz ardı edilerek üretiliyor ve paylaşılıyor.

-Küba sosyalist bir ülke ve sağlık hizmetleri piyasalaşmış değil, halk sağlığı ilkesi belirleyici olarak yürütülüyor. Sağlık alanını kesen her gelişmede öncelikli olan Küba halkının ihtiyaçları.

-Küba devrimden bu yana devam eden gerek siyasi gerek askeri gerek ekonomik ABD saldırıları nedeniyle ciddi bir kuşatma altında. Kübalıların abluka diye adlandırdığı bu kuşatma hem sağlık alanındaki pek çok olumsuz faktörü belirliyor hem de bunlara rağmen elde edilen kazanımlara şekil veriyor.

1970’li yılların sonunda ABD’deki bir kaç araştırma merkezi ve şirket üzerinden gelişmeye başlayan biyomedikal ve farmasötikal sanayi İngiltere ve Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde 80’li yılların sonunda ilerleme kaydetti.

Küba ise bilim ve teknoloji alanındaki istisnai konumunu ve yaklaşımını söz konusu sektör üzerinden gerçekleştirdi. Küba 1980’li yılların başında biyoteknoloji alanını ülkesi için stratejik sektör olarak belirledi. Bu belirlenimleri kesinleştiren ise verili kaynakların kısıtlılığının yanı sıra sosyalist Küba’nın ekonomik ve siyasi ihtiyaçları oldu.

1981 yılında CIA tarafından Küba’ya karşı yürütülen biyoterör saldırıları sonucu adada başlayan dengue hemorejik ateşi nedeniyle 340 bin Kübalı enfekte oldu, 116 bin kişi hastaneye kaldırıldı ve aralarında 101 çocuğun olduğu 158 Kübalı hayatını kaybetti. (1)

Biyoterör saldırısıyla mücadele amacıyla Fidel’in doğrudan talimatıyla kurulan Biolojik Cephe (Frente Biologico) çeşitli uzmanlık alanları arasında ihtiyaç ve ilgileri koordine edecek ve farklı konularda çalışan Kübalı biyoteknoloji araştırmalarının ortak bir strateji doğrultusunda ilerlemesini sağlamak amacıyla kuruldu.

Güvenlik stratejileri ve bilimsel alanda yapılan bu tercih; ekonomik anlamda da 1990’lı yıllarda başlayan krizle birlikte perçinlendi. Sovyetler Birliği ve Doğu Bloğunda sosyalizmin çözülüşünün ardından girilen ekonomik kriz, Küba için şeker başta olmak üzere gelenekselleşmiş imalat sektörlerinde “endüstrisizleşme” sürecinin başlangıcı oldu. Uzun vadeli bir planlama ile yapılan bu tercih, Küba’nın gıda, mobilya, çok sınırlı olan metal üretimi ve sağlıkla ilişkili sektörleri harici bütün imalat sektörlerinde küçülmesi, temel ihtiyaçlar haricinde sadece farmasötik sektörde üretimini artırması tercihini doğurdu. (2)

Bugün çok sayıda bilimsel araştırma merkezleriyle birlikte Batı Havana’da yer alan Bilimsel Bölge’de biyoteknoloji alanında aralarında 7000 biliminsanı ve mühendisin yer aldığı 12.000 Kübalı görev alıyor. (3) Daha küçük ölçekli biyoteknoloji araştırma merkezleri Havana haricinde Camaguey, Sancti Spiritus, Villa Clara ve Santiago de Cuba’da yer alıyor.

Medyaya yansıyan “kanser aşısını bulan doktor” mucize haberlerinin arkasında 80’li yıllarda oluşturulan Biyolojik Cephe’nin geliştirilerek aşağıda görülen çok oyunculu, farklı alanlarda uzmanlaşmış ve ortak bir hedef doğrultusunda belirlenen strateji perspektifinde üreten 50’nin üzerinde kurum ve binlerce Kübalıya dayanan bir kolektif emek var. (Ek: Görsel – Cuba Biopharmaceutical Industry Network Illustration)

Bu kolektif emeğin sonucunda bugün Küba ekonomisinde nikelden sonraki en büyük gelir kaynağı biyomedikal ve biyofarmasötik sektörü. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre ülkede kullanılan medikal ürünlerin yüzde 80’ini yerel ihtiyaçlara göre yerel olarak üreten tek ülke olan Küba (4), 50’den fazla ülkeye yaptığı medikal ihracatla ekonomisinin en uzun vadeli yatırımını en istikrarlı gelir kaynağı haline de getirmiş durumda.

