Yılmaz Özdil; ‘Necip Fazıl’ın hayalini kurduğu kindar gençlik, Türkiye’yi getire getire nereye getirdi?’

Yılmaz Özdil: Gençliğe hitabe

Fetocuların kumpas davaları tamgaz devam ederken, yandaş medyada iftiralara alkış tutulurken, Atatürkçüler “terörist” ilan edilirken, andımız yasaklanırken, Nutuk suç delili kabul edilirken… Asrın liderimiz, Akp gençlik kollarına hitaben konuşma yapmıştı, “dindar gençlik yetiştireceğiz, dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin davacısı bir gençlikten bahsediyorum” demişti.

Hatırladınız di mi? Bu cümle, Necip Fazıl’ın “gençliğe hitabe”sinden alıntıydı.

Bu cümlenin devamı vardı. Asrın liderimiz devamını söylememiş, orasını es geçmişti! Çünkü… Necip Fazıl “kindar gençlik” cümlesinin devamında “halka değil, hakka inanan, meclisinin duvarında ‘hakimiyet hakkındır’ düsturuna hasret çeken bir gençlik” diyordu.

1975’te kaleme almıştı.
Aklınca, Atatürk’ün gençliğe hitabesine alternatif olarak yazmıştı.

Bu hitabede… Türkiye Cumhuriyeti’nin son 50 senesini, yani 1920’den sonrasını “işgal ordularının bile yapamayacağı cinayet, öldürücü küfür, çürük, süründürücü, taklitçi” diye tarif ediyordu.

Türkçe’yi “son moda kurbağa dili”ne benzetiyordu.

İşdünyasını tehdit ediyor, “Allah buyruğunu kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın! Bunun ihtarını edecek bir gençlik” diyordu.

Laik eğitim sistemine “komik üniversite, hokkabaz profesör, yalancı ders kitabı” diyordu. Gençleri yetiştiren kurumlara “zehirli tesir” diyordu.

Gazetelere “fuhuş albümü” diyordu.

Cumhuriyet’e bağlı aileleri “temeli yıkık” diye niteliyordu.
“Annenizi babanızı ninenizi dedenizi bile beğenmeyin, gerçek müslüman olsaydınız bunlar başımıza gelmezdi diye hesap sorun, gerçek müslümanlığı gösterin” diye akıl veriyordu.

“Bu gençliğin ilk filizlerini görüyorum, şekillenmesi için 30 yıldır, devrimbaz kodomanların viski çektiği kamış borularla, kalemime ciğerimden kan çekerek yırtındım” diyordu.

“Genç adam! Senden beklediğim, manevi babanın tabutunu musalla taşına, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dava taşını gediğine koymandır. Surda bir gedik açtık, mukaddes mi mukaddes, ey kahpe rüzgar, artık ne yandan esersen es” diyordu.

Türkçe mealiyle özetlersek… Necip Fazıl’ın gençliğe hitabesinde bahsettiği gençlik “kindar, demokrasiye inanmayan, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’i reddeden, devlet yönetiminde şeriat isteyen, Cumhuriyet’i dinsizlik, devrimcileri ayyaş, devrimleri kahpe rüzgar olarak nitelendiren, Türkçe’yi aşağılayan, kendi çizgisine gelmeyen işdünyasını açıkça tehdit eden, laik eğitimi zehirli gören, yandaş olmayan medyaya fuhuşçu damgası yapıştıran, neticede, bu davanın taşını gediğine koyana kadar mücadele edecek bir gençlik”ti.

Necip Fazıl’ın hayalini kurduğu kindar gençlik, Türkiye’yi getire getire nereye getirdi?
15 Temmuz darbesine getirdi.

Ve dün…

Fetö davası, başkent Ankara’da başladı.

Çatı iddianamesinin girişinde ne var biliyor musunuz?
Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi var!

Evet… Mahkeme başkanı ilk duruşmayı iddianamenin girişindeki alıntıyı okuyarak açtı ve aynen şunları söyledi: “Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nde Türk gençliğinin birinci vazifesi, Türk istiklalini ve Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmek olarak ilan edilmiştir. Bu gençliğin, devlet egemenliğini gizli bir örgütün ele geçirmesini acziyet içinde seyretmesi beklenemez.”

Allah’ın tokadı yok dedikleri, işte tam olarak budur.

Necip Fazıl’ın kindar gençliğinden yola çıkarsın, dönersin dolaşırsın, hepinizi kurtarsın diye, Atatürk’ün asil Türk gençliğine varırsın!

sozcu.com.tr