Uzay Maceramızdaki En Korkunç Beş An

Son 60 yıldır uzay biletini alma yolundaki yolculuğumuzda bir facia yaşanmasına ramak kaldığı ve bizlerin de tırnaklarımızı tükettiğimiz zamanlar yaşandı. Hadi uzay yolculuğumuzda, facianın dibinden teğet geçtiğimiz anlara bakalım.

1- Dünya Yörüngesinde Kontrolden Çıkmak

16 Mart 1966’ta – Apollo programının da öncüsü olan – Neil Armstrong, David Scott ile beraber uzaya olan ilk uçuşunu altı insan taşıyan Gemini 8 uzay aracıyla gerçekleştirdi. Görevin amacı aslında Agena insansız  kılavuz aracıyla beraber Dünya yörüngesine kitlenme tekniklerinin alıştırmasını yapmaktı. Ancak görev içinde bazı şeylerin kötüye gitmesi fazla uzun sürmedi.

gemini-8_backup  Uzay Maceramızdaki En Korkunç Beş An gemini 8 backup

Uçuş öncesi, Gemini 8 Mürettebatı…

Fırlatmadan birkaç saat sonra Gemini 8, Agena’yla başarılı bir şekilde kilitlendi – ki bu olay uzaydaki ilk kilitlenmedir. Sıkıntı bundan sonra ortaya çıkmaya başlar. Yaklaşık yarım saat sonra, her iki araç birlikte şiddetli bir şekilde kendi eksenlerinde dönmeye başladılar. Armstrong, sinir bozucu bu dönüşten dolayı iki aracı birbirinden ayırır, bu esnada dönüş yaklaşık saniyede bir tur şeklindeydi.

Scott telsizden Houston’a “Burada ciddi bir problemimiz var!” –Houston’ın duymak isteyeceği herhalde en son cümle olsa gerek. – ve “Burada gittikçe hızlanarak dönüyoruz. Agena’dan ayrıldık.” diye devam eder.

gemini_atv_8  Uzay Maceramızdaki En Korkunç Beş An gemini atv 8

Gemini 8 kapsülünün penceresinden, kilitlenme denemesi yapacağı Agena aracının görünüşü.

Zor da olsa sonunda Armstrong uzay aracının iticilerini kullanarak tekrar durumu kontrol altına alır. Gemini 8’i yaklaşık 30 saniyede stabil hale getirir. Ancak bu sırada fazlaca kullandığı iticiler yüzünden görev iki gün önceden bitmek zorunda kalır. Scott ve Armstrong iniş prosedürlerini takip ederek, fırlatmadan yaklaşık 11 saat sonra Pasifik Okyanusu’na inişlerini gerçekleştirirler. Her ikisi de inişle beraber kusarlar 🙁

Armstrong, Dünya yörüngesindeki test kazasından sonra, 1969 yılında Ay’a adım atacak ilk insan olacak, Scott da Apollo 15 göreviyle Ay’a gidenler arasında yer alacaktı. Düşünsenize, Gemini 8 felaketi eğer atlatılmasaydı, durum nasıl değişecekti?

2- Curiosity’nin 7 Dakikalık Terörü

2012’ye kadarki -Viking görevleri dışında- tüm Mars inişlerinde geniş şişirilebilir hava yastıkları kullanıldı.  Gönderilen malzemenin durana kadar Mars yüzeyinde zıplaması ve sonunda durması şeklinde özetleyebiliriz bu metodu 🙂 Kullanılan bu teknik Curiosity ile beraber değişmek zorunda kaldı.

Curiosity bu teknik için fazlasıyla geniş ve ağırdı. NASA da bunun yerine 5 Ağustos 2012’deki iniş için “Sky Crane”adını verdiği bir sistem kullanmayı kararlaştırdı. Sistem şu şekilde çalışıyordu; Mars atmosferine girildikten sonra, dört itici birden çalışacak ve yerden 60 metre yukarıda asılı kalınıp, Curiosity’yi yere kablo yardımıyla salacaktı. Bu yöntem daha önce herhangi bir gezegende denenmemişti aslında.

Curiosity’nin Mars atmosferine girişiyle inmesi arasındaki zamanı 7 dakika olarak hesapladılar. Dünya ile Mars arasındaki iletişim gecikmesinden dolayı bu operasyon tamamen otonom olarak planlandı ve her şeyin yolunda gitmesi için bolca dua edildi. NASA geçecek olan bu zamanı ”7 dakikalık terör” diye isimlendirdi.

Şükür ki iniş esnasında herhangi bir aksaklık olmadı ve NASA görev kontrol odasında deliler gibi kutlandı. Gezici aracın durumu gayet iyiydi ve Gale Krateri’ndeki yoluna devam edebilecek durumdaydı.

3- Apollo 13’ün Kötü Şöhreti

Apollo 13 Ay yüzeyine insanlı olarak gerçekleştirilecek olan üçüncü görev olarak planlandı. 1977’nin 11 Nisan’ındaki kalkıştan sonra görev, ekip için sorunsuz şekilde başladı.

apollo13-damaged  Uzay Maceramızdaki En Korkunç Beş An apollo13 damaged

Apollo 13 servis modülünde gerçekleşen patlama sonucu aldığı hasarın astronotlar tarafından çekilen bir fotoğrafı.

Ancak görev başladıktan 55 saat sonra 13 Nisan tarihinde, Dünya’dan yaklaşık 320 bin km uzaklıkta oksijen tanklarından birisi patladı. Ekip uzayda kahraman olmaya kadar gidecek ciddi bir durumla karşılaştı. Swigert’in görev kontrol merkeziyle gerçekleşen meşhur Houston, bir sorunumuz var! telsiz konuşması da bu esnada kayıtlara girdi.

