Yandaş arkadaş, gel anlatayım

Yandaş bayram ediyor: “Suudi Arabistan’dan 750 milyar dolar Türkiye’ye geliyor!”  Yandaş göbek atıyor: “ABD ile anlaştık Mehmetçik Musul’a girecek!” Yandaş hayal aleminde yaşıyor; rüyasında hep “havuç” görüyor!.. Önce Şu Suudi paraları meselesine bakalım.

Anımsayınız; 11 Eylül saldırılarında rol alan 19 El Kaide üyesinden 15’i Suudi çıktı. Keza teröristlerin, Suudi yetkililer ve istihbarat görevlilerinden yardım almış olabileceği yönünde güçlü kanıtlar vardı.
İşte…

ABD; 11 Eylül saldırıları nedeniyle ölenlerin yakınlarının Suudi Arabistan’a dava açmasına olanak tanıyan yasa tasarısını çıkardı. (Amaç Suudilerin paralarını tırtıklamak! Neyse.)
“Terörizmin Sponsorlarına Karşı Adalet Yasası” çıkarılmadan önce Suudiler meydan okudu; “yasa çıkarca elimizdeki 750 milyar dolar değerindeki FED/ABD Merkez Bankası tahvilleri ve bonolarını satarız!”
Yandaş sanıyor ki, Suudiler bunu yapabilir…
Yandaş sanıyor ki, Suudiler bu parayı Türkiye’ye getirebilir…
Yandaş hiç bilmiyor.
Öyle ya!.. Marks ve Engels’i görse iki muhterem “dede” sanır! Yaşasaydı bu iki muhterem şöyle derlerdi: “Meselenin iktisadi derinliği bilinmeden bu işler öyle kolay kavranmaz!” Madem iki üstat hayatta değil; en basit haliyle anlatmaya çalışayım Suudi Arabistan ve Musul meselesini!
Örnekle başlamak anlamayı kolaylaştıracaktır…

ABD’nin şartı

Tarih: 6 Kasım 2000.
Amerikalılar -oğul Bush’un kazandığı- Florida’daki tartışmalı başkanlık seçimini konuşurken, Birleşmiş Milletler’de (BM) deyim yerindeyse “deprem” yaşandı.
Bu “depremin” ne olduğunu yazmadan önce şunu anımsatmalıyım:
ABD, 1970’lerin başında Suudi Arabistan ile bir dizi anlaşma yaptı. (Ki bunların tamamı hâlâ ortaya çıkmadı.) “ABD- Suudi Arabistan Ortak Ekonomik Komisyonu Anlaşmaları” adlı belgeye göre, Suudi Hanedanı’nın güvencesi Amerikan askeri-silahı olacaktı; ve karşılığında Suudiler petrolü sadece dolar üzerinden satacaktı. Ayrıca…

Petrol üreten ülkeler topluluğu/OPEC içinde en büyük satıcı ve itibarıyla en önemli üye durumunda olması sebebiyle Suudi Arabistan, diğer ülkelerin petrollerini dolar ile satmaları teminatını verdi.
Sadece 1979’da İran İslam Devrimi bu anlaşmayı deldi; ama bu kez de İran petrollerine ambargo kondu.
Bu bilgilerden sonra dönelim; BM’de yaşanılan “depreme!”
O gün..
Saddam; BM’nin Petrol Karşılığı Gıda Programı çerçevesinde petrol satışı için artık dolar kabul etmeyeceğini açıkladı. Irak’ın petrol parası olarak Euro kabul etmeye karar verdiğini söyledi.
İlk kez… Bir OPEC ülkesi, dolar ile fiyatlandırma kuralını ihlal etme cesaretini gösterdi!
Bundan sonra dünyada iki olay meydana geldi:
1) Euro yükseldi ve dolar düştü.
2) Irak’ın elinde tehlikeli gizli silahların olduğu konuşulmaya başlandı.
Sonra…
Sadece 6 ay sonra Irak’a saldırdılar; Saddam’ı yıktılar.
Ve Irak tekrar dolar’a döndü!
Düşünsenize… ABD neden yıllarca, -dünyada ikinci büyük petrol üreticisi olan- İran’a saldırmanın yolunu aradı?
Yandaş sen hâlâ hayal kur:
Demek Suudiler, paralarını Türkiye’ye getireceklermiş!..
Demek Türkiye, Musul’u alıp petrole kavuşacakmış!..
Meselelere makro açıdan bakmayı öğrenin artık.
Konuyu açayım…

Gerçekçi olun

Yandaş arkadaş!
Suudi parasını bekliyorsun…
Musul hayalleri kuruyorsun…
Hiç düşünmüyorsun: Yahu bu sterlin, son 31 yılın en büyük düşmesini dün neden yaşadı?
İngiltere neden AB’den koptu?
Volkswagen‘den Deustch Bank’a kadar Alman devleri neden sıkıntı yaşıyor?
Dünyadaki savaşların sadece topla-tüfekle mi yapıldığını sanıyorsunuz?
Euro’nun 1999’da ortaya çıkışıyla ABD’nin petrodolar sistemi sarsılmaya başlandı. Bu çekişme hâlâ bitmedi; bugün hala dolar ile Euro arasındaki kıran kırana savaşı görmüyor musunuz?
Şimdilik… Dolar emperyalizmi engel tanımıyor. Bakınız…
1971 yılına kadar dolar’ın altın karşılığı vardı; sonra ABD bunu kaldırdı. Böylece, elinizdeki ve ülkelerdeki paralar sahiden kağıt oldu!
Biliniyor ki ABD bugün borç içinde; dolar’ın karşılığı yok! Ancak parası neden çok kıymetli? Asıl mesele bu…
Dünyada dolar, rezerv para birimi görülüyor; dolar’ın üçte ikisi ABD dışındaki ülkelerde! ABD; dolar’ı basma tekelini elinde bulundurduğu için gerek duyduğu her şeyi -mali karşılığı olmadan- alabiliyor!
Örneğin… Yazdığım gibi dünyada petrol ve doğalgaz alışverişi -karşılığı olmayan- dolar ile yapılıyor. Ülkeler ticaret için dolar’ı merkez bankalarında depolamak zorunda kalıyor. Ayrıca, petrol satan ülkeler de, ellerindeki dolar’ı ABD’ye götürüp hazine bonosu alıyor/almak zorunda bırakılıyor.
Bu petrodolar sistemine itiraz edenin karşısına -hürriyetin beşiği denen- ABD haydutlukla çıkıyor. Saddam örneğinde olduğu gibi…
Yok…
Suudiler petrolden kazandıkları paralarını Türkiye’ye getireceklermiş.
Yok…
Türkiye hak ettiği -dünyanın en kaliteli petrolün bulunduğu- Musul’u geri alacakmış.
Aman!.. Sakın!..
Suriye politikanız ülkenin başına büyük sorunlar çıkardı. Hatalarınızdan ders çıkarınız.
Ne Suudilerin parasını/kağıtlarını getirtirler.
Ne Musul petrolünü bize yedirirler.
Petrodolar sistemini bilmeden boyunuzu aşan işlere girmeyiniz yine!
Gerçekçi olun artık…

Soner Yalçın