Yağmuru ve Kapalı Havayı Seven İnsanların Anlayabileceği Şeyler

Büyün bir çoğunluğun kapalı hava sevenlere karşı olan şaşkınlıkları hiç bitmez. Yağmur yağdığında mutlu olan kesim ise en az şaşıranlar kadar fazla. Yağmuru, toprağın kokusunu, griliğini seven insanların anlayabildiklerini şöyle buraya bırakıyoruz.

en sevdiğim havalar daima yağmurlu ve kapalı havalardır benim. pek çoğunuzun bunun nasıl bir şey olduğunu anlayamadığına da eminim. siz ne kadar “yağmuru seven” insana şaşırıyorsanız, ben de sıcak yaz güneşinde mutlu olan insanı yadırgıyorum işte. dışarıda güneş açtıkça ruhum kararıyor, enerjim tükeniyor…

yaşadığım şehrin de etkisi var bunda elbet. izmir’de kışlar kış bile değildir. yağmur ferahlığı yazın bolca özlenir. bir de hava kararmadan, hafif loş ışık çökmeden şehrin üstüne doğru düzgün kendine kalamayan bir insanım ben. hava saat 9’da kararınca okunacak hiçbir kitap bitmiyor, izlenecek filmler yarım, aranacak insanlar – düşünülecek şeyler, incelenecek makaleler, yazılacak yazılar erteleniyor bir şekilde…

yağmuru seven insan introverted kişilik özelliğine sahip olabilir benim gibi. kendiyle kalıp deşarj olmayı sever… güzel bir müzik, kitap, kahve, kedi ve yağmur sesi instagrama yüklenecek fotoğraf karesinden çok daha fazlası benim için…

***

güneşli havalarda mutlu olan, huzur bulan insanlar nasıl normalse buda o derece normaldir.

havayı açık ve güneşli gördüğümde hava kararana kadar odadan çıkasım gelmez(odada ki perde ışık geçirmemektedir çünkü). hava soğuk, kapalı olduğu zaman değme keyfime. hava öyle olunca huzur buluyorum bildiğin, baya baya mutlu oluyorum.

***

çok net benim bu insan. her zaman derim; bana yağmurlu ve kapalı havaları verin, üstüme bir battaniye atın ve gidin. ben o sırada bol bol film izleyip, kitap okuyor olacağım.

not. tabi bu arada birileri benim için önümüzdeki 30 yıl çalışıp emekliliğimi verirse çok memnun olurum.

***

benim de içinde bulunduğum insan tipidir.

sıcakta ve özellikle nemde kafam durur, zaten zar zor nefes alıyorum bir de zihinsel ve bedensel faaliyet içinde mi olacağım? yağmurlu ve kapalı havada bünyem coşar, zihnim sonuna dek açılır, bedenim hareketlenir, yüreğim kıpır kıpır eder ve bolca serotonin salgılayıp mutlu olurum.

ilkbahar ve sonbaharın yeri ayrıdır. kışı hastalıklar dönemi olduğu için çok sevemiyorum. kar çok severim ama bizim ülkemizde marmara bölgesinde yağan uyduruk kardan değil, kallavi yağan kar olacak. ama tercihim her zaman sonbahar ve ilkbahar. yaz sizin olsun.

***

depresif değilim, evlatlık da değilim, çok romantik de sayılmam. ama kapalı hava ve yağmur bana serinlik, güzel kokular, sessizlik, temizlik, derin ve sağlıklı uykuyu çağrıştırırken sıcak hava ter kokusu, sivrisinek ve bilumum haşerat, derinleşemeyen terli uykular, miskinlik çağrıştırıyor.

***

ben. oldum olası hep sevdim yağmuru ve yağmur getirmesi muhtemel kapalı havaları.
“neden” diye sorunca kendime babamın çok sevdiğini, yağmuru görünce adeta çocuklaştığını hatırladım.
“rahmet bu rahmet!” , “bereket yağıyor” derdi gülerek, neşeyle. yağmurdan hiç şikayet ettiğini hatırlamıyorum.
düşününce ona da kendi babasından geçmiş olabileceği geldi aklıma.
onlar anadolu insanı, çiftçi. yağmur elbette rahmet, bereket onlar için, yaşam için.
ben yağmura sevinen bir babadan öğrendim yağmuru sevmeyi, yağmur yağarken içimin sevinçle dolması bundan.

***

yalnız kalmayı, kendiyle sohbet etmeyi, o loşlukta kahve içmeyi, o atmosferde müzik dinlemeyi ve özellikle de yağmur sesiyle uykulara dalmayı severler. imkanları olsa güneşin parlaklığını kısıp, akşam ezanını beriye çeker, aydede’nin konuşulanları sıkılmadan dinlemesini isterler.

kaynak: https://eksisozluk.com/entry/42319007