Oksijenin uzaya boşalması ve elektriğin kesilmesiyle beraber, astronotlar yüzeye iniş için kullanılacak olan Ay Modülü’nde sığınacak yer aramaya başladı. İnişin iptal edilmesiyle berber, ekip Ay’ın etrafında, eve dönme ihtimalinin de azaldığını düşünerek dönmeye başladı.

Ancak, NASA’nın ve ekibin çalışmaları sonuç verdi. Astronotlar 17 Nisan günü Pasifik Okyanus’una kendilerini attılar. Apollo 13 serüveni insan yaratıcılığının muhteşem örneklerinden biridir. Eğer hala bu görevi konu alan “Apollo 13” filmini izlemediyseniz kesinlikle izlemenizi öneririz.

4- Uzayda Az Kalsın Boğulan Astronot

16 Temmuz 2013 tarihinde, İtalyan ESA astronotu Luca Parmitano, Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan rutin uzay yürüyüşüne çıktı. Buraya kadar her şey yolundaydı.

eva-2_v_luca_parmitano  Uzay Maceramızdaki En Korkunç Beş An EVA 2 v Luca Parmitano

Uzay elbisesi içinde boğulma tehlikesi geçirmesine rağmen selfie çekmeyi ihmal etmeyen Luca Parmitano.

Parmitano uzay yürüyüşünde NASA astronotlarından Chris Cassidy ile berber, gelecek olan Nauka ismindeki Rus yapımı çok amaçlı laboratuvar modülü için hazırlıklar yapıyordu.

Yürüyüşe başladıktan 1 saat 9 dakika sonra, Parmitano kaskının içinin su (elbisenin soğutulmasında kullanılıyor) ile dolduğunu rapor etti. Su burun seviyesine kadar ulaştı ve nefes almakta zorlanmaya başladı, olay sonrasında konuşmasında yaşadığı korkuyu “bir sonraki nefesimde ciğerlerimi su ile mi yoksa hava ile mi dolduracağımı bilemiyordum” şeklinde ifade etti.

Sudan dolayı göremez oldu, emniyet kablosunun yardımıyla kapıya doğru yol almaya çalıştı. Cassidy’nin de yardımıyla kapıdan içeri girip basınçlı odada kostümünü çıkararak suyu boşalttı. Cassidy bu olayı daha sonra “korkunç bi durum” olarak nitelendirir. Arızanın tıkanan bir filtreden kaynaklandığı saptandı ve elbise tekrar böyle bir şey yaşanmayacak şekilde tamir edildi.

5- Mir Neredeyse Terk Edilirken…

Bilen bilir, Uluslararası Uzay İstasyonu yokken Mir Uzay İstasyonu vardı. Bu geniş Rus yapımı uzay istasyonu daha önceki istasyonlarını  –Sovyet Salyut ve Amerikan Skylab- adeta gölgede bırakmıştı. 1986 ile 2001 yılları arasında yörüngede faaliyet gösterdi. Ancak 1997 yılındaki acayip bir kazadan ötürü neredeyse terk edilme noktasına gelindi.

mir-uzay-istasyonu-571  Uzay Maceramızdaki En Korkunç Beş An mir uzay istasyonu 571

Rus Mir Uzay İstasyonu ve istasyona kilitlenmiş olan ABD’nin uzay mekiği.

O tarihte, ABD-Rus ortak görevi için Rus kozmonotlar Vasily Tsibliev ve Aleksandr Lazutkin NASA astronotu Michael Foale ile istasyonda bir araya gelirler. Sonraları bu görevler ISS’in (Uluslararası Uzay İstasyonu) yapılmasında rol oynayacaktı.

25 Haziran 1997’de, Ruslar manuel kitleme sisteminin uygulanabilirliğini test etmek için kargo araçlarının istasyona bağlanma-ayrılma süreçlerini uyguluyorlardı. Tsibliev uzay aracını kontrol ediyordu ancak, bir türlü hızını kontrol altına alamadı. Lazutkin fren roketlerini kullanmasına rağmen operasyonun aşırı hızlı gerçekleşeceğini görünce Foale’ye “Michael kaçış gemisine gir!”dedi.

Darbeyle beraber, güneş panellerinden birinde delik açıldı ve Mir kontrolsüz şekilde dönmeye başladı. Foale, istasyondaki ekip ve yerdeki kontrol merkeziyle beraber istasyonu tekrar kontrol altına almanın telaşına girdi. Güç aniden düşmeye başladı ve bölümlerden birinde sızıntı oluştu. Bataryalar da tükenince istasyon sadece güneş panellerinin sağladığı elektriğe kaldı ve bu esnada Dünya’nın karanlık yüzeyinde olduklarından tamamen güçsüz kaldılar.

Sonunda Foale, Ruslarla beraber istasyonu Soyuz’un iticilerini kullanarak, yer ekibi de istasyonun kendi iticilerini ateşleyerek kısmen kontrol altına almayı başardı. Artık istasyonun kapatılması gittikçe yaklaşmıştı. İstasyon görevine 4 yıl daha devam edip sonunda komple terk edildi.

Bu olay insanlık tarihi boyunca insanlı uzay operasyonlarındaki en ciddi çarpışma olarak hatırlanmaktadır. Faole’nin bu olayla ilgili etkileyici röportajını buradan okuyabilirsiniz.

Çeviri: Sefa Doğan – Kaynak