Yılmaz Özdil; Maraş’ın kahramanı olur. Urfa’nın şanlısı olur. Antep’in gazisi olur. Kahraman kazan olur mu birader..

Sene 1402… Timur’un generaliydi, meşhur fil ordularının komutanıydı, Ankara’ya geldi, Çubuk ovasına karargahını kurdu, fillerine zırh giydirdi, zincirlerle birbirine bağladı, 32 filden oluşan devasa bir dozer meydana getirdi, süpüre süpüre ovaya daldı, hilal şeklinde konumlanan Yıldırım Bayezid’in ordusunu tam göbekten darmadağın etti, esir düşmesine sebep oldu, parçalanan Osmanlı fetret devrine girdi, az daha tarihten siliniyordu. Ecdadımızı böylesine haşat edip, kaderimizi felaketin eşiğine getiren o adamın ismi, İsen Buga’ydı.

Gel zaman git zaman… Başkentin havaalanı Etimesgut’taydı. Akp gibi cumhuriyetimize dair her şeyi değiştirme hastalığı olan Demokrat Parti, 1951’de, havaalanının yerini değiştirmeye karar verdi. Çubuk ovasını gözlerine kestirdiler. İsen Buga aşağı, İsen Buga yukarı, fil karargahını kurduğu yerin adı, Türkçe’yi esnetme kabiliyetimiz sayesinde Esen Boğa olmuştu. Havaalanını tam oraya kondurdular.

Böylece… Türkiye Cumhuriyeti başkentinin havaalanına, 600 senelik hezimetin, düşman generalinin adını koymuş oldular!

Peki, İsen Buga ne demekti?
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan, her şeyi çok bildiğini zanneden karşıdevrimci Demokrat Partililer, buna da hiç kafa yormamıştı.

İsen Buga…
Mutlu Öküz demekti!

Yani… Ankara’ya iktidarımızın ve milli iradenin imzasını atalım derken, dünya tarihinde, kendi başkentinin havaalanına, kendi elleriyle “mutlu öküz” tabelası asan ilk ve tek iktidar partisi oldular.

Sene 2016…
Demokrat Parti’nin devamıyız diyen Akp, tıpkı Demokrat Parti gibi başkente imzasını atmak istedi. Ve, kökeni tıpkı Esenboğa gibi 1402’ye dayanan Kazan’ın adını Kahramankazan yaptı.

O yörenin ahalisi elbette kahramandır ama… Kazan nedir?
Savaşı kazan manasında mıdır?
Zafer kazan mıdır?
İşte ona pek kafa yormadılar.

Halbuki kazan, bildiğimiz yemek pişirmeye yarayan, çorba kaynatmaya yarayan kazandır! Çünkü… O bölge, Ankara savaşında Osmanlı ordusu tarafından aşevi olarak kullanılıyordu. 85 bin kişilik orduydu. 85 bin kişiyi hergün doyuracaksın, kazanları düşün gari… O derece büyük, o derece çoktu. Yıldırım Bayezid esir düşünce, ordu ricat etti, taşınması zor olan yükte ağır ne varsa orada bıraktı, kaçtı. Osmanlı ordusu bölgeden çekilince, geriye adeta “kazan denizi” kalmıştı. Terkedilen yüzlerce kazan, bozgun anıtı gibiydi.

Kaybedişin kazan’larıydı.

O yemek kazanları, döndü dolaştı, esenboğa gibi dilimize yerleşti, sanki zafer kazan’manın simgesiymiş gibi, ilçenin adı oldu.

Demokrat Parti zihniyetinin devamı olan Akp de, kazan’ın aslında ne kazan’ı olduğunu hiç düşünmeden, Kahramankazan yaptı.

(Yöre ahalisini onore etmek istiyorsak, kazan’a kahraman ilave edeceğimize, kazan’ın adını değiştirmemiz daha doğru değil miydi?)

Maraş’ın kahramanı olur.
Urfa’nın şanlısı olur.
Antep’in gazisi olur.
Kahraman kazan olur mu birader…
Çizgi film adı mı bu!

Yılmaz Özdil