Ve Bir Türk Subayı Dayanamadı… Hulusi Akar’a Bakın Ne Sordu!..

Genelkurmayı Bekleyen Sorular;  Sayın Komutan,

Diyorsunuz ki, 15 Temmuz 2016 Cuma günü saat 16:00 sularında Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından verilen bilgiyle darbe teşebbüsünden haberdar oldum.

Diyorsunuz ki, Genelkurmay Karargahında; Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak ve Gnkur. II’nci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in katılımıyla bir toplantı yaptım.

Diyorsunuz ki, Silahlı Kuvvetler Komuta Harekat Merkezi Amiri Tuğgeneral İlhan Kırtıl’ı aradım ve Türk hava sahasında ikinci bir emre kadar hiçbir askeri hava aracının (uçak, helikopter vs.) havalanmaması, havada bulunanların derhal üslerine dönmesi için emir verdim.

Diyorsunuz ki,   Kara Havacılık Komutanlığına gidilerek orada bulunan personel konuları ve hava araçlarının uçmaması dahil gereken her türlü tedbirin alınmasını istedim.

Diyorsunuz ki, Etimesgut’taki Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığına gidilerek tank ve zırhlı araçlar başta olmak üzere tüm araçların hareketlerinin durdurulması ve hiçbir şekilde dışarı çıkmamaları yönünde gereken tedbirlerin alınması emirlerini verdim.

Üstelik diyorsunuz ki, Gnkur.Bşk.nın emriyle Hava Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Merkezi aranmış ve Türk Hava Kuvvetlerine ait tüm hava araçlarının uçuşlarının durdurulması talimatı verildi.

Ve diyorsunuz ki, alınan bilgi doğrultusunda bu alçak ve sefil girişime karşı ilgili/sorumlu makamlara gerekli ikaz ve emirler anında ve en geniş şekliyle iletilmiştir.

Peki sayın Komutan, tüm bunları yaptınız ama yine de darbe teşebbüsü nasıl oldu, bunu Türk Milletine açıklamalısınız. 

Ve sayın Komutan bu darbe girişiminden haberiniz olduğu halde Cumhurbaşkanı ve Başbakanlığa neden haber vermediniz, bunu da açıklamak durumundasınız.

Siz ki Türk Genelkurmay Başkanısınız yani Mete Han’ın Orduları Komutanı! 

Bu yüksek makamınızdan dolayı sorumlu olduğunuz Türk Milletine bu konuda bir açıklama yapmalısınız…

Aksi halde Türk Milleti kendi Komutanının bu ihanet karşısındaki hal ve hareketini sorgulamaya başlayacaktır… 

Biz askerini, ordusunu, seven hatta eşine rastlanmadık ölçüde bağlı bir milletiz. 

Sizi Yenikapı’da gördüm, ‘milletim milletim’ diyerek el sallayışınızı gördüm.

İşte bu millet şimdi bir açıklama hatta bir hesap bekliyor sizden…

Bunu vermelisiniz, size yakışan bu olacaktır… 

Ve bu bir dost sesidir düşman değil!

Son bir söz; siz darbeden haberiniz olduğu halde Deniz ve Hava Kuvvet Komutanlarının düğünde ne işleri vardı, onu da açıklamak durumundasınız çünkü milletimiz sebebini merak ediyor…

İşte Komutan’a sözlerim bunlar…

Bu noktada son bir söz ekleyeyim:

Her kim tarafından yapılmış olursa olsun, bu darbe teşebbüsünün asıl hedefi; Türk Ordusu ve Türk Milleti olmuştur, bunu unutmayınız.

Çünkü Türk Ordusu ile Türk Milletini birbirine bağlayan o dünyada eşi benzeri görülmedik güven duygusu taşıyabilmesi çok zor bir darbe almıştır.

Aynı zamanda…

Türk Ordusunun temeli olan disiplin, emirlere mutlak itaat, astın ve üstün hukukuna riayet gibi yüksek değerleri de örselenmiştir.

Bunu şöyle de görebiliriz; Kod Ergenekon’la Türk Ordusu vurulamadı, kumpas çöktü çünkü Türk Milleti asla kendi ordusunun bir terör örgütü olabileceğini asla düşünmedi.

Bu soruşturmaya halk destek vermedi.

Ama ya şimdi…

Yine inanınız bana, bu darbe teşebbüsüyle kod Ergenekon’la yapılmak istenip de yapılamayanlar, şimdi yeniden sahneye konulmuş gibi…

Kod Ergenekon çöktü çünkü silahlı eylem hiç bulamamışlar, dolayısıyla silahlı terör örgütü davasını işletememişlerdi.

Şimdi silahlı eylem de çıkarıldı ortaya ve süreç kaldığı yerden devam ediyor…

Hedef: Türk Ordusu!

Hedef: Türk Milleti!

Ama bu silahlı eylemleri yapanlar, bana sorarsanız Türk değildir, içimize sızdırılmış işbirlikçi ajanlardır.

Belki devletimiz yüksek menfaatleri gereği işin içyüzünü bu süreçte açıklamak istemiyordur, bu da doğaldır ama bu işbirlikçi ajanları Türk Milleti asla affetmeyecektir.

Hak ettikleri cezalara çarptırılmaları için de elinde geleni yapacaktır.

Yine bana sorarsanız, ben bunların sayısının da öyle söylenildiği gibi çok olduğunu da sanmıyorum.

Yaşayıp göreceğiz…

Erdal Sarızeybek

Not: Bu soruyu soran Türk subayı benim, emekliyim.