Yılmaz Özdil; ‘Kürdistan’ı bize kurdurdular. Bekçiliğini de bize yaptırıyorlar.’

Hep aynı soru yağıyor… Nedir bu Başika kampı? Özetlemeye gayret edeyim.

Akp kongresine onur konuğu olarak davet edilen, Türkiye seninle gurur duyuyor diye alkışlanan Barzani efendi, kendisine ait başkanlık sarayında Kürdistan kongresi düzenleyip, “keşke sayın Öcalan da aramızda bulunsaydı, yaşasın Kürdistan” dedi…
O sarayı biz yaptık.

Kürdistan başbakanlık binasını, içişleri bakanlığı binasını, kültür bakanlığı binasını biz yaptık. Merkez bankası binasını biz yaptık.
Hani şu milletin orasına koyacağım diyen yandaş müteahhit var ya… Burada milletin orasına koyuyor, oraya gitti, Erbil havalimanını yaptı. Süleymaniye havalimanını biz yaptık. Musul havalimanını biz yaptık. Kerkük havalimanını biz modernize ettik. Rahat rahat gidip gelsinler diye Türk Hava Yolları’ndan tarifeli uçaklar koyduk.

Üniversitelerini, yurtlarını, kampuslarını biz yaptık. Türkiye’nin güneydoğusunda dünyaya geldiysen, bu üniversitelere sınavsız kabul ediliyorsun, eğitim bedava, barınma bedava, cebine her ay 200 dolar harçlık koyuyorlar, yeter ki Türkiye’de okuma, gel Kürdistan’da oku diyorlar. Buna mukabil… Kuzey Irak’ta dünyaya gelen kendi çocuklarını, Kürdistan yönetimi kasasından, adam başı 5’er bin dolar ödeyerek, İstanbul’daki vakıf üniversitelerine kaydediyorlar.

İçme suyu şebekelerini biz kurduk.
Toplu konutlarını biz diktik.
Spor salonlarını biz yaptık.
Alışveriş merkezlerini biz inşa ettik.
Petrol tesislerini biz kuruyoruz. Petrollerini doğalgazlarını bizim sırtımızdan satsınlar diye, kendi ellerimizle kendimize boru döşedik.
Beş yıldızlı otellerini biz yaptık, Kürdistan’ı güzelleştirmek için harıl harıl çalışıyoruz, yedi yıldızlı bir otel yaptık Süleymaniye’ye, ismi Güzellik Şehri.

Talabani “Türkiye’ye kedi bile vermem” derken, pkk’lıların ücretsiz tedavi edildiği hastaneleri biz yaptık, tıbbi laboratuvarlar, sağlık merkezleri kurduk. Erbil’deki hastanede çalışan bir Türk doktorun röportajı vardı geçenlerde… “Buraları İstanbul’dan güvenli” diyordu.

Kafamıza çuval geçirdiler, kelepçe taktılar, subayımızın kaburgasını kırdılar, Türkiye’nin gururunu yerlerde sürüklediler. Teşekkür mahiyetinde… Kürdistan’daki Amerikan üssünü biz inşa ettik. Kürdistan’daki Amerikan elçiliği binasını biz yaptık.

Kendi vatandaşımıza 20 kuruştan verdiğimiz elektriği, Kürdistan’a yarı fiyatına, 10 kuruştan veriyoruz. Kullandıkları ampul de bizden.
Kanalizasyonlarını, arıtma tesislerini, sulama kanallarını, enerji iletim hatlarını, köprülerini, viyadüklerini biz yaptık. Eminim hatırlarsınız… Türk işçilerini taşıyan kiralık uçak Bağdat’a inerken, çakılmıştı, hepsi rahmetli olmuştu. İşte o işçilerimiz, Kürdistan’a arıtma tesisi kurmaya gidiyorlardı.
Duhok’la Zaho’yu dağın altından birbirine bağlayan tüneli biz yaptık. Kendi memleketimizdeki tünelleri İtalyanlara yaptırıyoruz, Kürdistan’ın tünellerini biz yapıyoruz.
Erbil-Kerkük yolunu, Erbil-Duhok yolunu, Erbil-Selahaddin yolunu, Divaniye-Samawa yolunu biz yaptık. Erbil’in 42 köyünün içme suyu şebekesini biz yaptık.

Barzani’nin babasına anıtmezar yaptık.

Los Angeles Times gazetesi mesela, 2006 senesinde, Kürdistan’la alakalı geniş geniş tanıtım haberi yapmıştı. Bu haber vesilesiyle, Kürdistan’daki akçeli işlerin göbeğinde olan gazeteci İlnur Çevik’le konuşmuştu. Becerikli gazeteci İlnur Çevik, “Türk hükümetiyle Kürtler arasında gizli bir birleşme var” demişti. Peki bu İlnur Çevik denilen arkadaş, şu anda ne iş yapıyor? Asrın liderimizin başdanışmanı oldu, Ak Saray’da çalışıyor.

Banka binalarını biz yaptık.
Et entegre tesislerini biz yaptık.
Kapalı otoparklarını, altgeçitlerini, üstgeçitlerini biz yaptık.
Plazalarını biz yaptık, havuzlu villalarını biz yaptık, sosyal yaşam gelişsin diye sinemalarını, tiyatrolarını, kültür merkezlerini biz yaptık. Çocukları mutlu olsun diye oyun parklarını biz yaptık, İstanbul’daki Tatilya’yı bile Kürdistan’a gönderdik.
Erbil caddelerindeki okaliptüs ağaçları savaş sırasında kurumuştu, vah vah, derhal devreye girdik, sosyal sorumluluk projesi kapsamında, para mara almadan, palmiye ağaçları diktik.

Çöpçülük de bizim… İnsanın koltukları kabarıyor. Belediye binalarıyla beraber, caddelerin, sokakların temizlik ve çöp toplama işini biz yapıyoruz. Ne kadar gurur duysak azdır. Kürdistan’ın kamu hizmetlerindeki garsonluk ve “uşak”lık işine de talibiz.

Başika kampı işte budur.

Sayın ahalimiz uyanmasın diye söylemiyorlar ama… Sadece Başika değildir. Başika’nın yanısıra, Erbil’de Selahaddin’de Süleymaniye’de Musul’da Kerkük’te Telafer’de Zaho’da Duhok’ta Amediye’de Diyana’da Batufa’da Kanimasi’de Bamarni’de kampımız var, askerlerimiz var, tanklarımız var.

Kürdistan’ı bize kurdurdular.
Bekçiliğini de bize yaptırıyorlar.

Yılmaz Özdil