Yılmaz Özdil: Öğretmen

Süperzeka vatandaşımız tavuk yetiştirmeye karar vermiş, 50 tane civciv almış, kafalarından saksıya gömmüş, sulamış, ertesi sabah büyüdüler mi acaba diye bakmış ki, hepsi telef… Herhalde yanlış ektim diye düşünmüş, 50 civciv daha alıp, bu defa ayaklarından saksıya gömmüş, sulamış, ertesi sabah onlar da telef… Galiba kendi başıma beceremeyeceğim, bilimsel yardım alayım bari demiş, üniversiteye mektup yazıp, vaziyeti anlatmış, ne yapmam lazım diye sormuş… Bir hafta sonra üniversiteden cevap yazısı gelmiş, “saksının toprağından numune gönderin, tahlil edelim.”

20yilmazbey30cm  Yılmaz Özdil: Öğretmen 20yilmazbey30cmProje okul dedikleri budur.

Okulu ele geçirdikleri zaman, o okuldan istedikleri modelde insan yetiştirebileceklerini zannediyorlar. Halbuki okul denilen, alt tarafı bina… O binanın okul olabilmesi için, öğretmen lazım.

Bir örnek vereyim.

(Kabataş’taki türbanlı bacı yalanı’na karşı, tüm saygın liselerimizi temsilen, Kabataş Lisesi gerçeği’nden bahsetmeyi seviyorum.)

Vahit Başar.
Fizik öğretmeniydi.
Kabataş Erkek Lisesi müdür yardımcısıydı.

Öğrencileri anlatıyor… Her sene başında derse girer, fizik defterlerini açtırır, ilk sayfasına “iyi bir vatandaşın vasıfları”nı, ikinci sayfasına “iyi bir Kabataşlının vasıfları”nı, üçüncü sayfasına “memleketi nasıl soyuyorlar”ın maddelerini yazdırırdı. Sınavlarda on soru sorardı, biri mutlaka bu konulardan gelirdi, fizik sorularının tamamını bile bilsen, vatandaşlık sorusunu bilemezsen, fizik dersinden sınıfı geçirmezdi.

Okulun radyosu vardı, idari görevinin yanısıra, bu radyonun gönüllü rehber öğretmeniydi. “Tiyatroda, operada nasıl davranılır, yemekte çatal-bıçak nasıl tutulur, önemli gecelerde nasıl giyinilir” gibi konularda programlar yaptırırdı, çoğunluğu Anadolu’dan gelmiş yatılı okuyan öğrencilerin sosyal hayata katılmalarını sağlardı.

1979’da vefat etti.
Zincirlikuyu’da toprağa verildi.
Rahmetli olmadan önce kendi mezar taşını kendisi hazırladı.
“Ben ölünce kabrime bunu yerleştirin, gelen geçen okusun” dedi.

Ölüm denilen kavram… Ömrü boyunca bıkmadan usanmadan öğreten yurtsever öğretmeni mücadelesinden alıkoyamayacaktı, öğretmeye devam edecekti. Mezar taşına bizzat şunları yazdırdı.

“İyi bir ulus için faydalı eğitim ve öğretim, ekmek kadar kutsaldır.
Türkçe Kur’an’ı, halkın anlayabileceği dilden dini, Allah korkusu, okullarında bilimsel eğitimi ve bilimsel öğretimi olmayan bu millet, böyle giderse, yok olan 16 Türk devleti gibi yok olacaktır.
Bu yıkılışın günahı, başta, kalitesiz ve vurguncu politikacılarla, 50 yıldır gelip geçmiş uyutulan talim terbiyecilerin olacaktır.
Bu vatan için ne sağ, ne sol, Atatürk’ün yolu en kutsal yol.
Bilimde teknikte neyi biz bulduk?
Nobel ödülünde adımız var mı?
Hangi dünya birinciliğini aldık?
Bilimden eğitimden, kaliteli talim terbiyeden yoksun, uyutulan bu milletle pekçok alanda geri kaldık.
Adi politikacılar ve mutlu azınlık, bu milleti harıl harıl soyuyor.
Bilimsel eğitimden yoksun bu zavallı millet ise, horul horul uyuyor.”

Kabataş Erkek Lisesi’ni Kabataş Erkek Lisesi yapan… İstanbul Erkek, Kadıköy Anadolu, Vefa, Ankara Fen, Bornova Anadolu gibi liselerimizi gurur tablosu haline getiren, işte bu Vahit öğretmenlerdir.

Bu okullarımızı “proje okul” haline getirmeye kalkışmak, kelimenin tam manasıyla, Vahit öğretmenin mezar taşında anlattığı derstir.

Eğitim…  Ekmek kadar kutsaldır.  Atatürk’ün yolu…  Eğitimde tek kutsal yoldur.  Vahit öğretmensiz okullar, civciv yetiştirmeye çalışılan saksılardan farksızdır.

Yılmaz Özdil