Yılmaz Özdil: Şerden hayır çıktı

Yüz sene önce değil.  Üç sene önce.  Tam bu ay.  Ekim.

Darbeci imamlar tarafından kumpasla esir alınan Atatürkçü subaylar, siyasetçi imamların alkışları arasında, hakim-savcı cübbesi giymiş casus imamlar tarafından infaz edildi. Balyoz davasının mahkumiyet kararları Yargıtay tarafından onanmış, umutlar tükenmişti.

Yok öyle!  Ordu yenilebilir.  Halk yenilmez.

“Sahte delillerle asrın iftirasına uğradılar, sahte kalabalık olmayalım” sloganıyla mektup kampanyası başlattık. Maltepe askeri cezaevi’ne mektup yağdı. Sağanak… 1 milyon 300 bin mektup geldi.

Dünyanın en büyük ailesi, kendilerini yalnız hisseden, unutulduklarını düşünen kahraman evlatlarına sahip çıktı. 81 şehrimizin 81’inden de mektup vardı. ABD’den Japonya’ya, Norveç’ten Birleşik Arap Emirlikleri’ne, Kosta Rika’dan Yeni Zelanda’ya, oralarda yaşayan yurttaşlardan, 54 ülkeden mektup geldi.

*

Balyoz esiri subaylarımızla halkımız arasında çağdaş akrabalıklar oluştu. Kimi yaşlımız “sevgili oğlum” diye başlıyordu mektubuna, kimisi “ağabey” diye, kimisi “kardeşim” diye hitap ediyordu.

Asrın iftirası…  Kamu vicdanında beraat etmişti.

PTT’den kamyonetle taşınıyordu mektuplar, kamyonetle… Tasnifi bile günler alıyordu. Maltepe’nin tek başına başa çıkabilmesi mümkün değildi, Silivri, Hadımköy, Hasdal, Mamak, Sincan, Şirinyer’e paylaştırdılar, gece gündüz mektup okuyup, tek tek cevap yazdılar.

Hem sizin onlara gönderdiğiniz mektupların üzerinde, hem de onların size gönderdiği mektupların üzerinde “er mektubu görülmüştür” damgası vardı. Bu damgayı vuranlar… Onur duyduğumuz general-amirallere, madalyalı albaylara akıllarınca “er” diyerek hakaret ettiklerini, aşağıladıklarını düşünüyorlardı.

(Fetocular ve işbirlikçi liboş tayfası da derhal saldırıya geçti. Karalamaya çalışıyorlardı. Mektup gönderen yurttaşların “darbeci” olduğunu yazan şerefsizler bile oldu. Gazeteci etiketi taşıyan bu tetikçilerin çoğu, şu anda ya fetoculuktan hapiste, ya yurtdışına kaçtı.)

6  Yılmaz Özdil: Şerden hayır çıktı 6 36

Medya ve yayıncılık camiasında herkes korkudan masanın altına saklanırken… Bir delikanlı yürek, Kırmızı Kedi Yayınevi’nin sahibi Haluk Hepkon, Maltepe’ye ziyarete geldi, bu mektupların kitap yapılmasını önerdi.

Mektuplar, tüm esirler adına, hava kurmay albay İsmet Çınkı, deniz kurmay albaylar Ender Kahya, Cem Okyay, Yavuz Uras ve Erdinç Altıner tarafından derlendi.

“Er mektubu görülmüştür” damgasını, gurur vesikası kabul ediyorlardı. “Bu mektuplar karşısında tüm madalyalar, tüm rütbeler kifayetsiz kaldı, kıvanç duyuyoruz, hem Mustafa Kemal’in askeri, hem yüce Türk milletinin erleriyiz” dediler… Kitabın adını “Er Mektubu Görülmüştür” koydular.

Kitabın satışından tek kuruş almadılar. Haluk Hepkon, tek kuruşuna dokunmadığı gibi, daha geniş kitlelere ulaşabilmesi için, üstüne kendi cebinden para harcadı. Kitabın tüm geliri, fırsat eşitliğinden faydalanamayan çocuklarımızın eğitimine harcanmak üzere, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne bağışlandı.

Kitabın tanıtımı için imza günü düzenledik. Asrın iftirasına, asrın imzası oldu… İlker Başbuğ, Uğur Dündar, Müjdat Gezen, rahmetli Tarık Akan, rahmetli Levent Kırca, Profesör Aysel Çelikel, Metin Feyzioğlu, Nasuh Mahruki, Sinan Meydan, Rutkay Aziz, Ayşenur Arslan, Ruhat Mengi, Atilla Sertel, Ümit Zileli, Soner Yalçın, Nedim Şener, Yazgülü Aldoğan ve ben… Esir subaylar adına imzaladık. Bedri Baykam da gelecekti, Barcelona’daki sergisine denk geldi, yüreği bizimleydi. Yaşar Nuri Öztürk ise, hastalığı ağırlaştığı için aramızda olamadı. İmza gününü stadyumda yapsak, gene sığmazdı. Üç gün imzalasak, gene bitmezdi. O nedenle iki saatle sınırlandırdık, sembolik olsun istedik, sekiz saatte zor bitirebildik!