“…Küba biyofarmasötik endüstirisi çokfonksiyonlu kurumların sofistike bir ağ oluşturduğu bir alan; Kamu Kurumları bu ağ içinde birbirinden farklı örgütlenmelerin aralarında sınır koymadan bilgi ve kaynak akışını sağladıkları uzun vadeli yatırımları yapan ve bu farklı oyuncular arasında aracılık işlevini gören bir role sahip. Bu açıklık, inovasyon sürecindeki doğal belirsizliği azaltıyor ve sisteme dahil olan farklı aktörler arasında uzun vadeli beklentiler oluşmasını sağlıyor. Bu süreç ortak bir bilgi havuzunun geliştirilmesi için olanak sağlarken inovasyon süreçlerinin maliyeti düşüyor ve farklı kurum ve aktörlerin inovasyon sürecinde risk alma cesaretlerini artırıyor; bilginin rekombinasyonu ve deneylenmesi.” Andrés Cárdenas O´Farrill (5).

Türk medyası "mucize" diyerek cahilliğini gizliyor CubaBiopharmaceuticalIndustryNetworkIllustration

KANSER TEDAVİSİ

2011 yılında Küba’daki en büyük dördüncü ölüm nedeni olan Akciğer Kanseri konusunda geliştirilen ve bugün hala çalışmaları devam eden CimaVax EGF’ye dair bilinmesi gerekenler:

1- CimaVax EGF olarak bilinen akciğer kanseri aşısı Küba ve Peru’da kullanılıyor.

2- Terapötik bir aşı olarak sınıflandırılan CimaVax EGF, akciğer kanseri olunmasını engellemiyor.

3- Aşı, en etkin olarak gençlerde işe yarıyor; 60 yaş altına uygulanıyor.

4- Bugüne kadar 5000 kişi üzerinde uygulandı.

5- Aşının Küba’daki uygulaması Kübalılar için 1 ABD doları olarak ücretlendiriliyor. Bu ücretlendirme politikası yurtdışında gelip tedavi olmak isteyenler için geçerli değil.

6- Aşının şu ana kadar belirlenmiş bir yan etkisi görülmedi.

7- Aşı, küçük hücreli olmayan kanser tiplerinde uygulanabiliyor ve akciğer kanserinin büyüme hormonuna saldırarak varolan tümörün büyümesinin önüne geçiyor. Burada vurgulanması gereken en önemli bilgi şu; söz konusu aşı kanseri yok etmiyor, kanser hastalarının yaşam kalitelerini artırıyor ve daha uzun süre yaşamalarını sağlıyor. Şu an Faz-III aşamasında olan tedavi, Faz-II aşamasındayken yapılan klinik çalışmalarda kanser hastalığının son döneminde olduğu görülen hastalara sadece kemoterapi ve radyoterapi uygulandığında yaşam süreleri 5.33 ay sürerken CimaVax EGF’nin uygulandığı hastalar 11.47 ay yaşıyorlar. En iyi şartların geçerliği olduğu senayolarda ise yeni aşının uygulandığı kanser hastalarında 18.53 ay yaşadığı görüldü. Kemoterapi ve/veya radyoterapi uygulanan vakalarda bu süre 7.55 ay ile sınırlı kaldı.(6) Tedavinin kolon kanseri vakalarında da işlerliği oldu ancak her kanser türünde işe yaramıyor.

8- Küba’da aşı aile hekimleri tarafından uygulanabiliyor. Ancak Küba dışından gelen hastaların Küba Sağlık Bakanlığı’na bağlı SMC Salud Enstitüsü ile doğrudan yazışması ve raporlarını paylaşması gerekiyor. Küba’daki uzman sağlık heyetinin vereceği onayla birlikte başlanan tedavi, hastanın kendi ülkesindeki medikal onkoloğunun işbirliği ile yürütülebiliyor.

Not: Bu yazı Odatv ve Cuma günü yayınlanacak Boyun Eğme dergisi için yazılmıştır.

Gülzerin Kızıler – Odatv.com

Dipnotlar:

(1) http://www.medicc.org/resources/documents/embargo/The%20impact%20of%20the%20U.S.%20Embargo%20on%20Health%20&%20Nutrition%20in%20Cuba.pdf

(2) http://thecubaneconomy.com/wp-content/uploads/2013/10/New-Picture.jpg

(3) http://monthlyreview.org/2006/12/01/socialism-and-the-knowledge-economy-cuban-biotechnology/

(4) http://www.who.int/phi/publications/Cuba_case_study121115.pdf

(5) http://www.thebhc.org/sites/default/files/ofarrill.pdf

(6) http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4068811/

Kaynak: http://odatv.com/turk-medyasi-mucize-diyerek-cahilligini-gizliyor-2709161200.html