Zeki İnsanlar Neden Daha Zor Aşık Olur ve Daha Zor Arkadaş Edinirler?

..ve hattâ neden arkadaş edinmekte bile zorlanırlar? 🙁

1. Hem kendilerinin, hem de karşılarındakilerin hisleri üzerine çok fazla düşünürler.

Fazla akıllı olmanın zararlarından biri de budur… Zeki insanlar hem kendi duygu ve düşüncelerini, hem de potansiyel partnerlerininkileri gereğinden fazla analiz ederler; eldeki bilgileri toplarlar ve genelde doğru olan bir takım gelecek tahminlerinde bulunurlar.

‘Genelde’ diyoruz; çünkü aşk pek mantık işi değildir, değil mi ama? Zeki insanlar muhtemel bir ilişkideki anlaşmazlıkları, kavgaları ve benzeri olumsuzlukları hemen sezebilirler, bu yüzden gardlarını indirmeye pek yanaşmazlar. Gel gelelim, işin büyüsü küçük de olsa bu anlaşmazlıkların yaşanmama ihtimalinde saklıdır.

Bunu hep es geçerler…

2. Karşılarındakilere açılmak için gereğinden fazla zaman ihtiyaç duyarlar.

Zeki insanların beyinleri sürekli fazla mesaidedir. İlişkilerinde yolunda gitmeyebilecek tüm detaylar, tüm sebepleriyle birlikte her zaman kafalarının bir köşesinde dolanır. Yerli yersiz endişelenmelerinin ve fazla düşünmelerinin açığa çıkmasını pek istemezler, bu yüzden insanlarla ilişki kurmak onlar için her zaman risklidir.

Çoğunlukla soğuk ve mesafeli başlarlar ilişkilere; yelkenleri suya indirmeyi hep ertelerler, karşılarındakine açılmak için doğru zamanı hep kaçırırlar, böyle böyle yalnız kalırlar…

3. Geçmiş tecrübelere takılıp kalırlar…

Büyük zekaların aşık olmak için önlerindeki belki de en büyük engel, geçmişe takılıp kalmış olmalarıdır… Geçmişte yaşadıkları tecrübeler hep orada bir yerde saklı kalır. Bir önceki ilişkilerini her ne kusur berbat ettiyse, hayatlarının geri kalanındaki tüm ilişki potansiyelleri için bitmek bilmez bir tehdit haline gelir.

Eski aşkın yarattığı acılar, henüz emaresi bile okunmamışken yeni ilişkinin üzerine çöküverir; yeni partnerin omuzlarına kaldıramayacağı yükler yüklemek demektir bu. Kaldıramaz o da…

4. Açıkça, çoğunlukla yalnız olmayı tercih ederler.

Yukarıda sıraladığımız tüm durumlar tek bir sonuca yönelir; zeki insanlar aidiyet duygularını kaybederler ve yalnız olmayı seçerler. Üzerine fazlaca düşündükleri bir seçenektir bu: Yalnız olmak başkalarına açılmamak demektir, sırları açık etmemek, muhtemel problemlerle karşılaşmamak demektir.

Bekârlık sultanlıktır zeki insanlar için, yalnızlık iyidir.

5. Aslına bakarsanız… Arkadaş edinmekte de oldukça zorlanırlar :/

Yukarıda sıraladığımız tüm maddelere, London School of Economics’te evrimsel psikoloji profesörü olan Satoshi Kazanava’nın ekleyeceği bir madde daha var;

İnsanlar, benzer kafa yapılarına sahip insanlarla sürekli olarak iletişimde kaldıklarında mutlu olurlar. Daha yakın ilişkiler, daha mutlu bireyler demektir. Kulağa çok mantıklı gelen bu kural, ne yazık ki zeki insanlar için geçerli değildir. IQ seviyesi arttıkça, diğer insanlarla iletişim kurma ihtiyacı azalır. Zeki insanlar çok sosyal olduklarında hayatlarından daha az memnuniyet duyan bireyler haline gelirler. Çok sosyalleşmek, ne yazık ki onları içten içe bitiren bir davranış biçimidir…

…çünkü evrimle de ilgisi vardır biraz.

Zeki bir insanın odaklandığı şeyler bambaşka bir noktadadır. Başkaları ile iletişim kurmak onlar için rahatsız edicidir, çünkü odaklandıkları şeylerden uzaklaşmaları anlamına gelir. Odakları kaybolduğunda iç dengeleri bozulur, negatif duygularla dolarlar.

Bunun sebebi biraz olsun evrimle ilgilidir desek?

Zamanın başlangıcında insanlar kabileler halinde yaşıyorlar; çünkü bu sayede kendilerini güvende ve işe yarar hissediyorlardı. Çağlar ilerledikçe ve teknoloji geliştikçe, insanın başkalarına ihtiyacı gittikçe azaldı. Ammavelakin, atalarımızın genlerine yerleşen ‘Çoğunlukta huzurlu olma’ hissi bâki kaldı. IQ’su yüksek insanlar, ortalama beyinlere göre azıcık daha fazla evrimleşmiş oldukları için bu hissi çoktan kaybettiler

Katılır mısınız bilemiyoruz, ama derinlemesine araştırmak size kalmış:
Teorinin adı Savanna Mutluluk Teorisi 😉

Kaynaklar: Brightside.me [1] & [2]