Yeni CHP’nin bir “Said Nursi Açılımı” eksikti! Demek artık şeyh de uçuracaklar!..

Hakkında hep efsane anlatılıyor.  Ben gerçekleri yazayım:  Hangi yıl doğduğu kesin değil; 1870’li yıllar diyelim.  Bitlis’in Nurs Köyü’nde doğdu.  Eğitimine Molla Muhammet

Emin medresesinde başladı. Çok sürmedi; kavga sonucu kovuldu.
Ağabeyi Molla Abdullah’tan ders aldı. Ağabeyiyle kavga etti; ayrıldı.
Şeyh Nur Muhammet’in yanına gitti; nedeni bilinmeyen bir sebeple atıldı.
Bu arada… Gadya Köyü’nde arkadaşı Molla Muhammet’i bıçaklayıp kaçtı.
Gittiği Doğu Beyazıt’ta üç aylık ders sonunda Şeyh Muhammet Celali’den “icazet” aldığı söylense de bu doğru değildi.
Bitlis’e döndü; ancak vali Şerif Rauf Paşa tarafından şehirde “fitne fesat çıkardığı” gerekçesiyle Şirvan’a sürüldü. Burada ilk kez bir öğrencisi oldu; Molla Cumhur. Yine nedeni bilinmeyen bir kavga sonucu Cumhur yaralandı. O, önce Tillo’ya sonra Cizre’ye gitti. Miran Aşireti’ne sığındı.
Sözüm ona ulema bulunmadığı için Van’a davet edildi. “Ulema yok” dedikleri Van’da meşhur din adamı Abdülhakim Arvasi yaşıyordu!
Resmi tarihlerine göre, konağında kaldığı Tahir Paşa’yla “ilmi münakaşa” yaptı; İran’a geçip silahlanmaya başlayınca Tahir Paşa korkup af diledi; barıştılar!
Bir süre sonra İstanbul’a geldi. Amacı, II. Abdülhamit ile görüşmekti. Saray’dan kabul beklerken ne oldu dersiniz; tımarhaneye atıldı!
Bitmedi…

Hilafet önerisi

II. Meşrutiyet ilan edilip af çıkınca tımarhaneden kurtuldu.
Hemen… İttihat ve Terakki saflarına katıldı.
Çok sürmedi; İttihatçıların rakibi İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti’ne katıldı; Ayasofya’daki gösterilerinde bulundu. 31 Mart gerici ayaklanmasına katıldığı gerekçesiyle arandı; İzmir’de yakalandı. 23 günlük tutukluluktan sonra salıverildi; çünkü duruşmada nasıl keskin bir İttihatçı olduğunu anlattı. Ardından…
Askerlerin onayıyla kitap yazdı; Kürt derneklerine katıldı. İttihatçıların verdiği kimlikle Doğu’da propaganda gezileri yaptı.
I. Dünya Savaşı başladığında Pasinler’de 300 Kürt’ün milis komutanlığını yaptı. Kanlı Ermeni tehcirinde neler yaptığının yazılmasını istemedi!
Ruslardan kaçarken ayağını kırdı; ve haber gönderdiği Ruslara Bitlis’te teslim oldu. Vücudunda dört kurşun olduğu yalandı. Tıpkı dört duvarlarla çevrili Rusya’daki esir kampından firar ettiği yalanı gibi! Doğrusu, Brest Litovsk Antlaşması’yla teslim edildi.
Enver Paşa’nın isteğiyle “ordu delegesi” olarak -yüksek İslam şurası- Dar-ül Hikmet-il İslamiye’ye atandı. Fakat…

Savaş bitip, savaş suçları mahkemesi kurulunca İttihatçılara düşman oldu. Şaşırtıcı değildi; yaşamı boyunca devlet otoritesi karşısında her daim kaypak bir taktik yürüttü.
Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı’nı kazanınca 17 Kasım 1922’de Ankara’ya gitti. Selahattin Eyyubi’ye benzettiği Mustafa Kemal’e “hilafeti siz devralın” önerisinde bulundu.
Ankara onun her devrin adamı olduğunu anlayarak yüz vermedi. Beş ay sonra Gebze trenine binip gitti.

