Uykuyla Uyanıklık Arasında Kafamızdan Geçen, Bazen Gerçek Sandığımız Saçma Düşünceler Evresi: Hipnagojik

Bazen hepimize olur. Tam uykuya dalacakken kafamızda bir sürü düşünce dolaşır. Bazen rüyayla karışık o ilginç anların bir adı varmış.

uyku anlamına gelen hipno ile rehberlik eden, taşıyan anlamındaki agogos kelimelerinden türemiştir.

uykuya dalmadan tam önceki fazdır. tam önceki derken, uykuya dalmadan bir saniye öncesi manasında değil. açık, temiz, uyanık bilinç ile tam uyku, bilinçsizlik veya rüya arası anlamında. yoksa ne kadar sürdüğü kişiden kişiye, durumdan duruma göre değişir. kimi zaman birkaç dakika sürerken kimi zaman bütün gece bu fazda kalırsınız ki “tavşan uykusu” “tilki uykusu” “tek gözü açık uyumak” da denir.

bu fazda iken işitsel, görsel, dokunsal veya diğer deneyimler odaklı halüsinasyonlar olabilir fakat bir rüya içinde değilsinizdir, yalnızca; tam uyanık bir kafayla paylaştığınızda kopuk, anlamsız, deli saçması bulacağı düşünceler (duvarım yeşil, demek ki patronum öldü gibi) zihninizden akar durur, hipnoz, meditasyon, madde gibi yardımcılarla bu duruma geçilebilir. bilinç-dışı mekanizmalarla yüzleşmek için en mükemmel fırsattır. bir de bunun full-uyanık moda geçmeden tam bir önceki fazı vardır:

*hipno->uyku
pompe->yollanmak, ayrılmak, ilerlemek

dqhd5kjk  Uykuyla Uyanıklık Arasında Kafamızdan Geçen, Bazen Gerçek Sandığımız Saçma Düşünceler Evresi: Hipnagojik dqhd5kjk

ingilizce kaynaklarda hypnagogic diye geçen, yunanca’da “uykuya götüren” anlamını taşıyan ve isminden belki bihaber olsanız da varlığını yakından bildiğinize yürekten inandığım bir duruma verilen addır bu. küçükken evdeki bir tıp ansiklopedisinde (ki eğer küçük yaşında hastalık hastası yapmak istediğiniz biri varsa ona bol bol tıp ansiklopedisi okutmanızı tavsiye ederim) karşılaşmıştım ben ilk olarak bu kelimeyle ve çok etkilenmiş, “vay be, demek bunun bir adı da varmış” demiştim. “iyi de bundan bize ne, uzatma da söyle artık nedir” diyenleriniz yoktur ümit ediyorum, ama yine de sadede gelmeyi ertelemiyorum: uykudan önce, ama uyanıklıktan da sonra, zihnimizin bizden bağımsızlaşıp saçma sapan çalışmaya başladığı o rüyamsı, ama bilincin yarı açık olduğu duruma verilen addır hipnagojik.

bilinç tamamiyle devreden çıkmamıştır gerçekten; bu durumun tam ortasındayken kendi kendime kaç kereler “evet, beynim yine saçmalamaya başladı, uyumam çok yakındır” dediğimi biliyorum zira ben mesela. “hipnagojik halüsinasyon” denilen canlı sanrılarımız da olabilir bu esnada, ama korkmayalım, patolojik değildirler.

hipnagojik zihin hallerinin bir benzeri de hipnopompik diye nitelendirilen (eller hypnopompicder) durumdur, ki o da yunanca’da “uykudan getiren” gibi bir manaya tekabül eder. bu sefer uykudan uyanmamızın hemen öncesinde zihnimizde dolanan garip, sürreal duyumlardır sözkonusu olan.

sekiz yaşındayken beni uyandırmaya gelen anneme bir kere “anne, şurda layığıyla bir hipnopompik durumumu da yaşatmıyorsun ya, yazıklar olsun” diye kızmıştım da, annem biraz, şey olmuştu, şaşırmıştı.

kaynak: https://eksisozluk.com/entry/58849876