Haysiyetli (!) basınımız, bu kitaba ambargo uygulamak, duyurmamak için elinden geleni yaptı ama, başaramadı. Yalaka medya, sosyal medyaya yenildi… Yurtsever insanlarımız gönüllü mesai harcadı, twitter’dan facebook’tan günlerce duyuru yapıldı.

Ve neticede…  Şerden hayır çıktı.  Karanlık günlerin imecesi… Eğitim yuvasına dönüştü.

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Er Mektubu Görülmüştür’ün geliriyle, İzmir Torbalı’da, Avukat Şule Nazlıoğlu Eğitimevi’ni açtı.

Avukat Şule Nazlıoğlu… Dünya hukuk tarihinde ilk defa, tek başına, cübbesini giyip, Anayasa Mahkemesi’nin önünde adalet nöbeti başlatan… Halkın vicdanında beraat eden asrın iftirasının, hukuk önünde de iflasını sağlayan… Anıt kadın.

Bu eğitim yuvasına Şule Nazlıoğlu adının verilmesini, bizzat kitabı kaleme alan subaylarımız istedi. Çünkü… Rahmetli Türkan Saylan’ın vizyonuyla, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin okuttuğu kız çocukları için, kardelenler için, bu anıt kadın’dan daha iyi bir rol model olamazdı.

Bu eğitimevi, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin yurt genelindeki 16’ncı eğitimevi… 17’ncisi 29 Ekim’de Çanakkale’de açılacak. Bu eğitimevlerinde sadece çocuklarımızın değil, fırsat eşitliğinden faydalanamayan kadınlarımızın eğitimi de amaçlanıyor. Meslek edinmeleri için ücretsiz kurslar veriliyor. Kadınlar ve çocuklar için, ücretsiz, bilgisayar, fotoğrafçılık, ahşap boyama, keçe, resim, drama kursları veriliyor. Kültürel etkinlikler, okuma günleri, konferanslar düzenleniyor. Gönüllü öğretmenler, ihtiyaç sahibi çocuklarımızla buluşturuluyor, burs imkanları sağlanıyor. Her eğitimevi, her sene en az 400 ailenin hayatına dokunuyor.

Okul binası yapıp, “projeci” milli eğitime devretmek yerine… Halkla direkt temas kuran, Atatürkçülüğü, çağdaşlığı merkez alan, çok doğru ve sürekli bir eğitim modeli.

Gerçekten hepinizin görmesini isterdim, coşkulu, eğlenceli, geleceğimize dair moral veren bir gündü. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanı Profesör Aysel Çelikel, yönetim kurulu üyeleri, bizzat katıldılar. Torbalı’nın güzel insanları, Karşıyaka, Selçuk, Bergama, İzmir’in neredeyse tüm ilçelerinden ÇYDD üyesi pırıl pırıl gençler katıldı, Aydın’dan Söke’den Kuşadası’ndan gelen gençler vardı, öğretmenler vardı. Atatürkçü Düşünce Derneği’nin İzmir yöneticileri aramızdaydı. Er Mektubu Görülmüştür’ü kaleme alan, Maltepe’deki arkadaşlarım oradaydı. Haluk Hepkon oradaydı. Balyoz-Ergenekon iftirasına uğrayan subaylar İstanbul’dan Ankara’dan İzmir’den geldi, Kumpas-Der başkanı askeri hakim Ahmet Zeki Üçok geldi. Balyoz şehidi deniz kurmay albay Murat Özenalp’ın kızkardeşi, yanımızdaydı. CHP milletvekilleri Musa Çam, Tuncay Özkan, kumpas sürecinde hapishane hapishane gezip destek olmaya gayret eden Atilla Sertel, yanımızdaydı. Kurdelayı, Profesör Aysel Çelikel, Şule Nazlıoğlu ve tüm esirleri temsilen hava kurmay albay İsmet Çınkı, birlikte kestiler. Efelerin diyarı orası… Zeybek oynandı. Çocuklarımız halk oyunları sergiledi, dans etti, şarkı söyledi.

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği genel başkanı Profesör Aysel Çelikel, ders niteliğindeki açılış konuşmasında haykırdı:
“Yarının bugünden daha güzel olması için birlikte olacağız, Cumhuriyet sevgimizle bunu başaracağız, özgürlükler bir kere kazanıldı diye ilelebet devam etmez, her nesil kendi özgürlüğünü kendisi kazanmalıdır, dinselleştirilmeye çalışılan eğitime karşı koymaktan korkmayacağız!”

En karanlık günlerde bile korkmayan… Dünyanın en büyük ailesine teşekkür ederim.

Yılmaz Özdil