İstanbul’daki bir yıl üç ayı kayıptı; ne yaptığı hiç açığa çıkmadı. Sadece, Kürt Azadi örgütü çalışmalarına katıldığı biliniyor. Teşkilat çalışmaları için 1924’te Erzurum’a, Van’a gitti.
Şeyh Said isyanına katılıp katılmadığı ortaya çıkarılamadı.
Kürt örgütüne üyeliği nedeniyle sürgüne gönderildi.
Burdur’da ilk görüştüğü kişi Binbaşı Asım oldu; ve yakın çevresinde sürekli -Albay Hulusi Yahyagil ve Yüzbaşı İ. Hakkı Bayraktaroğlu gibi- subaylar bulunacaktı. (Isparta’daki Tugay Komutanlığı’na yapılacak caminin temel atma törenine bile davet edilecekti.)

Çevresini hep büyüttü. Örneğin…
Yargılandığı Denizli Mahkemesi’nin Ağır Ceza Reisi Ali Rıza Balaban 1907’den beri müridiydi! Mahkemenin diğer üyesi Hesna Şener, müritlerinden Ali İhsan Tola’nın akrabasıydı. Tabii ki beraat etti!..
Bitmedi…

Hedef solcular

Atatürk vefat edince “insaflı CHP’liler”den saydığı İsmet İnönü’ye yaklaşmak istedi. Umduğunu bulamadı. İktidara gelen DP ile de ilişkileri bir iyi bir kötü oldu.
II. Dünya Savaşı’nda Hitler‘i destekledi; kazanması için dua etti.
Kazanan ABD’nin yanında yer aldı. Ortak düşmanları aynıydı çünkü; solcular!
Bu nedenle… Vatikan’la bile 1951’de ilişkiye geçti; mektup yazdı. Fener’deki Rum Ortodoks Patrikhanesi’ni ziyaret etti.

CENTO’yu, NATO’yu destekledi. Kore’ye asker gönderilmesini savundu. “Dinsiz solculara karşı dindar Hıristiyanlar” ile işbirliğinden yanaydı. Karmaşık ilişkiler kurdu. Örneğin… Denizli’de zirai ilaçlama yapan ABD’li pilot Taylor ile sık sık görüşüyorlardı. Hedefleri aynıydı; solcular!
Uzatmayayım…

Öyle bir masal yazılıyor ki, kimileri inanıveriyor. Hakan Yalman adındaki müridi, “Quantum Fiziği ve Bediüzzaman- Gecikmiş Bir Nobel Talebi” diye kitap bile yazdı!
Nobel’e aday gösterilen bu kişi; 346 kişinin öldüğü 1943’teki Adapazarı depreminin, şehirdeki kızlı erkekli oynanan tiyatrodan kaynaklandığını söyledi! Kadınlar hakkında yazdıklarından hiç bahsetmeyeyim.
Bu kişi; Said Nursi idi.
Önceki gün…
Nurcu Yeni Asya gazetesi muhabiri, bir panele katılan CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve HDP Milletvekili Mithat Sancar’a Said Nursi’yi sordu.
Yeni Asya’nın manşetinde yer alan habere göre; HDP’li Mithat Sancar, Said Nursi sorusuna cevap vermezken, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu şöyle dedi:

“Birçok aktör var, alim var. Doğru zamanda doğru şeyler söylemiş birçok alim var. Bunların birikimlerinden yapıcı bir biçimde yararlanmak lazım. Yol gösterici olması bakımından bu önemli bir husus.”
Yeni CHP’nin bir “Said Nursi Açılımı” eksikti!
Demek artık şeyh de uçuracaklar!..

Soner Yalçın