Vatandaş olmak yerine müşteri olmayı kabul edersen… Devletten baba şefkati beklersin ama, anca baba’sını alırsın!

Utanç Duvarı yıkıldı, yeni bir dünya kuruluyordu, insanoğlu geleceğe dair umutluydu, ama… “Küreselleşme” denilen saçmalık hayata geçirildi.

Devletlerin şirket mantığıyla yönetilmesi fikri, kulağa hoş geliyordu. Vatandaş kavramının müşteri kavramına dönüşmesi umursanmadı. Sınırsız popülizm, lümpenleşmeyi tırmandırdı. Ahlakın, onurun yerini “ciro ve kâr” aldı. Toplumların tek kutsalı, para oldu.

Böyle olunca nooldu?

İtalya’nın başına Berlusconi gibi bir maganda geçti. Cebinde parası olduğu için kendisini herkesten akıllı zannediyordu. Devlet adamından ziyade, şımarık, küstah, hıyarın biriydi. İtalya toplumunu ikiye böldü, yarısı ayakta alkışlarken, yarısı utançtan yerin dibine giriyordu. Neticede, vergi kaçakçılığından, tecavüze kadar pekçok suçtan yargılandı, mahkum oldu.

Fransa’nın başına Sarkozy gibi bir dangalak geçti. Fransız devrimini, Fransız demokrasisini değil, adeta Rus çarlarını andırıyordu. Fransız nezaketini değil, mafya babalarını yansıtıyordu. Lüks düşkünü, kirli, karanlık ilişkileri olan, herkesi küçük gören, aşağılayan, oy için yalan söyleyen, eyyamcı biriydi. En yüksek oyu ben alıyorum, ne istersem yaparım diye düşünüyordu. Neticede, yolsuzluk, hukuka müdahale, seçimde usulsüzlük gibi suçlardan yargılandı.

Almanya’nın başına Merkel geçti. Amerikan basını tarafından senelerdir “dünyanın en güçlü kadını” seçiliyor ama, Alman basını tarafından “Doğu Alman köylüsü” olarak nitelenmekten kurtulamıyor.

İngiltere “brexit” dedi, Avrupa Birliği’nden ayrıldı. Ayrılmayalım diyen başbakanlarını dinlemediler, Kraliçe’ye bile kulak asmadılar, ayrılalım dediler. Üzerinde güneş batmayan imparatorluğun halkı… Kendisini küresel saldırıdan koruyabilmek için, kapıyı pencereyi kilitlemekten, eve kapanmaktan başka çare bulamadı.

Yunanistan’ın başına Çipras geçti. Emperyalist ülkeler tarafından kurulan, kurulduğundan beri Amerikan uydusu olan Yunanistan, küreselleşmeden kaçabilmek için öylesine öbür tarafa savruldu ki, sovyetler yıkıldıktan 25 sene sonra komünist olmaya karar verdi.

(Bizi yazmayayım!)

Ve ABD…
New York kırosu kazandı.

Avrupa kıtasındaki Utanç Duvarı’nın yıkılmasından sonra hayata geçirilen küreselleşme saçmalığı, bumerang gibi döndü dolaştı, Amerika kıtasının ortasına Utanç Duvarı örülmesine vardı!

Varoş-liboş oylarıyla, ilk siyah başkan olmasından başka hiçbir özelliği bulunmayan Obama’yı seçtiler. Sonra tam aksi tarafa savruldular, ağzından çıkanı kulağı duymayan, hıristiyan-beyaz olmayan herkesi aşağılayan, langır lungurluğuyla meşhur Trump’ı seçtiler. Bismillah, daha beyaz saraya bile oturmadı ama… Amerikan toplumunun hiçbir başkan döneminde böylesine bölündüğünü görmedik.

Çünkü… Küreselleşmeyi dayatmanın, devletleri şirket olarak yönetmenin, onur yerine ciroyu, ulus yerine parayı gözetmenin kaçınılmaz neticesidir bu.

Vatandaş olmak yerine müşteri olmayı kabul edersen…
Devletten baba şefkati beklersin ama, anca baba’sını alırsın!

Yılmaz Özdil